[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Sandinistaların zaferinin 30. yıldönümü ve San Jose teklifi – Fidel Castro Ruz
10 - 23 Temmuz 2009

Bush zamanında Orta Amerika’da oluşturulan yapıyı korumak isteyen Birleşik Devletlerdeki aşırı sağcılar ve Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenen Honduras’daki darbe halkın canlı direnişi karşısında yol alamıyor.

Bu yasadışı girişim, dünya kamuoyunun ve uluslararası örgütlerin hep bir ağızdan mahkum edilmesi sonucu daha fazla sürdürülemeyecek.
Geçmiş yıllarda Birleşik Devletler tarafından desteklenen, örgütlenen ve silahlandırılan darbeci yönetimlerin gerçekleştirdiği vahşetlerin hatırası henüz çok taze.

İmparatorluğun Latin Amerika’ya yönelik çabaları Clinton döneminde atıldı. İzleyen yıllarda Latin Amerika’daki tüm ülkelerin Amerika Zirveleri adı altındaki toplantılarla Serbest Ticaret Antlaşmasına dahil olmaları sağlanmaya çalışıldı.

Bölgede bir serbest ticaret antlaşmasının imzalanması gerçekleşmedi. Dünyanın diğer bölgelerinde ekonomik büyüme yaşandı ve bu durumdan doların uluslararası değişim değeri oldukça olumsuz etkilendi. Dünya çapında yaşanan mali kriz ise durumu daha da karmaşıklaştırdı. Bu koşullar altında bölgedeki en yoksul ülkelerden birisi olan Honduras’da askeri darbe olayı yaşandı.

İki hafta boyunca halkın darbeye karşı artan direnişiyle karşılaşan Birleşik Devletler zaman kazanmak için çeşitli manevralar yaptı. Dışişleri Bakanlığı Kosta Rika Devlet Başkanı Oscar Arias’ı Honduras’daki askeri darbeye yardım etmesi için atadı, Honduras halkı tarafından kararlılıkla ve barış içinde yapılan baskıyı kuşatma altına aldı. Latin Amerika’da buna benzer bir olay daha önce yaşanmamıştı.

Birleşik Devletlerin yaptığı hesaba göre Arias’ın Nobel ödüllü olmasının belli bir ağırlığı bulunuyor.

Gerçekte karşı karşıya olduğumuz Oscar Arias ise neoliberal bir politikacıdır. Yetenekli ve iyi bir hatiptir, son derece kurnazdır ve Birleşik Devletlerin sadık bir müttefikidir.

Küba Devriminin zaferinden sonra başlamak üzere Birleşik Devletler hükümeti Kosta Rika’yı kullanarak ve maddi olarak destekleyerek kapitalizm düzeninde de sosyal gelişmelerin sağlanabileceğinin bir örneğini yaratmaya çalıştı.

Bu Orta Amerika ülkesi Küba’ya karşı korsan saldırılarda emperyalist bir üs olarak kullanıldı. Vahşice bir ablukaya maruz bırakılan halkımızın bağrından binlerce teknisyeni ve üniversite mezunu genci Kosta Rika’da yerine getirdikleri hizmetler için alınmıştı. Buna rağmen Kosta Rika ile Küba arasındaki ilişkiler son dönemde düzelmeye başlamıştır. İki ülke arasında bizi de memnun eden gelişmelere rağmen Amerika kıtamız hakkında içinden geçmekte olduğumuz tarihi döneme dair düşündüklerimi belirtmeliyim.

Esasen Kosta Rika’daki zengin ve iktidarda bulunan sınıfın bir mensubu olan Arias, ülkesindeki bir üniversitede hukuk ve ekonomi eğitimi aldı. Daha sonra İngiltere’deki Essex Üniversitesinde lisansüstü eğitimine devam ederek Siyaset Bilimi alanında doktorasını verdi. Akademik alandaki unvanlarıyla dikkat çeken Arias, Ulusal Bağımsızlık Partisi üyesi olan Devlet Başkanı Jose Figueres Ferrer tarafından 1970 yılında danışman olarak seçildiğinde 30 yaşındaydı. Bundan hemen sonra Planlama Bakanlığına atanacak, görevine Danile Oduber’in devlet başkanlığında da devam edecektir. 1978 yılında Ulusal Bağımsızlık Partisinden milletvekili olarak Temsilciler Meclisine seçilecek, 1979 yılında partisinin genel sekreteri olacak, 1986 yılında da ilk kez devlet başkanlığına seçilecektir.

