[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Krizin nedeni kapitalizm - Evo Morales
- - 10 Ekim 2009

Morales'in, Birleşmiş Milletler toplantısındaki gerçekleştirdiği konuşmanın tam metni

Birleşmiş Milletler Genel Konseyi başkanına teşekkürler, sorunları, kaygıları ve dünyadaki kardeş halklara sunacağımız çözümleri paylaşmak üzere Birleşmiş Milletler'de yeniden bir araya gelmiş, dost ülke başkanlarına, global forumun saygıdeğer delegasyonunu selamlıyorum.

Bu sabah Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ninki ile başlayan konuşmaları dikkatle dinledim. Finansal kriz, çevre ve demokrasinin kurumunun istikrarı gibi sorunları ifade etmede devasa benzerlikler var. Genel Sekreter'in Birleşmiş Milletler başkanlarına arasında alçak gönüllü birlik çağrısı ile başlayan birçok olumlu öneri öne sürüldü.

Dünyadaki hükümetlerin halklarımızın taleplerini yükseltmek ve krizi çözmek için bir araya gelmesinin önemli olduğuna ben de inanıyorum. Birleşmiş Millletler'de, derin ekonomik farklılıkları, kıtalar, aileler ve ülkeler arasındaki dengesizlikleri çözmek için kurulacak birlik, eşitlik, insanlık onuru ve halklarımızın taleplerinin karşılanması için fevkalade olur.

Finansal kriz, iklim değişikliği ve demokrasi üzerine süregelen bir tartışma var. Gıda ve enerji krizlerini de unutmayalım. Krizin kökenlerine odaklanan konuşmaları alkışlıyorum. Ne var ki konuşmaların çoğu nedenler değil etkiler üzerineydi.  Buraya sizlere yalın bir konuşma yapmak üzere geldim. Krizin kökeni abartılı bir sermaye birikiminin yalnızca birkaç elde toplanmasından ileri geliyor.  Bu, doğal kaynakların yerinden edilmesi ve toprak ananın ticarileştirilmesi demek. Kökenleri bir sistem ve ekonomik model olarak Kapitalizme dayanıyor. Krizin gerçeklerini birbirimizle ya da uluslararası toplumla paylaşmazsak başkanlarından, hükümetlerinden ve bu tarz forumlardan daha fazlasını bekleyen halklarımıza yalandan başka bir şey söyleyemeyiz.

Barışı kuşkusuz sağlamaya çalışmalı ve kurmalıyız. Sosyal barış ekonomik yetersizlikler sürdüğü sürece barış var olamaz. Daha da kötüsü, kimi ülkelerde yabancı askeri üsler varsa, Latin ve Güney Amerika başta olmak üzere birçok ülkede ABD üslerinin varlığı halklarımızda güvensizlik hissi yaratıyor.

Ülkemdeki yabancı askeri varlığının bir mağduru olarak deneyimlerimi kısaca aktarayım. Anlatacaklarım, başkanlık makamına gelmeden ve toplumsal hareketler eşitlik ve toplumsal adaletin olduğu yeni bir ülkede aktör haline gelmeden evveldi.  Hepimiz ABD'nin Bolivya'daki askeri varlığının kurbanı olmuştuk ve kurbanlar olarak Güney Amerika'nın çeşitli ülkelerinde bulunan ABD askerlerinin ne yaptığını biliyorduk. Eğer Latin Amerika'daki bir ABD askeri üssünden söz ediyorsak; Avrupa'da veya diğer kıtalarda nasıl davranıyorlar bilmiyorum ama Latin Amerika'da ABD askeri üsleri toplumsal barışı güvence altına almıyor, demokrasiyi güvence altına almıyor, ülkelerimizin birliğini garanti altına almıyor ve pek az insan kendini ekonomik, toplumsal ve kültürel yapısal bir değişikliğin içinde buluyor.

Honduras'a bakalım, Honduras'ta bir ABD askeri üssü varsa bu üs demokrasiyi neden garanti altına alamıyor?

