[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Efsane geri döndü – Metin Meşin
- - 02 Aralık 2008

Diego Armando Maradona... Bu ismi şu an duymuş olsam ve hiçbir bilgi sahibi olmasam, bu zatı muhteremin, bir diktatör, büyük bir devrimci, büyük bir marka olduğunu ama mutlaka iddialı biri olduğunu düşünebilirdim. Çocukluğumun sanal ve gerçek mahalle maçlarında, maç anlatan TV spikerlerini takip ederek, “Maradona, Maradona aldı topu gidiyor ve gooool” şeklinde kendimi eğlendirdiğimi ve bu isimle büyülendiğimi pek güzel hatırlarım. Ben diyeyim 7, siz deyin 9 yaşındayken.

Daha 7 yaşındaydım. Belki de taraftar olarak futbol yeni yeni ilgimi çekiyordu. Televizyonda dünya kupası Arjantin-İngiltere maçı var ve bizim bücür, ortasahanın da ortasından topu alıp, kırmızı urbalıları tek tek ipe serip golünü atıyordu. Vay be!

Sonra bücürün marifetleri bununla bitmedi. Napoli’yle fırtına gibi esti, Napoli’yi İtalya’da şampiyon yaptı. Sonra 90 Dünya Kupası, sonra 94’te kanında kokain çıkması ve futbolu bırakmak zorunda kalması... Ondan bu yana hakkında hep spekülasyonlar. Binlerce kadınla birlikte olmuş, devre aralarında cinsel ilişkiye girmiş, uyuşturucunun, alkolün dibine vurmuş, en azından iddiada...

Sonra Küba’da uyuşturucu tedavisi gördüğünü ve koluna Che dövmesi yaptırdığını hatırlıyorum. FIFA’nın düzenlediği ve yüzyılın en iyi futbolcusu anketinde FIFA otoriteleri Pele’yi, halk da internet üzerinden Maradona’yı seçtiğinde Diego’nun cevabı pek şıktı: “Pele kurulu düzenin yıldızı, ben halkın yıldızıyım.”

İngiltere’ye eliyle attığı golü kimseye çaktırmamış ve sonra da o ele “Tanrı’nın eli” demiş Maradona, bu centilmenlik dışı hareketine karşı, zevke ve alışkanlığa batmış olmasına karşı hala futbolun yaşayan en büyük güzelliği olarak görülüyor. Kendisi, son Arjantin maçından çıkarken, yerine bir dönem Fenerbahçe’de de oynayan Ariel Ortega giriyor ancak Maradona’nın yeri sahada dolmuyordu. Ama Ortega’nın da masa başında en az Maradona kadar iyi bir içici olduğu biliniyordu.

Büyük yeteneklerin disipline olması zor olsa gerek. Zira onlar, yeteneklerini planlayarak geliştiremezler. Büyük ihtimalle kendilerinde buluverirler o yeteneği ve isterler; isteklerini takip ederler ve o istek onların yeteneğini katmerler. Artık başka bir duygudan bakarlar dünyaya, ayrıksı olmanın duygusu vardır ve o duygu, insanın kendisine bir şeyler yasaklamasına asla izin vermez. Defalarca hastaneye yatmasına rağmen, daha sonra komaya giren ve ölümün eşiğinden dönen Maradona’yı böyle anlamalıyız sanırım.

İşte o Maradona, artık Arjantin milli takımının teknik direktörü oldu. Başta Messi olmak üzere, dünya çapında ve 20’li yaşlarının başında birçok genç yıldızı olan Arjantin, şimdi bu dehayla bir hava yakalamak isteyecek. Önümüzdeki Copa America’da ya da Dünya Kupası’nda Arjantin, Maradona’nın çocuklarına vereceği yaratıcı arzuyu kupaya kadar taşımak isteyecek. Belki Arjantin ilk kez, tüm dünyada Brezilya’dan fazla desteklenecek Maradona’dan sonra ve bir kez daha onunla. Güneşin, acının, umudun ülkesi Arjantin olarak.

Eller aya biz yaya

Peki bir de Türkiye’ye bakalım, Türk teknik direktörler konusunda ne oluyor? Fatih Terim isimli sarkık t’li şahsiyet, malum milli takımı yönetiyormuş süsü veriyor yıllardır. Ama o da futbolculara gaz vererek, onlarda belirli bir ruh halini oluşturarak deniyor şansını. Bunu yapamadığı zaman, direkt başarısız oluyor. Ama işimiz bu değil. Fatih Terim’in kurduğu ekibe bakalım: Oğuz Çetin, Şifo Mehmet, Ümit Davala, Metin Tekin, Ogün Temizkanoğlu, Ünal Karaman, Hami Mandıralı gibi ya kişilik ya da teşkilat bakımından kendisine uygun bir kadro seçti. Belki Metin Tekin hariç, hemen tümü hocanın adamı olmaya namzet insanlar. Haluk Ulusoy ile birlikte düşünüldüğünde, Ümit Davala’nın hiçbir halt etmeden Galatasaray’a yardımcı hoca olması gözönüne alındığında “ne oluyor yahu orada?” dememek mümkün mü? Bu adamlar gerçekten nitelikleri gereği mi buradalar? Yoksa belirli bir ruh halini oluşturup, dört büyüklerin desteğini sağlamak için mi? Peki Rıdvan, Tanju, Aykut gibi isimler niye yok? Onlar dik başlı ya da fazla teknik adam oldukları için mi?

