[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Venezüella Ticaret Bakanı Eduardo Saman: “Sosyalizm, halklar için bir sistemdir”
6 - 25 Temmuz 2009

Yazarımız Metin Yeğin’in Haziran ayında yaptığı yeni Latin Amerika yolculuğu sırasında Venezüella Ticaret Bakanı Eduardo Saman ile başkent Caracas’ta özelleştirmeler ve Bolivarcı hükümetin yeniden kamulaştırmaları konusunda bir söyleşi yaptı. Hayat TV tarafından da yayınlanan söyleşiyi okurlarımıza sunuyoruz.

Metin Yeğin: Öncelikle bize özel bir zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Şu anda bizim hükümetimiz politik olarak tam bir neoliberal siyaset isliyor; her şeyi satıyor, her şeyi özelleştiriyor. Size göre özelleştirmenin anlamı nedir?

Eduardo Saman: Ben de teşekkür ederim. Biz de benzer durumu yaşadık. Üretimin tehdit edilmesi ve üretimin özelleştirilmesine maruz kaldık. Sonuç olarak bu bütün üretilenlerin çok çok pahalı bir şekilde satılmasına ve halkın ürünlere ulaşamamasına neden oldu. Halk özelleştirmeye karşı isyan etti. Mesela Bolivarcı devrimden önceki son hükümet de neoliberal politikaları çok fazla uyguladı. Özelleştirmeler yaptı. Mesela son olarak 1998’de kahve fabrikasını özelleştirdi. Şimdi biz bu özelleştirilmiş kamu işletmelerini alıp tekrar kamulaştırıyoruz. Şimdi devlet bir sürü fabrikayı geri alıyor çünkü bu işletmelerin hiçbir yararı yok. Mesela elektrik. Enerji bakanlığı daha önce elektriği de özelleştirmişti. Elektriğin dağıtımını da özelleştirmişti. Bunun sonucunda, dağıtımı satın alan şirket, halktan topladığı paraları devlete de ödemiyordu. Aynı zamanda çok kötü hizmet sunuyor ve hiçbir yenilemede, yatırımda da bulunmuyordu. Yani elektrik hem çok kötü dağıtılıyor hem de çok pahalıya satılıyordu. Biz de bunu ulusallaştırdık ve o kapitalist şirketten 8 kat daha ucuz bir şekilde elektriği dağıtmaya başladık. Bu ulusallaştırma ile aynı zamanda devlet, kendi parasını da alabilmeye başladı. Şimdi dağıtıma daha önce verilen zararlardan dolayı da ortaya çıkan birçok problemi halletmek ve daha iyi kalitede hizmet verebilmek için uğraşıyoruz. Yani bizim özelleştirme deneyimlerimiz gösterdi ki özelleştirme çok büyük bir yanlış ve halka hiçbir yarar sağlamıyor. Biz aynı zamanda telefonu da geri alıyoruz çünkü orada da aynı şeyler söz konusu. Yine aynı şekilde temel hizmetlerde, suda da aynı durum söz konusu. Aynı zamanda özelleştirme, bunun üretiminde bulunan işçiler, çalışanlar içinde çok kötü sonuçlar yaratıyor. Hepsinin yıkımına neden oldu. Kamunun yüzde 49 hissesine karşı, özelleştirilen yüzde 51 hisse vardı. Çoğunluk hisseleri özel işletmelerdeydi. Buralarda çok büyük kayıplar oldu. İşletmeler iflas etti ve peş peşe kapandılar. Bunların kapanması demek devletin kaybetmesi ve aynı zamanda işçilerinde kaybetmesi demek. İşte bize özelleştirmenin gösterdiği deneyimler bu. Ancak çok şükür ki Başkan Hugo Rafael Chavez’in politikaları sayesinde bütün bu özelleştirilen işletmeler geri alınmaya başladı. Mesela çimento. Özelleştirilen işletme geri alındı. Bu önemli olan bir hammadde ve çok çok pahalıya satılıyordu. Bu insanların yaşamını sürdürebilmesi için, evlerinin inşa etmek için temel bir maddeydi. Bu yaşamın ticarete konu olması ve piyasaya tabi olması demekti. Dolayısıyla ulusallaştırmayla birlikte halk da kendi evlerinin inşası için çimento alabilme şansına sahip oldu. İşte bu da başka bir ulusallaştırma örneği.

Meten Yeğin: Çok iyi. Peki ulusallaştırma; bu arada ben bu süreçte ki bir sürü fabrikayı gezdim ve gördüğüm kadarıyla, sadece ulusallaştırma yeterli değil? Yani aynı zamanda işçi kontrolü ve aynı zamanda bir başka üretim, sosyalist üretim gerekiyor değil mi?

