[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Ekvador’da maden savaşları - Soner Torlak
- - 10 Mayıs 2008

Eduardo Galeano, Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nda, İspanyol “fatihlerin” altın humması içinde Guatemala yerlilerine saldırmalarını anlatırken, Miguel Léon Portilla’nın 1964 tarihli Mayalar’ı anlatan eserindeki bir yerlinin ağzından şunları alıntı yapar: “o kadar çok yerli öldürüldü ki, akan kanlardan koca bir ırmak oluştu. Bugünkü Olimtepeque Irmağı işte odur. Akan kandan gün bile kıpkırmızı kesildi”.

Galeano, bir başka yerde de, yakıp yıkarak üzerlerine gelen İspanyollardan af dilemek için onlara altın kolyeler yollayan götüren Montezuma’nın elçilerinin söylediklerini sunar: “İspanyollar aynı büyülenmiş gibilerdi. Tıpkı maymunlar gibi durup durup okşayarak elleriyle tartıyorlardı altını. Büyük sevinçlerini gösteren taşkın hareketlerle oturup kalkıyorlardı. Yürekleri gençleşmiş ve ışımıştı sanki. Delice arzu ettikleri şey belli ki buydu. Aç domuzlar gibi saldırıyorlardı altına”. Latin Amerika’nın tarihi, sömürü ve soykırımların tarihidir aynı zamanda ve bu kıtadaki her halkın kaderi, sömürgeci istilacıların değer verdikleri madenlerden ve zenginliklerden ne kadarına sahip olduklarıyla belirlenmiştir.

Gün gelir, devran döner, yerli önce katledilir sonra köle olur, ayağa kalkabildiğinde ikinci sınıf vatandaştırlar ve sayıları bir avuç kalmıştır. 500 yıl önce Yerlilerin “denizin üstünde giden tepe” dedikleri gemilerle gelen “fatihler”, önce katletmiş sonra sömürmüş, yeni yüzyılda ise yönetmeye başlamıştır onları. Bizim hikâyemizdeki maden şirketleri ise bu “fatihler”in son kuşağına mensuptur. Sonra gün gelir bu yerliler ayaklanır, 500 yıllık bir toprak dökülür üstlerinden, kendi topraklarında kendileri egemen olmak isterler, “temsilen” olurlar da ancak fatihlerin son kuşağı da henüz pes etmiş değildir. İşte bu 500 yıllık kavganın son rauntlarından biri bugünlerde Ekvador’da oynanıyor. Ekvador halkı, petrol üzerindeki hakkına yönelik düzenlemenin meclisten geçmesini sağladıktan sonra, bu kez de ölüm saçan maden şirketlerini ülkelerinden kovmak için sokaklardaki yerini aldı ve hükümeti altın madenlerine yönelik kapsamlı bir düzenleme yapmaya zorladı.    

Yeni Maden Kararnamesi

15 Nisan tarihinde çıkan yeni 95-1 sayılı Maden kanun hükmünde kararnamesi, Ekvador topraklarındaki madenlerin üzerindeki imtiyazların %88’ini iptal etti. Bu iptal edilen imtiyazların içinde Kanadalı maden şirketlerinin imtiyazlarının tamamı da bulunuyordu ve yasa, toplam 4.474 maden işletme ruhsatını iptal etti. İptal edilmeyen 600 ruhsatın büyük çoğunluğu küçük boy madenlere aitti ve çimento ve inşaat malzemeleri gibi madeni olmayan projelere aitti. Ekvador meclisi eğer yasayı gerektiği gibi uygularsa, Ekvador topraklarında herhangi bir büyük maden işletme projesi yürütülemeyecek.

95-1 sayılı Maden Kararnamesi’nin imtiyazların iptaline yönelik hükümleri şunlar;

1-       İmtiyaz sahipleri toplamda en fazla 15bin hektar alana sahip olan en fazla üç imtiyaz alabilirler.

2-       Hükümet tarafından çeşitli gerekçelerle (yerlilerin yaşam alanı, milli park, havya faunası vs.) korumaya alınmış topraklar üzerinde, bu toprakların tampon bölgelerinde ve su kaynaklarının bulunduğu bölgelerde madencilik yasaktır.