Küba Devriminin zaferinden yıllar önce, geleceğin devlet başkanı Figueres Olsen’in babası Jose Figueres Ferrer liderliğinde yürütülen Kosta Rika’daki ulusal burjuvazinin darbe planları yapan orduya karşı silahlı mücadelesi Kübalıların sempatisini kazanmıştı. Batista zulmüne karşı Sierra Maestra Dağlarında savaş verirken Figueres Ferrer tarafından kurulan Bağımsızlık Partisinden silah ve cephane yardımı almıştık. Buna rağmen bizden çok Yankilere daha çok yakındı ve sonunda bizimle olan ilişkisini kopardı. Kosta Rika’nın başkenti San Jose’de toplanan OAS Toplantısının 1960 yılındaki 1.Havana Deklarasyonuna yol açtığını da unutmamak gerekir.

Tüm Orta Amerika ülkeleri 150 yıl boyunca, maceracı haydut William Walker kendisini Nikaragua’nın devlet başkanı yaptığı 1856 yılından beri Birleşik Devletlerin sürekli müdahalesiyle karşı karşıya. Buna rağmen Nikaragua’nın yiğit halkı şimdi özgürlüklerini kazandılar ve son nefeslerine kadar onu savunacaklar. Kosta Rika’nın bu yeni durumda bile Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesiyle 1979 yılında dayanışma gösterisinde bulunmasına rağmen destek vermediğini biliyoruz.

Reagan yönetiminin kirli savaşı sonucu Nikaragua kan kaybederken, Guatemala ve El Salvador da Birleşik Devletlerin müdahaleci politikasının bedelini ödüyor, bu ülkeler askeri yönetimlerin altına giriyor, okullarda Brleşik Devletlerin belirlediği doktrinizasyon egemen oluyor, kirli para ve silahlar buralara akıtılıyordu. Daniel Ortega Yankilerin Guatemala ve El Salvador’daki devrimci direnişe son vermek için yaptıklarını hepimize anlatıyordu.

Bir çok sefer Daniel Arias hakkında şikayet ederek, Birleşik Devletlerin sözünden çıkmayarak barış görüşmelerinden Nikaragua’yı nasıl dışladığını belirtmişti. Sadece El Salvador, Honduras ve Guatemala hükümetleriyle görüşerek Nikaragua’ya antlaşmaları empoze etmek istemiştir. Bu yüzden Vinicio Cerezo’ya minnetlerini iletmiştir. Beş Orta Amerika ülkesi arasında 7 Ağustos 1987 tarihinde Esquipulas Guatemala’da imzalanan ilk antlaşma bu çerçevede düşünülebilir. Bu konu hakkında daha önce hiç bir açıklama yapmamıştım.

Ancak şimdi 19 Temmuz 1979 tarihindeki Sandinista Zaferinin 30. yıldönümünde Daniel bütün olanları herkesin anlayabileceği bir netlikte, televizyonları ve radyoları başında izleyenlere açıkladı. Konuşmasını aynen alıntılandırıyorum: “Yankiler onu arabulucu olarak atadılar. Kosta Rika halkına sonsuz saygım var ama o zorlu dönemde Kosta Rika devlet başkanının barış görüşmelerine her Orta Amerika devlet başkanını çağırıp bizi çağırmamasını unutamam.”