Eduardo Saman: Burada iki durum söz konusu. Biz 21. yüzyıl sosyalizmi uyguluyoruz. İki formda üretim var. Bizim üretim formumuz sosyal üretim. Çünkü özel işletmeler de var burada. Hem özel işletmeler, hem de kamu işletmeleri var. Biz sosyal üretimde bulunuyoruz ve bunun da iki biçimi var doğrudan ya da dolaylı olarak. Yani bir işletme kamunun ise bu dolaylı olarak sosyal bir üretimdir. Çünkü kamunun kazancı sosyal bir durumdur. Bu sosyal bir üretim formudur. Bir de sosyal üretimin doğrudan yapılması var ki bu doğrudan halk için yapılamasıdır. Aracısız olarak. Yani bu topluluk için doğrudan yapılandır. Diğeri kamunun kazanması aracılığı ile halkın kazanmasıdır. İşte sosyal üretim için biz üretimi kamuya dönüştürüyoruz ve ayrıca doğrudan sosyal üretime dönüştürüyoruz. Biz devlet üretimini, doğrudan sosyal bir üretime çevirmek istiyoruz ama bazı temel hizmetler yani çok büyük üretim yerleri vardır. Mesela elektrik, telefon, çimento, petrol gibi topluluğun bunu doğrudan işletebilme, modernize edebilme şansı yok. Diğer işletmeler ise yani daha küçük fabrikalar, üretim yerleri atölyeler gibi yerleri doğrudan sosyal üretime çeviriyoruz. Doğrudan topluluğun yürüttüğü, doğrudan insana yönelik işletmelere dönüştürüyoruz. Biz kooperatif deneyi yaşıyoruz. Kooperatif deneyimi, diğer yandaki patronlu üretimin dışında patronun olmadığı bir üretim biçimi. Biz şu anda bu deneyimi destekliyoruz. Bizim kooperatiflerimiz aslında bir okul ve şimdi biz daha iyi formda kooperatifizm yaratmak istiyoruz halk için. Doğrudan sosyal bir üretim gerçekleştirebilmek için. İşte bu formda doğrudan sosyal bir üretim örgütlüyoruz.

Metin Yeğin: Çok iyi... Siz aynı zamanda konuşurken işbirliğinden ve diğer ülkelerle dayanışmadan söz ettiniz. Şu anda ülkemde krizin etkisi büyük ve birçok fabrika kapanıyor özellikle de tekstil fabrikaları ki bizim çok fazla tekstil fabrikamız var. Pekiyi şimdi mesela Türkiyeli işçiler fabrikaları işgal etseler, onlarla işbirliği yapar mısınız? Onlarla dayanışır mısınız?

Eduardo Saman: Aslında hemen şimdiden bir şey söylemem mümkün değil bir şey bilmeden, ziyaret etmeden. Fabrikanın alınıp alınmaması için de bir şey diyemem çünkü Türkiye halkı kendi problemlerini bilir ve ne yapılacağını bilir. Kurtuluşun ne olduğunu bulur. Doğru olan budur ama biz uluslararası işbirliğine ve dayanışmaya çok açığız. Türkiye halkıyla deneyimlerimizi paylaşmaya açığız. Bizim halkımızın deneyimlerini karşılıklı olarak değiş tokuş edebiliriz. Türkiye halkına kanıtlarıyla sunabiliriz sosyalizmi. Sosyalizm halk içindir. Kapitalizm ise ölümdür. Yani kriz altındaki kapitalizmi ya da ekonomik sosyalizm olduğu söyleyen Çin gibi sosyalizm da önermiyoruz. Bizim sosyalizmimiz Çin’den farklı. Bizim sosyalizmimiz 21. yüzyıl sosyalizmi. Biz yeni bir sosyalizm deneyi yaşıyoruz. Biz 21. yüzyıl sosyalizminde geliştirdiğimiz de bu deneyimlerimizi aktarabiliriz. Türkiye halklarına, diğer ülkelere bunu bilmeliler. Dolayısıyla biz sosyalizmin halklar için sistem olduğunu, insanlık için olduğunu, insan için olduğunu söylüyoruz...

Metin Yeğin: Çok teşekkür ederim ayrıca lütfen unutmayın sizi ve başkan Chavez’i Türkiye ye davet ediyoruz. İşçilerin, mühendislerin, doktorların örgütlediği, 2010 yılında ki İstanbul’daki Sosyal Forum için, sizi resmi olarak davet ediyoruz.

Söyleşinin görüntülü halini izlemek için: http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=25611


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org