[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Brezilya-Lula ve iktidarın dayanılmaz çekiciliği ya da neden Lula’dan nefret ediyorum? – Metin Yeğin
6 - 25 Ağustos 2009

Lula büyük hayal kırıklığım. İktidara yeni gelmişti. Arjantin uluslar arası terörizm cezaevinde hücredeydik. Kızıl tugayların liderlerinden Leonardo Bertulazzi’nin hücresiydi. 22 yıl sonra yakalanmıştı. Dünya kapitalizminin en büyük simgelerinden Fiat fabrikasının patronunu kaçırmak dahil bir çok eylemi nedeniyle İtalya’ya iade edilirse 4-5 ömür boyu hapis yatması gerekiyordu. Arjantin sokaklarındaki 2 ayda 5 başkan kovan eylemleri duyduğunda El Salvador’dan motosikleti ve kız arkadaşıyla birlikte geldiğinde yakalanmıştı. Hücrenin köşesindeki tuvaletin üstüne itinayla yerleştirdiği sandalyenin üzerinde oturmaya çalışıyordu. Dar hücrede dört kişiydik. Arjantinli anarşist yönetmen arkadaşım Fabian’la, ben onun yatağına sığışmıştık. Leonardo’nun kız arkadaşı Betina sanki ayakta duruyordu. Kahve içip dünyayı değiştiriyorduk ve Lula iktidara gelmişti.

Leonardo da umutluydu Lula’dan. Mücadeleci bir işçi diyordu. Yine de önemli diyordu. Fabian ‘Bir şey çıkmaz abi bu adamdan’ diyordu. Ben 750 milyon dolarlık silah alımını iptal etmesinden bahsediyordum. İktidara gelir gelmez “Ülkemde bu kadar aç insan varken 750 milyon dolar silaha vermem” demişti. Seviniyordum. Seviyordum. İtalya’dan konuştuğumuzda Leonardo İtalyan Komünist Partisini yerden yere vuruyordu. İşte diyordu Fabian aynı Lula gibi. Leonardo Hayır diyordu. PT- Brezilya İşçi Partisi icazetle değil mücadele ile kuruldu. Kahve içiyorduk ve dünya hücreye doluyordu. Aradan 7 yıl geçti. Leonardo Buanes Aires’ de mülteci. Ne zaman buluşsak Lula’ya küfür ediyoruz. Fabian gülüyor.

Leonardo haklıydı... PT (Partido dos Trabalhadores) -Brezilya İşçi Partisi, İtalyan Komünist Partisi gibi değildi. Gerçekten cuntaya karşı işçi mücadelesinin içinden doğan ve hemen hemen bütün sendikalar,öğrenci hareketleri, sosyal hareketlerden oluşmuştu. Özellikle de dünyanın en büyük toplumsal hareketlerinden biri olan MST-Topraksız İşçi Hareketi ve klasik Brezilya sendikal hareketinin dışında yeniden bir işçi sendikası olarak örgütlenen, öncelikle Sao Poulo çevresinde otomotiv sanayii işçileriyle başlayıp bütün ülkede grevleri örgütleyen, sahip çıkan ve bu mücadele ile doğan CUT partinin temelinde vardı. Ayrıca muhalif aydınların da onayını alan bir siyasal partiydi. Farklılık sadece bu ortaya çıkış süreci değil aynı zamanda cuntadan önce bütün Brezilya soluna hakim olan, Brezilya Komünist Partisinin etkisine karşı ideolojik olarak da Stalinist ve Neostalinist bir çizginin dışında, farklı bir üçüncü bir yol izlemişti. 1981 yılında Polonya da Lech Walesa’nın işçi hareketiyle dayanıştı ve sosyalizmi(!) korumak için iktidara gelen General Jaruleski’yi lanetledi.. İtalyan Komünist Partisinden ayrılan en önemli yanı ise PT’nin açık bir anti-bürokratik bir çizgi izlemesiydi. Ki İtalyan Kızıl Tugaylarının, yani Leonardo ve arkadaşlarının dünyanın en büyük eylemliliklerine varan şehir gerilla mücadelesinin, ilk çıkış noktası İtalyan Komünist partisinin hantal bürokratik yapısına karşı da yürütülmüştü olmasıydı. Kendi dinamizmini ifade edemeyen gençlik hareketi sistemin sol parçası olarak yer alan İtalyan Komünist Partisini de vuran eylemler gerçekleştirdi. PT ise baştan beri yatay taban örgütlenmesi ve otonomisi üzerine vurgu yapan ve onun üzerine yükselen bir partiydi. Partilerin doğuşları süreçleri ve referans ideolojileri farklıydı.