3-       Hükümet mensupları ya da onların yakınlarına verilecek her türlü imtiyaz iptal edilecektir.

4-       Kararnamenin kapsamadığı 600 küçük ölçekli proje dışında bütün madencilik faaliyetleri durdurulmuştur. Yeni imtiyaz verilmesi yasaklanmıştır.

5-       Şimdiye kadar işletme patenti ücretlerini ödememiş bütün imtiyaz sahiplerinin imtiyazları iptal edilmiştir.  

6-       Kararname, devlete ait bir kamu maden şirketinin kurulması çağrısını yapar. 

7-       Kararname, sadece madenin keşif çalışmalarına ve bununla ilişkili faaliyetlere yatırım yapmış olduğu takdirde madeni işletmeyi sürdürebilecektir.

8-       Bu hükümler, altı ay içinde çıkarılacak yeni Maden Yasası’nın yürürlüğe girmesine kadar geçerlidir. Eğer yasa altı ay içinde çıkmazsa, şirketler işletme imtiyazları alabilmek için hükümetle müzakere etmek zorundadırlar. Yeni yasa, temel hükümlerini işbu kararnameden alacaktır. 

Kararnamenin imtiyazlar alanını düzenleyen maddelerine şöyle bir göz atarsak, metnin başta yabancı maden tekelleri olmak üzere bütün büyük şirketlerin Ekvador’da çalışma yapmasını de facto yasakladığı sonucuna varabiliriz. Kararnamenin 3. maddesi, mevcut yerli imtiyaz sahiplerinin zaten bir şekilde hükümet ve kamu yönetiminde bulunan kişilerle eş/dost/akraba olduğu düşünülürse, yerli imtiyaz sahiplerini de hedefler nitelikte. “Kararname, devlete ait bir kamu maden şirketinin kurulması çağrısını yapar” diyen 6 madde ise bütün büyük şirketlerin korkmasına ve yoğun propaganda ve rüşvet faaliyetlerine başlamalarına sebep olan madde.  Çünkü bir kamu maden şirketinin kurulması demek, Ekvador madenlerinin devlet tekeline alınması anlamına geliyor.

7. madde bile aslında başlı başına bütün büyük şirketlerin imtiyazlarının kendiliğinden iptal edilmesine yol açacak denli kurnaz bir madde. Şu anda Ekvador’da bulunan şirketlerin neredeyse hiçbiri, işlettikleri madenin keşif sürecine katılmış değil. Bunun yanında keşif sürecine katılsa dahi “bununla ilişkili faaliyetlere yatırım yapmış olmak” oldukça kapalı bir anlama sahip ve hükümet bu maddede muhtemelen, imtiyaz sahibi şirketin madenin bulunması, fizibilite çalışması yapılması, madencilik tesisinin kurulması ve ekipmanının sağlanması gibi bütün bir “keşif” anlayışına sahip. Tabi buradaki yorum boşluğu, maden şirketlerinin lehine de kullanılabilir.

Öte yandan “korumaya alınmış topraklar üzerinde madencilik yapılamaması”nı düzenleyen 2. madde konusunda da kafa karışıklığı mevcut. Burada kastedilen madencilik faaliyetlerinin siyanür ve arsenik benzeri maddeler kullanan altın madenlerinin dışında hangi faaliyetler olduğu açık değil. Ancak kararname, herhangi bir yoruma gerek kalmadan, diğer bir sürü şirketin yanında, IMC, IAMGOLD, Aurelian, All Metals, Corriente resources (Ekvadorlu) ve Lowell’s gibi dev maden şirketlerinin Ekvador topraklarındaki her türlü ruhsat ve imtiyazını da iptal etmekte. Ascendant Copper şirketinin bu yılın Ocak ayında, su kaynaklarının güvenliğini tehdit etmesi nedeniyle elinden alınan imtiyazları da bu kararnameyle birlikte geri verilmemek üzere ortadan kalkmış durumda. Ayrıca yeraltı minerallerini kullanma hakkı her şekilde yasaklandı. Bu da en başta suyun özelleştirilmesinin önüne set çekmek anlamına geliyor. 

