[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Sen misin Özelleştirmeyen ya da Sürgündeki Aristide
Naomi Klein - 08 Eylül 2005

Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri Haiti’nin kenar mahallesi Cite Solleil’de yaşıyanları öldürünce, yakınları va arkadaşları cesetlerin üstüne sürgündeki cumhurbaşkanı Jean-Bertand Aristide’nin resimlerini koyuyor. Bu resimler Port-au-Prince’de kol gezen çılgınlığın sistemli olduğunu sessizce vurguluyor. Zavallı Haitililer, sık sık söylendiği gibi, “şiddetten yana” oldukları için değil ama seçtikleri cumhurbaşkanının geri gelmesini cesaretle ve azimle istedikleri için katlediliyorlar.

 

ABD başkanı Clinton’ın Aristide’nin başa geçmesini “korkuya karşı özgürlüğün zaferi” olarak kutladığından beri sadece on yıl geçti. Değişen nedir? Yolsuzluk mu? Şiddet yöntemleri mi? Sahtekarlık mı? Aristide elbette kusursuz değil. Ama en berbat suçlamalar doğru olsa bile, kendisini deviren caniler, esrar kaçakçılarının yaptıkları ve Bush hükümeti ve BM’in desteği ile yapmaya devam ettikleri yanında hafif kalır. Aristide “iyi yönetemiyor” kaygısıyla Haiti’yi bu suçlular çetesine teslim etmek, yağmurdan kaçarken doluya tutulmaya benziyor.

 

Birkaç hafta önce Aristide’yi sürgünde bulunduğu Pretoria, Güney Afrika’da görmeğe gittim. Ona Washington ile bozuşmasının gerçek nedenini sordum. Haiti üzerine politik görüşlerde hiç  bahsedilmeyen bir –daha doğrusu üç- açıklamada bulundu: “özelleştirme, özelleştirme ve özelleştirme”. Anlaşmazlığın başlangıcı 1994 yılının başlarında yapılan, Aristide’nin daha evvel konuşmalarında pek değinmediği ve Haiti’nin tarihinde bir dönüm noktası olan bir dizi toplantıya gidiyor. Haiti’de idare 1991 yılında ABD desteği ile Aristide’ye karşı hükümet darbesi yapan acımasız zorba Raoul Cedras’ın elindeydi. Aristide Washington’daydı ve Haiti’ye geri dönmesi için halkın çağırlarına rağmen, askeri bir güce dayanmadan cuntaya karşı gelmesi olanaksızdı. Cedras’ın gittikçe artan suistimalleri karşısında rahatsız olan Clinton hükümeti Aristide’ye bir anlaşma önerdi: anlaşmanın özü- “Haiti devletinin yapısını tümüyle değiştirecek”  bir ekonomik programı kabul ederse, ABD askerleri Aristide’nin Haiti’ye geri dönmesini sağlayacaktı.

 

Aristide hırsız Duvalier diktatörlüğü sırasında alınan borçları ödemeyi, kamu hizmetlerini kısıtlamayı, Haiti’yi “serbest ticarete” açmayı ve pirinç ve mısır gümrük vergilerini yarıya indirmeyi kabul etti. Aristide anlaşmanın berbat bir anlaşma olduğunu ama elinde başka seçenek olmadığnı söylüyor. “Ülkemden uzaktaydım ve ülkem batı yarımküresinin en yoksul ülkesiydi, o sıralarda elimde ne güç vardı ki?”

 

Ama Washington Aristide’nin kabul edemiyeceği bir şart daha öne sürdü: telefon ve elektrik dahil bütün kamu işletmelerinin derhal satışı. Aristide bu isteği denetimsiz özelleştirmenin kamu tekellerini özel oligarşilere çevireceği, ulusal zenginliklerin yoksul halkın elinden kaçırılıp imtiyazlı sınıfın varlığına varlık katacağı gerekçesiyle karşı çıktı. Aristide önerinin tutar bir tarafı yoktu diyor. “Dürüstlük iki kere iki dört eder demektir. Onlar bizim iki kere iki beş eder dememizi istedi.”