Fabian haklıydı… Her ne kadar Lula özellikle kaybettiği 1998 seçimlerinden sonraki kampanyasında ‘Sıfır açlık’ ve ‘Her Brezilya’lı günde üç öğün yemek yemeli’ sloganıyla hareket etmişse de ve aynı zamanda Neoliberal politikalara karşı yani özelleştirmelerde ve işçinin güvencesiz çalıştırılmalarına karşı da işçinin sesi olmasına ve bu durum karşısında burjuvazinin endişelenmesine rağmen haklıydı. En az yüzde 30 kemik oyunun üstüne krizden ve neoliberalizmden doğrudan etkilenenlerin oyuyla 2002 seçimlerde yüzde 61 oy alarak, Lula hükümet oldu. Burjuvazinin boşuna endişelendiği ortaya çıktı. İlk kurduğu hükümet de ülkenin maliyesini tamamen finans dünyasının adamlarına emanet etti. ABD'deki Fleet Boston Finans grubunun eski üst yöneticilerinden Henrique Meirelles’i yanında genç Neoliberallerle maliyenin başına oturttu. İçlerinde bir tane bile PT den ya da başka sol bir partiden gelen kimse yoktu. Bu Brezilya da yürütülen bir Kemal Derviş operasyonuydu. Fabian haklıydı. İtalyan Komünist partisinden sonra PT en büyük Post-SosFasyal Demokrat parti halini aldı.

Lula hükümeti ve taşıma finansı ‘enflasyonu kontrol altına almak adına’ önlemlerine yani sendikasızlaştırma ya da üst yöneticileri vasıtasıyla direnişleri kontrol altına alma, vergi reformu adıyla emekçi kesimi daha fazla yük altına koymaya başladı. Ancak sosyal programlarıyla ağrının acısının azaltılmaya çalışılan “Mahcup Neoliberal” model uygulamasıydı bu. Artık Lula’nın burjuvaziye mektup yazmasına falan gerek de yoktu ve burjuvazi Lula’nın iktidarından hiç endişelenmiyordu. Sol ise en azından PT’nin merkezinden uzaklaşmaya başladı. Son seçimlerde mücadelenin başında beri hareketin içinde olanlardan bir kısım sol PSOL (Partido Socialismo e Liberdade)’i oluşturarak yeni bir parti kurdu. Önemli bir kesimde bütün sıkıntılarına rağmen kötünün iyisi olarak PT içinde yer aldı. Çünkü sağın adayı askeri faşist diktatörlüğün önemli bir simasıydı. Ancak sürdürülen “Mahcup Neoliberalizm”in bu mahcubiyeti bile ülke için büyük dünya krizi esnasında yararlı oldu. Esas olarak Chavez ve Latin Amerika toplumsal hareketleri tarafından kurdurulmayan ALCA ve onun yerine Brezilya ve Arjantin liderliğinde ortaya çıkan Mercosur’daki hareket yeteneği, Petrobras aracılığı ile ulus ötesi tekellerle kurduğu işbirliği ile Bolivya dan,Paraguay’a hatta Türkiye ye kadar uzanan bir alt taşeron emperyalizm aracılık hizmeti Lula hükümetini yıkılan finans dünyasının parlayan yıldızı haline getirdi.

