[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Yeryüzünün en yüksek başkenti: La Paz - Mustafa Andıç
- - 30 Mart 2009

Bolivya’nın başkentine adını veren La Paz İspanyolca’da ‘Barışın yapıldığı yer’ anlamına geliyor. Başkentlik niteliğini bir miktar Sucre kenti ile paylaşmasına karşılık, bakanlar kurulu ve başkan La Paz’da olduğu için ülke de buradan yönetiliyor. Nüfusun çoğu kentin oturduğu vadinin yamaçlarındaki ve sırtlarındaki gecekondularda yaşıyor…

And Dağları’nın üzerinde bir mantar gibi duran 6438 metre yüksekliğindeki İllimani Dağı’nın eteğindeki Chuquiago kovuğunda bulunan La Paz’ı uzaktan görme şansınız yok. Kentin çevresindeki uydukent El Alto’ya geldiğinizde koca başkentin bir çukurun içine adeta gizlendiğini görürsünüz. La Paz’a olan hayranlığınız işte tam da anda başlar.

Tuğlalarla yapılmış ve hiçbiri sıvanmamış gecekonduların serpiştirildiği kahverengine bürünmüş yamaçlardan keskin virajlar dönerek bir süre alçaldık. Koloni dönemindeki hantal binalar ve başkentin oturduğu çukurun tabanından yükselen çok katlı modern yapıların arasından geçip en önemli meydan olan Plaza Murillo yakınında yer alan ve tüm sırt çantalı gezginlerin mutlak uğrak yeri olan Torino Oteli’ne yerleştim.

Bolivya’da bir gezginseniz ve yolunuz bir şekilde La Paz’a düşmüşse Hotel Torino’da kalmak için çok nedeniniz var. Hem öyle pahalı da değil, kişi başı 5 dolar. Ama esas önemlisi buralara kadar gelen gezginlerin mutlak uğrak yerlerinden birisi olması. Yani bir nevi modern kervansaray.

La Paz İspanyolca’da ‘Barışın yapıldığı yer’ anlamına geliyor. Başkentlik niteliğini bir miktar Sucre kenti ile paylaşmasına karşılık, bakanlar kurulu ve başkan La Paz’da olduğu için ülke de buradan yönetiliyor. (Yargı merkezi hâlâ Sucre’de bulunuyor.) Ayrıca ülkede eyaletvari bir sistem olduğu için burası, aynı zamanda bölgesel La Paz’ın da başkenti. Bir buçuk milyonu aşkın nüfusunu önemli bir bölümü kentin oturduğu vadinin yamacı ve sırtlarındaki gecekondulardan oluşuyor.

Geniş bir kazanın içine oturtulmuş gibi görünen La Paz, deniz seviyesinden 3600 metre yüksekte yer alıyor. Bir çukurda olmasına karşın bu özelliği ile bile yeryüzünün güneşe en yakın başkenti burası. Şayet başkente karayoluyla yavaş yavaş gelmişseniz yüksek irtifa sorunuyla pek karşılaşmazsınız. Ancak çoğunlukla başka ülkelerden uçakla gelen yabancıların çoğu 4000 metrenin üzerindeki havaalanına indikleri andan itibaren büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalırlar. Özellikle deniz seviyesindeki bir bölgeden gelmişseniz durum çok daha da tehlikeli boyuta ulaşabilir. Neyse ki böyle durumlar için bazı önlemler alınmış durumda. İlk yapılması gereken şey uçaktan iner inmez hemen bir araca atlayıp hızla çukurun içindeki şehir merkezine inip yükseltiyi bir oranda da olsa azaltmak.

Festivalin tam ortasına düşmek


Madem ki bu kadar tehlikeli niçin insanlar buraya bir kent kurmuşlar ve üstelik de onu başkent yapmışlar, diye düşünmeden edemiyor insan.