“Ancak diğer Orta Amerika devlet başkanları bu tuzağa düşmediler ve ona, eğer burada Nikaragua temsil edilmezse hiçbir barış planı olamayacağını bildirdiler. Tarihi gerçeklerin ortaya çıkması adına bir devlet başkanı Orta Amerika’da Yankilerin kurduğu baskıyı kırma şansını elde etmişti. Devlet Başkanlarının Nikaragua’lı meslektaşlarıyla teması engellenmiş bir şekilde Nikaragua Devriminin çökertilmesi için askeri çözümler masaya yatırılırken bu cesaretli adımı atan kişi Guatemala Devlet Başkanı Vinicius Cerezo oldu. Olayın gerçek hikayesi budur.”

Ardından hemen ekledi: “Yankiler hemen Devlet Başkanı Oscar Arias’ı aramaya giriştiler, çünkü onu tanıyorlardı! Biraz zaman kazanmak istiyorlardı, bu yüzden darbeciler kabul edilemez şartlar öne sürmeye başladılar. Halkın anayasal haklarını gasp etmek için darbe yapanların yine o halkla pazarlık yaptığı nerede görülmüştür? Bu haklar pazarlık konusu edilemez, devlet başkanı Manuel Zelaya görevine iade edilecek. Aynen ALBA, Rio Grubu, SICA,OAS ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun talep ettiği gibi.”

“Ülkelerimizdeki sorunlara barışçıl çözümler istiyoruz. Bugün Honduras halkı tarafından yürütülen kavga şiddetin reddedildiği bir kavgadır, Honduraslıların çektiği acıların artmaması için bu yol tercih edilmiştir.” Daniel burada sözlerine son veriyor.

Bana o dönemi anlattığında Reagan tarafından başlatılan kirli savaşın Birleşik Devletlere gönderilen uyuşturucu paralarıyla finanse edildiğini belirtti. Bu savaşta 60.000 kişi hayatını kaybetti ve 5.800 kişi sakat kaldı. Reagan’ın kirli savaşı sonucunda 300 okul ve 25 sağlık merkezi çalışmaz hale geldi; 150 öğretmen öldürüldü. Savaşın maliyeti ise 10 milyar dolar seviyesindeydi. Nikaragua’nın nüfusu sadece 3.5 milyon kişi. Sovyetler Birliği’nde gelen yakıtının da kesilmesiyle beraber ekonomi çöküşün eşiğine geldi. Seçimlere gidildi ve halkın kararına saygı duyuldu. Devrimin kazanımlarına tutunma umudunu kaybetmiş halkın isteğine uyuldu. 17 yıl sonra ise Sandinistalar yeniden zafer kazanarak iktidara geldiler, sadece iki gün önce ilk zaferlerinin 30. yıldönümünü kutladılar.

18 Temmuz Cumartesi günü Nobel ödüllü arabulucu kişisel olarak ortaya sunduğu barış hamlesiyle 7 madde öne sürdü. Öne sürülen maddeler Birleşmiş Milletler ve OAS kararlarının aksi istikametteydi ve Manuel Zelaya’nın reddetmesi halinde ona karşı beslenen sempatinin ve halk desteğinin azaltılmasını amaçlıyordu. Anayasal devlet başkanı darbecilere heyeti aracılığıyla bir ültimatom göndererek 19 Temmuz Pazar günü herhangi bir yolla Honduras’a döneceğini açıkladı.

Pazar günü öğle saatlerinde Sandinistalar tarafından muazzam bir gösteri düzenlendi ve Birleşik Devletlerin izlediği politikalar mahkûm edildi. Orada dile getirilenler çok önemli gerçeklerdi.
ABD için işin kötü tarafı ise darbeci hükümet için yapmakta olduğu zaman kazandırıcı manevra alanının sonuna gelinmiş olması. Ancak hala Birleşik Devletler Dışişleri Bakanlığının Micheletti’ye sert bir mesaj göndererek somut bir adım atmasını ne zaman isteyeceği merak ediliyor. Aynı merak ordu komutanlarının Birleşik Devletlerin atacağı adımları önceden bilip bilmediği konusunda da sürüyor.