Değerli meslektaşım, barışçıl biçimde ısrarla demokratik iyileşmeyi savunan Honduras başkanı Zelaya'yı selamlarım. Aynı zamanda, demokrasiyi savunan isyankâr Honduras halkına da saygı ve hayranlıklarımı bildiririm. Birleşmiş Milletler'in, bu görkemli global örgütün Genel Konsey Başkanı, Hondoruas'ın terk edildiği durumun bir diktatörlük olduğunu teslim eden, Zelaya'nın da tek başkan olduğunu bildiren bir ültimatom yayınlarsa oldukça iyi olur. ABD Güney Komutanlığı'nın Latin Amerika'da özgürlük arayan başkanları ve da hükümetleri kabul etmediğine artık ikna oldum. Bolivya ve Latin Amerika'daki yönetimleri destekleyen kardeşlerim ve meslektaşlarım ABD'de bir darbe olmamasının tek nedeninin ABD'de bir ABD büyükelçiliği olmaması olduğu yorumunu yapıyorlar. Hepinizin bilmesini isterim ki başkan kardeşlerim, geçen yıl Bolivya'da bir darbe girişimi oldu. Örgütlü birliğimizin ve uluslararası toplumun, güçlerine; özellikle de UNASUR'un, şükürler olsun ki, darbeyi askeri güç kullanmaksızın sivil güçlerle engelledik. Bu darbe başarılı olamadı. İkna olduk ki, askeri üsler demokrasiyi, birleşmeyi ya da toplumsal barışı garantilemiyor.

İklim değişikliği de ayrı bir tartışma konusu. Toprak ananın sakinleri için oldukça önemli birkaç şeyi bu fırsatla önermek isterim. Yerli hareketi için, insanoğluyla uyum içinde yaşamak kadar, doğa anayla uyum içinde yaşamak da kutsaldır.

Toprak ana can, su, doğal kaynaklar, oksijen ve halkımızın iyiliğini sağlayacak her şeyi bize verir. Halkımızın iyiliği için konuşuyor, çalışıyor ve mücadele ediyorsak öncelikle toprak ananın iyiliğini güvenceye almalıyız yoksa halkımızın iyiliği güvence altında değil demektir. Toprak ana, yeryüzü, insan yaşamı olmadan var olabilir ancak insan hayatı toprak ana olmadan var olamaz.

Birçok konuşmayı dinledikten sonra, bu yeni yirmi birinci yüzyılda toprak anayı savunmanın insan haklarını savunmaktan daha önemli olduğu sonucuna vardım.  Toprak ananın haklarını savunmadığımız noktada insan haklarını savunmanın bir yararı yok. Bu kavramı tartışmak isterim ancak toprak ananın haklarının insanoğlunun haklarının yerine geçeceği er geç kanıtlanacak. Bize hayat vereni korumalıyız. Yeri gelmişken, iklim değişikliği tartışması yaptığımıza göre, sayın başkanlar, farklı ülkelerden delegeler, beni dinleyen kardeşlerim, sizlere 3 noktada özetlenebilecek bir tasarı sunmak isterim.

Öncelikle, gelişmiş ülkeler insanlığa ve toprak anaya karşı iklimsel borçlarına sahip çıkmalı ve bu borcu ödemeliler.

İkinci olarak, ülkelerin verdikleri zararları ölçmek için yapılandırılmış bir usule şu an sahip değiliz. Değerli başkanlar, ülkelerin uluslararası hukuka uymayarak dünyaya zarar vermeyi sürdürmeleri halinde yargılanacakları ve ceza alacakları bir iklim adaleti mahkemesinin kurulması büyük bir önem taşıyor.

Üçüncü olarak, bir tasarı da özellikle yerli çiftçiler için: uluslar yeryüzünün kendini doğal yenilenmesi için gereken hakları deklere edip genişletmeliler. Uluslar aynı zamanda, yaşama hakkı adına gereken, temiz bir yaşam, herkes ve her şey için uyum ve eşitlik haklarını deklere etmeliler.

