[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Sırt çantamda dünya kültürleri: Paraguay – Mustafa Andıç
- - 02 Şubat 2009

Paraguay, Bolivya ile birlikte Latin Amerika’nın en yoksul ülkesi. Sefalet yüzünden gençler umudunu bir başka ülkede arayadursun, kaynaklar geçen yüzyıla değin Latin Amerika’nın en gelişmiş ülkesinin Paraguay olduğunu söylüyor…

Brezilya tarafından bir dolmuşa binip Paraguay sınırına doğru gelirken yanıma elmacık kemikleri çıkık, keskin profilli bir genç oturdu. Bozuk bir  İngilizce ile nereli olduğumu sordu, yanıtımı alınca da anlamlı ve çaresiz bir ifadeyle “siz Türkler çok mu zenginsiniz?” diye sordu. Ardından da yanıt vermeme fırsat tanımadan bir Guarani köylüsü olduğunu söyleyip Paraguaylıların yoksul insanlar olduğunu, bu yüzden seyahat edemediklerini biraz da suçluluk duyarak dile getirdi. Kendi ülkesinde iş bulamadığı için şansını Brezilya’da denemeye karar vermiş. İguazu’da bir tekstil dükkânında çalışmış. Geçici olarak Brezilya ve Arjantin taraflarında mevsimlik işçi olarak pamuk ve kahve toplamaya gidiyormuş. Tarlada çalıştığı zamanlar ayda 30 dolar para alıyormuş. Bu parayla ailesinin de geçimini sağlamaya çalışıyormuş. Son yirmi yılda binlerce Paraguaylı genç iş bulma ümidiyle komşu ülkelere göç etmiş. Anlaşılan “coğrafi keşifler”den bu yana, çalışanların emeğinin sömürülmesi, karınlarının bile doymaması geleneği hiç değişmemiş.

Paraguay, Bolivya ile birlikte tüm Latin Amerika’nın en yoksul ülkesi durumunda. Şimdilerde sefalet yüzünden gençler umudunu bir başka ülkede arayadursun, kaynaklar geçen yüzyıla değin Latin Amerika’nın en gelişmiş ülkesinin Paraguay olduğunu söylüyor. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Paraguay ekonomisi o denli gelişmiş ki, ülkede okuma yazma bilmeyen tek bir çocuk kalmamış. Hatta ülkede telgraf telleri, demiryolu hatları, kumaş ve kâğıt fabrikaları bile varmış. Askeri alanda da bölgenin güçlüsü durumdaymış. Bunları da sıkı bir devletçilik politikası ile başarmışlar. Bu özelliği ile komşu ülkelere model olmasından korkan Batılı ülkeler, başta İngilizler olmak üzere, hemen devreye girip korkunç bir planı yürürlüğe koymuşlar. Hem de ateşi kendi elleriyle tutmadan. Nasıl mı?

İngilizler, Brezilya ve Arjantin gibi iki büyük ülkede ayrıcalıklı ticaret yapma haklarına sahip oldukları için bu bölgedeki tüm ticari faaliyetleri kontrol altında almışlar.

Paraguaylılar İngilizlerin kendi ülkelerinde de ayrıcalıklı ticaret yapma isteğine izin vermeyince plan devreye sokulmuş. Önce Paraguay’ı destekleyen Uruguay’da siyasi ve ekonomik kriz yaratarak yönetimi değiştirmişler ve kendi isteklerine boyun eğen kukla bir yönetimi iş başına getirmişler. Ardından da 1865-1870 arasında İngilizlerin finansörlüğünde başlatılan ‘Üçlü Birlik Savaşı’nda, Arjantin, Uruguay ve Brezilya İngilizlerin çıkarları doğrultusunda Paraguay’a savaş açmışlar. Bu arada Brezilya ve Arjantin, daha savaştan önce ülkeyi paylaşan bir gizli anlaşma yapmışlar. Uruguay ise bu savaşta sadece piyon olarak kullanılmış. Beş yıl süren bu savaşta Paraguay, hem topraklarının, hem de nüfusunun yüzde 70’ini kaybetmiş. Topraklar, ormanlar, madenler, çay ve kahve plantasyonları, hatta okullar bile talan edilip satılmış. Böylece Paraguay da tıpkı diğer sözde bağımsız devletler gibi Batılılara hizmet veren kukla hükümetlerle tanışmış. İşin en çarpıcı yanı ise, Avrupalıların, bir tane bile asker kullanmadan bölge ülkelerini birer maşa gibi kullanmış olmalarıdır.

Paraguay, İkinci Dünya Savaşı sonrası Nazi subaylarının kaçıp yerleştikleri ülke olarak biliniyor. Bu duruma daha önceleri buraya gelip yerleşen Alman nüfusunun da önemli bir etkisi olmuş. Nitekim bir Alman göçmenin oğlu olan General Alfredo Stroessner, 34 yıl aralıksız ülkeyi diktatörlükle yönetmiş. 1989’da yönetimden atılmasına rağmen Paraguay, bugün hâlâ Stroessner’in otoriter mirası ve yolsuzluklara dayalı sistemini değiştirmekle uğraşıyor. Paraguay’ın en uzun süre başta kalan başkanı olan Stroessner, Latin Amerika’da 20. yüzyılın savaş sonrası döneminde (Fidel Castro’dan önce) aralıksız olarak en uzun süreyle devlet başkanlığında kalan siyasi liderdi. 1954 Mayısı’nda bir darbe ile başa geçtikten sonra ülkeyi tek başına yönetti. Stroessne komünizme karşı olduğu için ABD ile fikir çatışması yaşamadı. Askeri uzmanlığını Brezilya’da tamamlamış ama, onun uzmanlığını sağlayan Brezilyalı generaller de o dönemde ABD’li uzmanlar tarafından uzmanlaştırılırmış. Bunun da ne anlama geldiği gayet açık. Yetmişli yıllarda dünyayı sosyalizm rüzgârları sararken Latin Amerika’da Kissenger imzalı ABD’ci darbeler yürürlüğe konuyordu. O yıllarda Brezilya, ABD’nin adeta ekonomik uydusu durumundayken Paraguay da, diktatör Strossner döneminde Brezilya sömürgesi rolünü başarıyla oynuyordu. “Sömürgenin sömürgesi olur mu?” demeyin. Burası Latin Amerika, burada her şey mümkün...