Benim her zaman öyküsünü anlattığım sokaklar ise bu post-neoliberalizm altında ne halde ona bakalım. Lula hükümeti eğitimi paralı hale getirme ve sosyal hakları geri alma da kriz bahanesiyle daha da hızlı davranıyor. Eğitimde özelleştirmenin en büyük uygulayıcılarından biri. Henüz geçen haftalarda Campinas’da bu politikalara karşı mücadele eden öğretmenler sendikasının grevinde konuştum. Öğretmenlerin ulaşımda yararlandığı indirimi bile geri almaya vardıran uygulamalara karşı PT’nin yerel örgütlenmelerinin bile dâhil olduğu bir grev sürüyordu. İşgal fabrikaları mahkeme kararlarına bile aldırılmadan sabah saat beşinde polis helikopterleri, atlı polis ordularıyla işçilerden alınıp patronuna teslim edildi. Son işgal fabrikası Flasko’nun işçileri alarm halinde. Belki de bu yazıyı yazdığım sıralarda Lula’nın polis ve jandarmaları tarafından işçilerin yönetiminden, yani son 5 yıldır günde 6 saat çalışıp emsallerinden daha iyi maaş alarak yürüttükleri işgal fabrikası halinden alınıp, patrona, kapitalist cehenneme teslim edilecek. İşsizlik ise resmi rakamlarda bile en üst düzeylerdeyken fabrikayı işgal ederek yaşamını sürdürmeye çalışan işçilerin yerine kutsal özel mülkiyet adına hareket edecekler.

James Petras haklıydı. Yine aynı dönemlerde onunla tartıştığımızda Lula’yı aynı argümanlarla savunduğumda bana göreceksin demişti. Gerçekten de Lula benim büyük hayal kırıklığım. Orta sınıfın proleterleştiği, Latin Amerikanın en düşük asgari ücretlerinden birine sahip olan, ucuz emek, toprak ve Amazonların yağmalanmasına dayalı ekonominin sayısal obezliği hiçbir şeyi yansıtmıyor. Sokaktakiler, işçiler, emekçiler ve öğrenciler neoliberalizmin kurbanı durumunda.

Bütün bunların dışında Lula Topraksızlar’a, küçük çiftçilere ve dünyaya, yani bize de en büyük kötülüğü yaptı. Önce ‘Zaten kaçak olarak ekiliyor.’gerekçesiyle GDO’lu ürünlere kapılarını açtı. Büyük toprak sahipleri ve endüstriyel tarım için yepyeni bir alan yarattı. Daha önceleri bir tanesi neredeyse Türkiye’nin yarısı kadar büyüklüğünde boş işlenmemiş topraklara sahip olan ‘latifundia’istler Lula’nın bu kararından sonra çok daha mutlular. Ulus ötesi tekellerin GDO’lu ürünlerine, Soya, Mısır ve Şeker kamışı üretimine tahsis edilen bu topraklar neoliberal düzenin bioyakıtını üretiyor. MST-Topraksızlar hareketi artık daha da güç toprakları işgal edebiliyor. Büyük toprak sahipleri, ulus ötesi tekeller ve kadim hükümet yasaları birlikte saldırıyor. Toprağın demokratikleşmesi demek olan toprak işgalleri yerine bütün ülke toprakları Monsanto’nun, Cargil’in arka bahçesi halinde. Kentlerimizi işgal eden otomobil dünyası, yoksulların son lokmalarını da ellerinden alıyor. Sadece bununla kalmıyor. Dünyanın son suları, son toprakları ve bütün bioçeşitliliği Lula’nın sayılarla kaplı post-neoliberalizminin altında kalıyor. Dünyanın en fazla bioçeşitliliğine sahip Amazon nehri ve yağmur ormanları bu talandan fazlasıyla payını alıyor. GDO’lu ürünler ve Bioyakıt; Topraksızların topraklarını, yoksulların ekmeğini, bizim ve çocuklarımızın suyunu, atmosferin son şansını elimizden alıyor. Küçük çiftçiler kentlerin şiddeti ve yokluğu içine sürükleniyor ve ne yazık ki Lula bir de bütün bunları sol adıyla yapıyor.

Ey Lula hayal kırıklığım, bütün sosyal yardımları, kriz sırasından büyüyen sayılarını ve işçiler gibi gülümseyen suratıyla mahcup neoliberal, tonton amca, krize uydurulmuş elma şekerinle yuvarlanmalısın tepetaklak, şenlikli bir şekilde batan bankaların yanına…

Kaynak: Baraka Dergisi

Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Honduras Anayasası'nın 3. Maddesi'nin, silahlı bir gücün iktidarı ele geçirmesi halinde halka İsyan hakkı tanıdığını biliyor muydunuz?
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org