Sabahın erken saatlerinde gürültülü bir bando sesiyle uyandım. Yerel kültürün en yoğunlukta olduğu bir ülkenin başkentinin sokaklarında curcunalı bir müzik sesi duymuşsanız yorganı üzerinizden atıp sokağa fırlamanız gerekiyor. Nitekim ben de öyle yaparak kahvaltıyı unutup fotograf makinamı kaptığım gibi kendimi şehrin büyük caddesine attım. İyi ki de öyle yapmışım. Kentin en büyük caddesi olan Santa Cruz Caddesi’ne indiğimde çoktan ortalıkta kıyamet kopmuştu. Adını her duyduğumda bile beni heyecanlandıran La Paz’ın nihayet sokaklarıyla tanıştığım bu ilk anı bile daha önce yaşadığım o heyecanların ne kadar yerinde olduğunu gösteriyordu.  Haftalardır dolaştığım Güney Amerika ülkelerinde nihayet ve nihayet bütünüyle yerel kültürün sergilendiği bir festivalin tam ortasına bulmuştum kendimi.

En özgün müzik “aletleri” bacaklarda


Tamamıyla gençlerden oluşan ve her biri kendine özgü kostümler giymiş yüzlerce farklı grup yol boyunca kilometrelerce uzanan bir gösteri yapıyordu. Bu durum sadece benim değil, bütün halkın da ilgisini çekmiş olacak ki; gösteri yapan yüzlerce ekibi, kaldırımlara birikmiş binlerce halk izliyordu.
Gösterilerin ilginç yanı ise, bu farklı grupların her birinin, daha önceleri birçoğunu hayatımda hiç görmediğim değişik müzik aletlerinden oluşan orkestralarının çıkardıkları garip seslerin birbirine karışmasıydı. Çoğu grubun kullandığı en özgün müzik aleti ise aynı zamanda bir giyim aksesuarı olarak da kullanılan lama toynaklarıydı. Gösteri yapan bazı grupların ayak bileklerine bağladıkları içleri boş olan yüzlerce toynak belirli bir ritimle sallanarak birbirine çarptırılıyor ve ortalığı daha önce hiç duymadığım bir müzik sesi tınlatıyordu. Çocukluğumdan Anadolu’da oynandığını hatırladığım bir oyun vardı. Özellikle kurbanlarda kesilen koyunların arka aşık kemikleri çıkartılır ve o kemiklerle değişik bir oyun oynanırdı. Burada ise en yaygın hayvan lama olduğu için onun ayaklarından alınan toynaklar bir başka oyun için kullanılıyor.

Bir başka grubun ayağında ise Gauçho kovboylarının giydiği sivri uçlu çizmelerin yanı sıra o çizmelerin arka kısımlarına takılmış gösteri amaçlı özel yapılmış uzun mahmuzlar dikkatimi çekti. Daha da ilginç olanı ise bu çizmelerin üst kısmından yukarıya doğru bir başka özel yapım çıngıraklı aletler bulunmasıydı. Amaç yine hep birlikte ayakları horon teper gibi yere vurup ortalığı velveleye vermek ve diğer gruplardan daha fazla ilgi ses çıkarmak.

İşin ilginç tarafı her grubun gösterisi birbirinden güzel olduğu için hangisini izleyeceğimi ve hangisinin fotoğrafını çekeceğimi kestiremiyor olmamdı. Hem ilgimi çeken sadece bu grupların gösterisi değildi. Kaldırımlara yığılmış gösterileri izlemeye gelen renk renk bohçalarını sırtlarına geçirmiş içlerine de kafaları dışarıya sarkmış halde birer çocuk bulunan geniş fistanlı ve fötr şapkalı kadınların ilgi çeken görüntüleriydi.