“Coğrafi keşifler”den sonra yerlilere yapılan eziyeti en iyi anlatan olaylardan biri de Paraguay yasalarında göze çarpıyor. 1967 yılında, yani Avrupalılar’ın yeni kıtaya ayak basmasından tam 475 yıl sonra, Paraguay Yüksek Mahkemesi yerlilerin de ülkenin diğer vatandaşları gibi birer insan olduğunu kabul eden bir madde çıkarmak zorunda kalmış. Bu durum köleliğin 100 yıl önce kâğıt üzerinde kaldırıldığını, esasen Latin Amerika’nın birçok bölgesinde bu geleneğin devam ettiğini gösteriyor. O dönemde, bir üniversitede yapılan ankette, “yerlilerin bir hayvan mı, yoksa insan mı” olduğu sorusuna halkın yüzde 80’inin hayvan yanıtı verdiği söyleniyor. Buna rağmen yerli halk Guaraniler’in dili hâlâ birçok bölgede konuşuluyor. Ülkenin para birimi de Guarani. Şiirlerinde ve hatta ulusal marşlarında bile Guaraniliği övücü sözler bulunuyor. Buna da şaşırmayın, çünkü burası zıtlıklar kıtası Latin Amerika...

Paraguaylıların çoğu yoksulluk içinde yaşarken, Stroessner ile çalışan 35 eski devlet görevlisinin servetleri 500 milyon doları aşmış. Nihayet bu baskıcı cunta, 1989’da, ülkenin kontrolünü kaybetmiş ve sessizce Brezilya’ya sürgüne gitmeyi kabul etmek zorunda kalmış. Latin Amerika’nın eski tarz son diktatörü, uzun hayat süresini tamamlayarak 16 Ağustos 2006 günü sürgünde olduğu Brezilya’da öldüğünde, Paraguay’ın bugünkü devlet başkanı, eski diktatörü vatanında yapılacak bir törenle onurlandırma önerisini reddetti. Son 15 yıldır cumhuriyet rejimi ile yaşayan Paraguay da, günümüzde, sol rüzgârların tüm kıtada dalga dalga yayıldığı bir dönemden etkilenerek bir sol partiyi iktidara taşıdı ve onu destekleyen geniş bir halk kitlesi çoktan devreye girmiş durumda.

 Paraguay çayı ve sağlık

Bitki literatürüne ‘Paraguay çayı’ olarak giren, ancak yerel dilde ‘mate’ olarak bilinen ulusal içecek, kıtanın tüm güney ülkelerinin önemli besin kaynağı. Kanı temizleyici, kalbi rahatlatıcı, saçları kuvvetlendirici, gelişme bozukluklarını giderici, zihin açıcı, iştahı kontrol edici, yorgunluk giderici, stres azaltıcı, mide iltihabını ve uykusuzluğu giderici, her derde deva bir bitki ‘mate çayı’. Bunları hekimler söylüyor. Bu nedenle sokakta, işte, durakta, tezgâhının başında bulunan herkeste bu içeceğe rastlıyorum. 10 ile 30 derece güney paralelleri arasındaki subtropikal kuşakta, yüksek sıcaklık ve yağışlı bir ortamda yetişen bu bitki Arjantin, Şili, Peru ve Brezilya’da yabanıl olarak, Paraguay’da ise kültür bitkisi olarak üretiliyor ve tüketiliyor.

Paraguay çayı, Güney Amerika’nın ulusal içeceği durumunda. Avrupalılar buralara ilk geldiklerinde herkesin bu bitkiden içtiklerini görünce bu içeceğe ‘yerlilerin yeşil altını’ adını vermişler. Mate çayı Brezilya ve Paraguay’ın ihracatında önemli bir yer tutuyor. Zengin aroma ve hoş bir lezzete sahip olduğu söyleniyor ama ne yalan söyleyeyim ben o tadı bir türlü alamadım. Bu çay, meyvelerin kurutulmuş kabukları, gümüş ya da cam veya uygun metal kaplarda içiliyor. Bu kaplara da ‘mate’ deniliyor. Demlemeden önce kap 65 derecelik bir suyla çalkalanıyor.  ‘Yerba Mate’ denilen kurutulmuş çay yaprakları kaba konuyor, çay üzerine kaynar olmayan sıcak su dökülüyor ve bir iki dakika demlemeye bırakılıyor ve ‘bombilla’ denilen çubuklarla içiliyor. Bu çubuklar yaprakların ağıza girmesine engel oluyor. Sade içilmekle beraber isteğe göre süt, şeker veya limon ile farklı bir lezzet katılarak da içilebiliyor.

Mustafa Andıç

[email protected]

Kaynak: BirGün Pazar

Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org