Olayları biraz yakından takip edenler için gerçek olan şey Micheletti’nin Pazartesi günü barışa karşı olduğudur. San Jose’deki görüşmelerdeki temsilcisi Carlos Lopez Contreras, Arias teklifinin görüşülemeyeceğini açıklarken Zelaya’nın göreve iade edilmesini içeren ilk maddenin tartışılamayacağını belirtti. Darbeyle başa geçen hükümet kendisini rolüne o kadar kaptırmış ki Zelaya’nın aslında Kosta Rika devlet başkanının teklifini kabul ederek oligarşiye hiçbir zorluk çıkartmayacak şekilde ve siyasi olarak bir mağlup olarak ülkeye döneceğini öngöremedi.

Aynı gün yani 19 Temmuz Pazar günü, Arias görüşmelerdeki son durumu aşabilmek için bir 72 saat daha isterken Bayan Clinton telefon ile Micheletti ile görüşüyordu. Görüşme Bakanlık sözcüsü Philip Crowley tarafından “zorlu” bir görüşme olarak nitelendirilen görüşmede neler konuşulduğunu elbet bir gün öğreneceğiz ama Micheletti’nin yüzünü 20 Temmuz Pazartesi günkü darbeci hükümet toplantısından sonra görmek yetti: Anaokulunda öğretmeni tarafından haşlanmış bir anaokul öğrencisinin suratı vardı. Bu görüntüleri ve konuşmayı Telesur aracılığıyla izleme şansı buldum. Diğer yayınlarda ise OAS temsilcilerinin konuşmaları ve Çarşamba günü açıklama yapacak olan Nobel ödülü sahibi arabulucunun beklendiğini dair haberler vadı. Acaba Bayan Clinton’un Micheletti’ye ne söylediğini biliyorlar mıydı, bilmiyorlar mıydı? Belki biliyorlardı, belki de bilmiyorlardı. Belki bazıları biliyordu, hepsi değil. İnsanlar, kurumlar ve kavramlar Washington politikaları için birer araç haline döndü. OAS bünyesinde bugüne kadar yapılan hiçbir konuşma Venezüella Elçisi Roy Chaderton’un kısa ama onurlu konuşması kadar etkili olmamıştır.

Yarın Oscar Arias’ın taştan görüntüsü belirecek, şiddetin etkilenmesi için şu çözümleri hazırladığını bu planları yaptığını ilan edecek. Bence Arias bile Dışişleri Bakanlığının kurmuş olduğu tuzağa düşmüş durumda. Yarın ne yapacağını göreceğiz.

Ne olursa olsun son sözü söyleyecek olan Honduras halkıdır. Halk örgütlerinin temsilcileri ülke içinden veya dışından hiçbir tarafın maşası değil. Halkın ihtiyaçlarının ve sorunlarının farkındalar, duyarlılıkları ve sayıları katlanarak artıyor. Başta ilgisiz olan birçok vatandaş şimdi kavgaya katılmış durumda. Geleneksel partilerin özgürlük, adalet ve insan onuruna inanan dürüst tabanı, partilerinin liderlerini bu tarihi anda takındıkları tavırlara göre değerlendirecek.

Yanki ültimatomuyla karşılaştığında ordunun ne yapacağını hala bilmiyoruz, üst yönetimin subaylara ne emir vereceğini de. Ancak yurtsever ve onurlu olanların tek bir referans noktası vardır: Gaz bombalarına, şiddete ve kurşunlara karşı kahramanca ayağa kalkan Honduras halkına sadakat.

İmparatorluğun son kaprisinin ne olduğunu kimse bilemiyor; son görüşmelerden çıkacak sonuca göre Zelaya ülkeye yasal olarak veya yasadışı yollardan mı giriş yapacak bilinmez ama hiç şüphe yok ki Honduras halkı onu gelir gelmez bağrına basacak. Sokaklarda ve caddelerde verdikleri kavga sırasında bu onları kazandığı bir zafer oldu zaten. Honduras halkının kendi tarihini kendisinin yazacağından kimsenin şüphesi olmasın!

Fidel Castro Ruz

21 Temmuz 2009

20:55

Kaynak: Prensa Latina Türkçe


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org