Gösterilerin bir başka ilginç yanı ise genelde buna benzer gösterileri yapan gruplar resmî bir protokolün önüne geldiklerine en ciddi şekilde gösterilerini tamamlayıp görevlerini bitirmenin rahatlığı ile tören alanından ayrılırlar. Ancak burada böyle bir durum söz konusu değil. Her grup kendi müziğinin ritmine ve liderlerinin gösterdiği dans figürlerine kendini kaptırmış durumda. Bense sanki bir fotoğraf ajansına en iyi fotoğrafı geçmenin telaşı içindeymişim gibi grupların arasında dolaşıp en çok ses getirecek kareyi deklanşörüme kaydetmeye çalışıyordum. Gösterilerin sona ermesinden endişe ettiğim için o kadar fotoğraf çektim ki, hem makinemin şarjı hem de belleği doldu. Ancak yakındaki otelime dönüp bu sorunlarımı giderdikten sonra yeniden caddeye döndüğümde gösteriler olanca hızıyla devam ediyordu.
Bu sırada saat öğleye yaklaşmıştı ve 3600 metre yükseklikte olduğumuz için hava çok ısınmıştı.

Bir süre dinlenmek ve susuzluğumu gidermek için bir büfeye girdim. Ülkenin doğusundaki iklim koşullarından ötürü o bölgeden geldiği anlaşılan taze tropikal ürünlerden yapılmış  koca bir kova meyve suyunu mideye indirip yeniden gösteri alanına döndüm. Yerel kültür bu gösterilere o denli yansıtılıyor ki; izleyenler bu ülkenin ekonomik ve sosyal hayatı hakkında pek çok fikre sahip olabiliyor. Örneğin bir lama çobanı salt bu görüntüleri izlemek ve bir parça katılmak için lamalarını Andların bozkırlarından indirip özel olarak aklayıp pakladıktan sonra el dokuması kumaşlarla renk renk süsleyerek gösteri alanındaki yerini almış olduğunu  görebilirsiniz.

Gösteri yapan gruplar için herhangi bir yaş sınırlaması da yok. İlkokul çağındaki öğrenci gruplarından tutun da, üniversitenin son sınıflarından bile öğrenciler var. Hatta yaşları yetmiş işleri henüz bitmemiş kesimden de hâlâ büyük bir tutkuyla gösteri yapanlara rastlamak mümkün.

Meğer esas gösteriler haftaya imiş


Peki büyük bir tutkuyla yapılan ve halkla tamamen bütünleşmiş bu gösteriler ne anlama geliyordu?

Bu sorunun yanıtını bulabilmek için uzun bir aramadan sonra nihayet biraz İngilizce bilen birini yakalayıp gösterilerin sebebi hikmetini öğrendim.

Kendisi de bir üniversite öğrencisi olan Ayma’nın açıklamaları olduğum yere çakılıp kalmama neden oldu.

Meğer sabahtan beri ağzım açık bir halde bir o grubun bir bu grubun arasına dalıp hayranlıkla izlediğim bu gösteriler bir ön çalışmadan ibaretmiş. Gerçek gösteriler ise bir hafta sonra yapılacakmış. Şimdi Ayma’nın sözlerine üzülmeli miyim yoksa sevinmeli  miyim? Evet Önümüzdeki haftaya kadar burada kalamayacağım için üzülebilirim. Ancak provanın bile böylesine denk geldiğim için şanslı olduğumu da kabul edip fazla nankörlük etmemeliyim. Ben olmayacağım ama önümüzdeki hafta La Pazlılar eğitim hakkı kazanmalarının anısına sokakları bir kez daha çılgınca şenlendirecekler. Okulların açılıp, eğitim ve öğretimin başlamasının kutlandığı ‘Umsa Eğitim Festivali’ her yıl 30 Temmuz’da yapılıyormuş. Ama Ayma esas büyük festivalin bu olmadığını, Mayıs sonu ile Haziran başında yapılan  ‘El Gran Poder Festivali’ ile 24 Ocak’ta yapılan ‘Alasitas’ kutlamaları olduğunu belirtti.

Mustafa Andıç
mustafa.andic@eyuboglu.com

[Bu yazı 29 Mart tarihinde BirGün gazetesinin Pazar ekinde yayınlanmıştır]


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Honduras Anayasası'nın 3. Maddesi'nin, silahlı bir gücün iktidarı ele geçirmesi halinde halka İsyan hakkı tanıdığını biliyor muydunuz?
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org