Umut vericidir ki, bu tasarılar Danimarka Kopenhag'da dikkate alınarak tartışılacak. Kopenhag'daki tartışmaların ayrı ayrı ülkelerimizin içinde bulunduğu devasa sorunlara kısa ve uzun vadeli çözümler sunmasını umuyoruz.

Diğer başkanların da bu konudaki tasarılarını duyma fırsatını yakalayacağımı umuyorum. Dünyayı değiştirmek niyetindeysek, öncelikle Birleşmiş Milletler'in yapılanışını değiştirmeliyiz. Ülkelerimizin dâhilinde eşitliği sağlamaya çalışıyorsak neden Birleşmiş Milletler'in yapısını değiştirerek işe başlamıyoruz?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki konuşmaları dinlerken birçok ortak noktayı fark ettim: Gerçek bir demokratikleşmeye ihtiyacımız var ve bu doğrultuda şunları inşa etmeliyiz:

Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyelik, tıpkı veto hakkı gibi, ortadan kaldırılmalı. Yirmi birinci yüzyılda monarşi çağından kalma bir totaliterciliğin içinde olmamız mümkün değil. Tüm ülkeler BM içinde eşit haklara sahip olmalı.  Kendilerini demokrasi savunucusu ilan edenler imtiyazları bir kenara bırakıp Güvenlik Konseyi'nde gerçek demokrasiyi kabullenmeliler. Demokrasi sözüne saygı gösterelim ve BM'nin demokratikleştirilmesi ile işe başlayalım.

Bu konuşmaya son verirken ve verilen zamanı da aşmayarak; Bolivya'da izlediğimiz bir doğruluk ve saygı düzenidir. Doğruları konuşarak ABD hükümetini biraz üzdüysem özür dilerim. Başkan Obama'ya güveniyorum ve Guantanamo'yu kapattığı için onu kutlarım.

Bu bir gelişme ve onu kutluyoruz fakat sadece Guantanamo'yu kapatmakla bitmez, Küba'ya ekonomik ambargoyu da sonlandırmalı. Bu başkandan ve Amerikan halkından hürmetkâr bir temennimdir.

Bolivya ve Latin Amerika'da, Birleşik Devletler başlangıçta tercihli gümrük tarifeleri uygulamaya başladı. Eski başkan Bush Bolivya ile bu tercihli gümrük tarifelerini ortadan kaldırdı ve Bolivya'da uyuşturucu ticareti ve yoksullukla mücadelenin olmadığını iddia etti. Bu ithamların siyasi kararları ifade ettiğinin bilincindeyim. Eski ABD başkanı Bolivya normlarını ve öyle ya da böyle Bolivya'nın siyasi kurumlarını hiçbir zaman kabul etmedi. Şimdi, Bay Obama'nın yeni hükümetinde, Bolivya'daki siyasi gelişmeler ve siyasi anayasal devletindeki gelişmeler ve sorunlarla ilgili basılmış raporlar bulunuyor. Bu değerlendirmenin, 183 yıllık cumhuriyet tarihinde ilk kez Bolivya halkının oylarıyla onayladığı yeni Bolivya anayasasının özel mülkiyeti ele alan 56. maddesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bu, ABD hükümetinin anayasaya kabul edemeyeceğim ve reddettiğim doğrudan bir müdahalesidir.

Biz, müdahaleci değil, işbirlikçi ve yatırımcı diplomatik ilişkilerden yanayız. Bolivya'nın yeni anayasası özel mülkiyeti, devlet mülkiyetini güvence altına alır fakat temelde kolektif mülkiyeti, ortaklığı, kooperatifleri, yerli hareketlerinin toplumsallaşmış arazilerini güvenceye alır. Bolivya'da ilk kez yeni anayasal devlet, özel mülkiyeti ve devlet mülkiyetini güvenceye alıyor. Temelde, kurumların, şirketlerin ve yerli halkın kolektif mülkiyetinin kolektif işbirliğinin garantisini içeriyor.