 

Aristide uzlaşma önerdi: İşletmelerin dehal satışı yerine onları “demokratikleştirecekti”. Demokratikleştirmeyi satışlardan elde edilen gelirin yoksul halkın yararına kullanılmasını ve işçilerin işletmelere hissedar olmalarını sağlayacak tröst karşıtı yasaların kabul edilmesi olarak açıkladı. Washington geri adım attı ve ABD ve yatırımcı ülkelerin Paris’te yaptığı toplantıda anlaşma metninin son şekli kamu şirketlerinin “demokratikleştirilmesi” olarak kabul edildi.

 

Ancak Aristide planı uygulamaya kalkınca, Washington’daki sermayedarların  demokratikleşmenin yalnız lafta kalmasını istedikleri anlaşıldı. Aristide, satışların parlamento yeni yasaları onayladıktan sonra yapılabileceğini söyleyince Washington kabul etmedi. Aristide o zaman planın  “ekonomik darbe” olduğunu anladığını söylüyor. “Asıl amaçları ben Haiti’ye döndükten sonra elimi kolumu bağlayıp kamu işletmelerini hiç bir karşılık vermeden ele geçirmekti.”  Özelleştirme yapmaya kalkan herkesi tutuklatacağımı söyleyince, “Washington bana çok kızdı. Kendileri ekonomik konuda ortak aldığımız kararları hiçe saydıkları halde benim sözümde durmadığımı söylediler.”  Aristide ile Washington arasında ilişkiler gittikçe daha çok bozulmaya devam etti.

 Vaat edilen  500 milyon dolarlık yardım ve borç kesilerek hükümet zayıflatılırken USAID’in (Uluslararası Kalkınma için ABD Örgütü) Aristide karşıtı grupların kasalarını milyonlarca dolarla doldurması Şubat 2004 darbesiyle sonuç buldu.

 

Çatışma hala devam ediyor. 23 Haziran’da Dışişleri Bakanlığı Batıküresi İşleri yardımcı bakanı Roger Noriega BM barış gücü askerlerinin Aristide yanlısı gruplara karşı daha “destekleyici rol” oynamasını istedi. Bu isteğin karşılığı Aristide’ye bağlı bölgelerde sivil halkı cezalandıran Felluce benzeri saldırılar oldu. Örneğin 6 Temmuzda 300 BM barış gücü askeri Cite Soleil’e saldırdı, çıkışları kapattı ve zırhlı araçlardan ateş açtı. BM yedi kişinin öldürüldüğünü kabul ediyor ama bölgedeoturanlar ölü sayısının en az 20 olduğunu iddia ediyor. Reuter Haber Ajansı muhabiri Joseph Guyler Delva, “bir tek evde ikisi bebek biri 60 yaşlarında bir kadın olmak üzere yedi ceset” gördüğünü söylüyor. Haiti’de Sınır Tanımıyan Doktorlar’ın başı Ali Besnaci ise kuşatmanın olduğu gün kliniklerine, dörtte üçü kadın ve çocuk olmak üzere kurşun yarası ile 27 kişinin geldiğini bildirdi.

 

Bütün bu saldırılara rağmen Haitililer hala - yapmacık seçimi reddetmek, özelleştirmeye karşı çıkmak ve başkanları Aristide’nin resimlerini taşımak için - sokaklara dökülüyor. Ve Washington’lu uzmanlar, nasıl on yıl önce Aristide’nin isteklerine karşı çıkabileceğini kavrayamadıysa, şimdi de yoksul halkın kendi iradesi ile  Aristide’yi desteklediğini kabul edemiyor- Aristide’nin onları uzaktan esrarengiz bir sekilde “voodoo” (büyü dini) ile kontrol ettiğine inanıyor olmalı ki, Noriega, “Aristide’nin yandaşlarını doğudan doğruya kendi sesiyle veya dolaylı olarak onunla Güney Afrika’da iletişim kuran yardımcı rahipler vasıtası ile kontrol ettiğine inanıyoruz” dedi.

 

Aristide ise bu iddiaları kabul etmiyor ve, “Bu insanlar akıllı, bu insanlar zeki ve bu insanlar cesur” diyor. İki kere ikinin beş etmediğini biliyorlar.

 

Ağustos 2005

(The Nation'dan Latininfo tarafından çevrilmiştir)


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org