Hükümetin maden politikası

Her ne kadar Ekvador Meclisi içinde maden şirketleriyle akçeli ve alengirli ilişkiler içinde olan milletvekilleri varsa da, diğer tarafta da, her ikisi de devlet başkanı Rafael Correa’nın iktidar ittifakına üye, Enerji ve Maden Bakanı ekonomist Alberto Acosta’nın ve bir Sarayaku yerlisi olan Meclis Doğal Kaynaklar Çalışma Grubu başkanı Monica Chuji’nin başını çektiği çok güçlü bir büyük ölçekli madencilik karşıtı grup bulunuyor. Bu ikiliden Acosta, ciddi bir ekonomist olarak altın madenciliğinin gelişmekte olan bir ülkenin ekonomisi için ne anlama geldiğini bilecek kapasitede ve Chuji ise üyesi olduğu yerli topluluğuyla birlikte uzun yıllardır petrol sömürüsüne direnmiş ve madenlerin yaşam alanlarında yarattığı tahribata yakından tanık olmuş biri.    

Ülkenin kontrolden çıkmış maden sektörü için çözüm niteliğinde radikal bir açılımın yapılacak olmasının sır olmadığını da belirtmek gerekiyor. Bu yılın şubat ayının başında (iktidardaki) Ülke İttifakı’nın temsilcisi ve Meclis Doğal Kaynaklar Çalışma Grubu başkanı Monica Chuji, bir gelişme modeli belirlenene kadar Kurucu Meclis''in ülkedeki madencilik imtiyazlarını geçici olarak durduran bir kararname üzerine çalıştığını zaten açıklamıştı. Chuji, maden şirketlerinin hukuk tanımayan yapılara sahip olduğunu ve pek çoğunun teknik çalışma yapmadan madencilik izni aldığının aldığını çizmiş ve devletin kontrol mekanizmalarındaki eksiklere değinmişti. Hatta Chuji daha da açık konuşarak, yeni düzenlemeyle imtiyazların devletin kontrolüne geçeceğini, insan haklarını, çevre korumasını garanti altına alan yeni yasal düzenlemelerin zorunlu hale geldiğini söylemiş ve mevcut maden sisteminin Ekvador halkına hiçbir getirisi olmadığına dikkat çekerek ülkenin doğal kaynaklarının sömürüsünün durdurulması gerektiğini vurgulamıştı.

14 Mart tarihinde ise bu sefer devlet başkanı Rafael Correa, hükümetinin petrol ve maden anlaşmalarını gözden geçireceğini ve Ekvador''un dış borcunu yeniden yapılandıracağını belirterek, “ülkemizin yabancı yatırımlar karşısında diz çökmesine izin vermeyeceğiz" demişti.

Ardından, meclisteki büyük ölçekli madencilik karşıtı grubun diğer önde gelen ismi Alberto Acosta da, Mart ayının sonunda, devlete ait topraklar üzerinde bulunan bütün maden ocağı işletme imtiyazlarının gözden geçirileceğini bildirmiş ve devletin bu sektörde teknik, ekonomik, sosyal ve çevresel kontrolünün gerekliliğini vurgulamıştı. Acosta ülkenin ihtiyaçlarına cevap üretmeyen sorumsuz maden yönetimlerini her zaman kontrol altına almaya çalışacaklarını belirterek "devlet düzenleyici, kurumları denetleyici olmalı ve maden endüstrisine katılım göstermeli" şeklinde konuşmuştu.

Ancak hükümet her ne kadar bu kadar cüretkâr bir kararnameye imza atmış olsa da, devlet başkanı Correa’nın tutumu konusunda kafalar oldukça karışık. Özellikle de, 8 Nisan’da Azuay bölgesinde Kanadalı Iamgold şirketi tarafından işletilen altın madeninin faaliyetlerinin durdurulması talebiyle sokaklara dökülen bölge halkı ve öğrencilere polisin gaz bombalarıyla saldırarak 17 kişiyi gözaltına alması ve başkan Correa’nın da haftalık radyo programında göstericeler yüklenerek, “madencilik karşıtı gösterilerin kovuşturmaya uğrayacağı ve yasal cezaların uygulanacağı” tehdidini savurması olayları düşünüldüğünde, bu gösteriden hemen bir hafta sonra çıkan Maden Kararnamesi’nin toplumsal hareketler tarafından coşkuyla karşılanmaması ve hatta çok önemsenmemesi de anlam kazanıyor. Bu arada kararnamenin bu kadar erken çıkmasında maden karşıtı göstericilerin 21 Nisan’da ulusal çapta eylem çağrısı yapmasının payı olduğunu da gözden kaçırmamak gerekiyor