Bunun yanında, beni suçlayarak "Şu anki itirazlar üstü kapalı bir kabul. Koka üretiminin Bolivya hükümetinin üst kademelerinde desteklendiği anlamına geliyor" diyorlar, raporlarında. Ben koka ekimini destekliyorum. Bilmenizi isterim ki, koka yaprağı, koka ekimi ve kokain başka şeylerdir. Kokaini savunmuyoruz ve mücadele ediyoruz. Tasarımız kokaini bitirmek. Fakat koka yaprağının ekimi serbest olamaz. Koka kendi doğası içinde iyi bir şeydir, insan hayatına faydalıdır. Koka yaprağı ekimi kurala bağlanacak, serbest olmayacak ancak ne hiç koka ekilmeyeceği ne de sıfır kokain sözü vermem Bolivya'da koka üretimini teşvik ettiğimi söyleyemezsiniz. Bu doğru değil.

En üzücü tarafı, biliyorsunuz ki sendikal mücadelenin içinden geliyorum. Bu belgeler hükümetin sendikaları feshedebileceğini söylüyor. Sendikaları durdurmak istemem. Bu hükümet (Evo Morales hükümeti) gücünü toplumdan ve sendikalardan alır. Sendikalarla ilgili özel bir büro kurmama, sendikalara otomobiller bağışlamama rağmen kimi güçler hala sendikaları tasfiye etmek istediğimi savunuyor. Başkan Obama'nın bu belgeleri bilmediğinden ve bunların Dışişleri Bakanlığı'ndan geldiğine eminim. Başkanları değiştirebiliriz ama devletlerin yapılarını değiştirmek zordur. Bunu bu belgeyi okuduktan sonra bunu oldukça iyi anladım.

Latin Amerika'da afro-Bolivyalılar Kızılderililer diye nitelendirilen toplumun en dezavantajlı kesimleridir. Yaygın terimle, siyah ya da Kızılderili olarak adlandırılırlar. Bir siyahın ya da Kızılderili'nin bir siyaha ya da Kızılderili'ye ayrımcılık yapması da dışlaması anlayabileceğim bir şey değil. Bu hala yaşadığımız bir kaygı. Umuyorum ki, hem Bolivya halkının hatırına hem de Birleşik Devletler gibi ulusların imajı için bu tarihsel hatalar düzeltilebilir. Bu yapıları değiştirmenin oldukça zor olduğunu ve bunların kimi zaman halkımızın aleyhine işleyeceğini iyice anlayabiliyorum.

Sonuç olarak, toparlamak gerekirse sayın başkanlar, kurul başkanı, Bolivya'da kimi tarihsel talepleri çözümlemek için, örneğin denize geri dönmek gibi, Şili ve Bolivya gibi iki kardeş cumhuriyetin okyanus sorunlarını çözmek için güven inşa ettiklerini belirtmek isterim.  İki taraflı sorunları çözmek konusunda beklentilerim yüksek. Uluslararası toplumun da sorunlar çözülemediğinde müdahil olması önemli. Sorunları çözmek için karşılıklı güven artsa da ciddiyetini koruyor. Ne var ki eğer güven kazanılamazsa daha da önemli adımların atılması gerekir.

Kardeşlerim, sözlerimi ve halkımın mesajını dinlediğiniz ve dikkate aldığınız için sizlere teşekkür ederim. Şimdi, insan ırkının kolektif iyiliği için sizlerin deneyimlerini, tasarılarını ve kaygılarını dinleyerek devam edebiliriz.

Çok teşekkürler.

[boliviarising.blogspot.com'daki İngilizcesi'nden Latinbilgi için Açalya Temel tarafından çevrilmiştir]

 


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
"Küba'ya 16 Eylül 2009'da resmi ziyarette bulunan Hırvatistan Devlet Başkanı Stjepan Mesic, adayı ziyaret eden ilk Avrupalı Devlet Başkanıdır."
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org