Fatih Terim sadece başlangıç. Türkiye’de müthiş bir teknik direktör sirkülasyonu var. Her yıl, ligde yabancı hoca çalıştıran takım sayısı iki ya da üçü geçmiyor. Bir yandan da üç maç üst üste kaybeden Anadolu takımı hocayı kovarak, başkasının üç maç üst üste kaybedip kovduğu hocasını hemen takımın başına getiriyor. Yani ligde durum şu: Kerameti kendinden menkul birtakım teknik adam, ne olduğu belli olmadan takım çalıştırmaya başlıyor ve yine ne olduğu belli olmadan gönderiliyor. Ama yerine getirilen adam da aynı düzeyde oluyor. Geçtiğimiz sezon takım küme düşüren hocalar, hiçbir şey olmamış gibi ligin başka bir takımına geçebiliyor ve başarısız olduklarını da hiç söylemiyorlar. Bazı hocalar da ligde sonradan takım alıp küme düşürmelerine rağmen, sonra iş bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Yılmaz Vural’dan, Erdoğan Arıca’ya, Güvenç Kurtar’dan Ümit Kayıhan’a kadar bu böyle.

Türk futbolundaki bir diğer klasik de, bu asansör hocaların (sürekli küme düşüp geri çıkan takımlar için asansör sözcüğü kullanılır) yabancılara verilen şansın kendilerine verilmeyişi, kendilerine o kadar sabırlı davranmamaları yüzünden eleştirilerde bulunmaları. “O takımı bana versinler ben de şampiyon yaparım.” Bu adamların elinde paylaştırılan takımlardan birisinin üçüncü ya da dördüncü olacağı garanti olmasına rağmen, bunu gerçekleştiren adam çok başarılı olduğunu düşünebiliyor.

Ama bu yukarıda saydıklarım gibi olmayan ve gerçek bir futbol geçmişi olan adamlar da var. Ancak bu isimlerin de gerçekten saygı gördüğünü düşünmemeliyiz. Örneğin Rıdvan gibi bir futbol adamı yıllarca işin dışında, yorumcu olarak kalabiliyor. Tüm yorumları destek kazanmasına ve kendisine saygı gösterilmesine rağmen takımının başında sadece 5 hafta kalabiliyor ve yenilgisizken işine son verilebiliyor.

Ya da Ertuğrul Sağlam, bir yıldan biraz fazla sürede bir halt beceremeyip işinden istifa ettiğinde, yönetime yüklenen basın, Mustafa Denizli işin başına geçtiğinde yönetimi unutup, şimdi her şey güzel olacakmış gibi tepki verebiliyor. Mustafa Denizli, tüm olanları bile bile Beşiktaş’ı çalıştırma görevini kabul edebiliyor.

Tüm bunlar şu anlama geliyor ki, Türkiye’de teknik direktör olmak için hiçbir kıstas yok. Eğer kulüpler artist, fiyakalı bir yabancı hoca getirelim dememişlerse, eğer eski bir yıldızını hoca yapmaya karar vermemişse, ya eskiden tanıdığı adamlarla ya da ilişkilerinin olduğu adamlarla çalışırlar. Mutlaka birisi onu tavsiye etmiştir. Fenerbahçe’nin aklına Aragones nereden geldi, daha Avrupa şampiyonası oynanmadan? Ya da Galatasaray’ın aklına Skibbe?

Peki Anadolu takımlarında da aynı şey oluyorsa, nasıl olacaktır ilişki? Örneğin Erdoğan Arıca neden her hocası gönderilen takımın başına geçecek adam olur? Başkası olmadığı için mi? İşini çok iyi yaptığı için mi? Kadir İnanır’ın kuzeni olduğu için mi? Yoksa daha başka ‘bizim çocuk’ ilişkileri mi? Örneğin, hiçbir başarısı ve iddiası yokken, Sivasspor’un teknik adamlığına getirilen Bülent Uygun’un Sakarya ekibinden olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne düşkünlüğü bilinir. Peki ya başkanının yine Sakarya merkezli Sedat Peker grubuyla içli dışlı olması nasıl açıklanacak?

Yoksa, Türk futbolundaki hemen her şey, bu tür kara organizasyonlardan ve ayak oyunlarından mı ibaret? Değil mi?

Metin Meşin

Kaynak: Mavi Defter (mavidefter.org)


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org