Burada önemli olan soru ise şu: yaşam alanlarında ciddi tahribat yaratan büyük maden işletmeciliği tamamen kaldırılacak ve yasaklanacak mı, yoksa Ekvador hükümeti, büyük şirketleri ülkeden kovarak büyük maden işletmeciliğine bu sefer devlet tekelinde mi devam edecek? Chuji ve Acosta’nın başını çektiği gruba ve Ekvador’da Correa’yı iktidara yapan halkın çoğunluğuna göre ülkede büyük maden işletmeciliğine son verilmeli. Correa ise dış borcun bütçede açtığı gedikten kurtulabilmek için altın madenlerini devlet tekelinde işletme yanlısı. Durum böyle olunca da, kararnamenin ”bu hükümler, altı ay içinde çıkarılacak yeni Maden Yasası’nın yürürlüğe girmesine kadar geçerlidir. Eğer yasa altı ay içinde çıkmazsa, şirketler işletme imtiyazları alabilmek için hükümetle müzakere etmek zorundadırlar. Yeni yasa, temel hükümlerini işbu kararnameden alacaktır” diyen 8.maddesini bir de başka gözle okumak gerekebilir.

Bu anlamda, başkan Correa’nın da aralarında bulunduğu hükümetin bir kesimi, altından elde edilecek olan gelirleri hazine için ciddi bir kazanç olarak görüyorlar. Fakat maden işletmelerinin orta ve uzun vadede Ekvador topraklarına vereceği zarar, kısa vadede elde edilecek kârdan daha az önemseniyor.        

Maden şirketleri baskıyı sürdürüyor

Öte yandan, maden şirketleri de Ekvador hükümeti üzerinde imtiyazlarını geri alabilmek adına büyük bir baskı oluşturmuş durumdalar. Bu baskının en önemli uygulayıcıları ise Kanada’nın Ekvador Büyükelçiliği, Ekvador Maden Odası ve özel medya. Özellikle medya, maden şirketlerinin halkla ilişkiler bürolarından aldıkları paralarla hemen her saat, yeni çıkan maden yasasının binlerce kişiyi işsiz bırakacağı ve yatırımcıları kaçıracağı propagandasını tekrar ediyor. Medyada sıkça, bu maden yasası nedeniyle hak kaybına uğrayan şirketlerin, durumu uluslar arası mahkemelere taşıdıkları takdirde Ekvador’un çok yüksek oranlarda tazminat ödemek zorunda kalacağı ve hazinede gerçekleşecek bu kaybın yoksulluğu derinleştireceği iddiası da dillendiriliyor. Tam tersi de geçerli tabi ki. Medyaya ve “uzman”lara göre altın madenlerinin Ekvador’da çalışmak istemesi büyük bir lütuf. Ekvador’un tanınmış ekonomistlerinden birine göre, “Ekvadorlular yoksulluk nedeniyle acı çekerken, aslında aradıkları zenginlik hemen ayaklarının altında yatıyor”. Çalışılmış hareketler. 

AKP hükümetinin yolu açmasıyla ülkemize de doluşan ve Bergama’dan bu yana her adımlarında dirençle karşılaşan başta Kanada sermayesine ait olmak üzere yabancı maden şirketlerinin Ekvador’daki sicili de berbat durumda. Sahte ÇED (çevre etki değerlendirmesi) raporları, doğal hayatı yok etme, yanlışlıkla olan “kazalar”, yerli topluluklarının sürülmesi, rüşvet, yolsuzluk ve her türlü ahlaksızlık. Şirketlerin ciddi bir bütçeye sahip olmaları da Ekvador’da gayrı resmi bir saadet zinciri kurmalarını sağlıyor. Hatta maden karşıtı bir yerel yönetici yakın zamanda yaptığı bir açıklamada, Kanadalı maden şirketleri “meclis üyelerinin gönüllerini fethetmek için 300 milyon doları gözden çıkarmış durumda” olduklarını söylüyor.

Öte yandan Ekvador’da maden şirketlerine karşı hareket son birkaç yılda iyiden iyiye genişlemiş ve güçlenmiş durumda. Başını Ekvador direniş tarihinde oldukça önemli bir yere sahip CONAIE’nin çektiği ve yerel topluluk örgütleri, insan hakları grupları, çevreciler ve toplumsal aktivistlerin oluşturduğu blok, meclise maden işletmelerinin yasaklanması için muazzam bir baskı yapmakta. Bu anlamda maden şirketleriyle ilgili yapılacak düzenlemelerin meclisin duvarlarıyla sınırlı olmaması ve bunun da şirket yanlısı düzenlemeler yapmayı zorlaştırması söz konusu.

Ancak burada hükümetin çıkmazına dönersek, halkın %75’inin karşı olduğu maden işletmeciliğine yönelik çıkarılan radikal kararname kâğıt üzerinde kalmadıkça ve uygulandıkça, ki mecliste bunu sağlayacak bir güç mevcut. Correa hükümeti, ek petrol gelirlerinin hazineye aktarılması, yabancı üslerin yasaklanması ve Kolombiya ile yaşanan gerginliğin ardından ciddi bir istihbarat yalanı söyleyen ordu görevlilerini görevden almasıyla arttırdığı desteğini, altın madenleri gibi hayati bir konuda tekrarlamadığı takdirde, ciddi bir muhalefetle karşılaşabilir. Böyle bir durumda da Correa’nın önceki hatasını kesinlikle tekrara etmemesi gerekir, aksi takdirde, ayaklanarak üç cumhurbaşkanı deviren Ekvador yerlileri, bir kez daha ayaklanmaktan çekinmeyeceklerdir, özellikle de yaşam alanları söz konusu olduğunda.

Correa hükümetinin yapması gereken şey ise vaat ettiği üzere altı ay içinde kapsamlı bir maden yasası hazırlayarak, çevreye, doğal hayata, su kaynaklarına ve yerli topluluklarının yaşam alanlarına zarar veren bütün büyük maden işletmelerinin ruhsatlarını iptal ederek, bu alanlarda bir an önce rehabilitasyon çalışmalarına başlamak; küçük çaplı maden ekonomisinin yerel meclislerle ve yerli örgütleriyle eşgüdüm halinde yönetmek için gerekli yasal ve yapısal dönüşümleri gerçekleştirmek; Türkiye dahil dünyanın her tarafında pislik ve ölüm saçan Kanadalı maden şirketlerini arkalarında bıraktıkları siyanür havuzlarını ve maden havzalarını ıslah etmelerine yönelik resmi taahhüt belgeleri imzalatarak ülkelerine geri yollamak. Bu, toprağın ve hayatın gerçek sahipleri Ekvador halkının sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamasının yanında dünyadaki altın madeni karşıtı mücadeleler için de büyük bir moral olacaktır.

Soner Torlak

Kaynakça;

1-       Eduardo Galeano, “Latin Amerika’nın Kesik Damarları”, Çitlembik Yayınları, Haziran 2006

2-       “Reflections of Ecuador’s Mining Mandate”, Upside Down World, 5 Mayıs 2008, http://upsidedownworld.org/main/content/view/1267/68/

3-       Latinbilgi, Ekvador haber ve makaleleri; http://www.latinbilgi.net/index.php?eylem=ulke_goster&ulke_no=105

4-       Marc Saint-Upery, “Meydan Okuyan Sol: Bolivar’ın Rüyası ve Güney Amerika”, İletişim Yayınları, 2007


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Honduras Anayasası'nın 3. Maddesi'nin, silahlı bir gücün iktidarı ele geçirmesi halinde halka İsyan hakkı tanıdığını biliyor muydunuz?
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org