[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Meksika Elektrik İşçileri Sendikası'ndan ölümüne mücadele - Dan La Botz
- - 23 Ekim 2009


Meksiko City ve çevre eyaletlerde bulunan yaklaşık 43 bin aktif ve 22 bin emekli işçiden oluşan Meksika Elektrik İşçileri Sendikası (SME), ölümüne bir mücadele veriyor. Sendikanın verdiği mücadele Meksika’daki emek hareketi ile soldaki müttefiklerini harekete geçirirken, ülkeden ve dünyanın her yerinden dayanışma yükseliyor, ancak sendika hayatta kalacaksa, şu ana kadar gerçekleştirilenlerden çok daha güçlü eylemlere girişmek durumda ve zaman da hiç de lehlerine işlemiyor.

Başkan Calderon 10 Ekim gecesi, devlet mülkiyetindeki Aydınlatma ve Enerji Şirketini tasfiye eder, şirketin bütün işgücünü işten atar ve sendikanın yasal varlığına son verirken, aynı anda federal polise enerji tesislerini ele geçirmesi emrini de verdi. Meksika başkanının Elektrik İşçileri Sendikası’na yönelik saldırısı Ronald Reagan’ın 1981 yılında Profesyonel Hava Trafik Kontrolörleri Sendikasının (PATCO) 11, 500 üyesini işten atması ya da Margaret Thatcher’ın 1984 yılında 11 bin maden işçisinin tutuklandığı ve sendikanın yenilgiye uğratıldığı Ulusal Maden İşçileri Sendikasını (NUM) ezmesi gibi olaylarla kıyaslanabilir nitelikte bir saldırı.

Değişen güçler dengesi

Calderon’un sendikaya yönelik imha hamlesi, modern Meksika emek tarihinde önemli bir dönüm noktasını ve sendikaların belini tek bir hamlede sonsuza dek kırma yönündeki kararlı bir adımı temsil ediyor. Calderon, Meksika Maden ve Metal İşçileri Sendikası’na (SNTMM) karşı başlattığı üç yıllık savaşın ardından, şimdi de Meksiko City’nin en önemli sendikasına saldırma kararı vermiş durumda. Ancak, bundan daha da önemlisi, Meksikalı bir politik önderin de belirttiği gibi, bu, “güçler dengesini değiştirip” hükümet lehine çevirmeye yönelik bir eylem.

“Hükümet uğradığı seçim yenilgisinin ardından [ekonomik] krizin kışkırttığı toplumsal protestolardan duyduğu korku nedeniyle, solun, toplumsal hareketlerin, Kurumsal Devrimci Parti’nin, sendikaların, Kongrenin, işadamlarının ve medyanın anlayacağı bir dille güç gösterisi yapmak istiyor. Salinas hükümetinin 1989 yılında Meksika Petrol İşçileri Sendikasının başkanı La Quina’ya yönelttiği saldırıda kullandığına benzeyen bir mantık söz konusu: bu, en güçlüyü en zayıf duruma düşürme mantığı. En savaşçı sendika yenilebilirse, demek ki diğer bütün güçler de yenilebilir”. (1)

Darbenin gerçekleştirildiği Meksiko City, Calderon’a yönelik siyasal muhalefetin ve son seçimleri kendisinin kazandığını iddia eden solcu lider Andres Manuel Lopez Obrador’a yönelik desteğin de merkezini oluşturuyor. Meksiko City aynı zamanda kimilerinin 2012 seçimlerinde bir başka olası başkan adayı olarak gördüğü büyükşehir belediye başkanı Marcelo Ebrard’ın da merkezini oluşturuyor. Yani sendikaya yönelik bu saldırı aynı zamanda sola en güçlü olduğu yerde yöneltilen bir saldırı niteliğini taşıyor. En azından şu noktada, Meksikalı işçilerin gereken en güçlü önlemleri alacağı umudunu hala korumakla birlikte, hükümet en güçlüyü yenmiş ve yüzünü daha zayıf olana çevirmiş gibi görünüyor.

Bir dönüm noktası

Bu bir dönüm noktası, çünkü Meksika kapitalist sınıfının 1988 yılında Carlos Salinas de Gortari yönetiminde başlayan ancak beklenmedik bir dizi olay nedeniyle kesintiye uğrayan neoliberal projeyi yeniden başlatmasına olanak veriyor. Söz konusu olaylar 1989 yılında Demokratik Devrim Partisinin kurulması, 1994 yılında Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusunun önderlik ettiği Chiapas İsyanı, 1994-96 ekonomik krizinin başkan Ernesto Zedillo’yu devirmesi ve nihayet Kurumsal Devrimci Parti (PRI) yönetimindeki tek parti devletinin sonunun gelmesi ve PRI’nın yerini Ulusal Eylem Partisi’nin (PAN) alması olmuştu.

Salinas, Meksika Telefon Şirketini (TELMEX), demiryollarını ve Cananea Bakır Şirketini özelleştirmeyi başardı ama işi bitiremedi, enerji sektörü, petrol ve elektrik enerjisi üretiminin mülkiyeti hala devlete ait. Şu anda, yirmi yıllık bir kesintiden sonra, Calderon işi bitirmeye hazırlanıyor.

Bağımsız bir sendikanın kökenleri

Olayları gerçek önemini anlamak için kendi tarihleri ve mevcut politik bağlam ışığında değerlendirmek gerekiyor. Calderon yönetimi Meksika’nın en eski, en militan ve en demokratik sendikasına saldırmaya karar vermiş durumda. Meksika Elektrik İşçileri Sendikası 1910-1940 büyük Meksika Devriminde, ülkenin işçilerinin, köylüleri ile çiftçilerinin, Porfirio Diaz diktatörlüğünü deviren ve destekçilerinin tam da istediği gibi olmasa da yeni bir düzen kurmalarını sağlayan muazzam bir aşağıdan isyan dalgasının içinde kuruldu. 1911 yılında, Aydınlatma ve Enerji Şirketindeki bir grup elektrik işçisi Elektrik İşçileri Birliğini kurdu. Daha sonra 1914 yılında Meksika Elektrik İşçileri Sendikasını (Sindicato Mexicano de Electricistas) kurdular.

Yeni kurulan Elektrik İşçileri, bağımsız sendikaların var olma hakkını savunmak amacıyla 1916 genel grevine katıldı. Sendika 1917’de ülkenin en güçlü toplu iş sözleşmesi düzenlemelerinden birisinin temellerini atan ilk sözleşmesini imzaladı. Diğer birçok sendikadan daha az radikal olup birçoklarından daha bağımsız olan Elektrik İşçileri, çürümüş, hükümetçe desteklenen sendikaları devrimci anarşistlere ve Komünistlere karşı kışkırtan 1920’li yılların sendika savaşlarından sağ çıkabildiler.

Cárdenas döneminde sendika

Popüler ulusalcı ve solcu General Lázaro Cárdenas başkan seçildiğinde, Meksika sendikalarının çoğunu etkisi altın alıp hizaya soktu. Ancak Elektrik İşçileri genel sekreteri Francisco Breña Alvírez, sendikanın kendi bağımsız yolunu çizmesine önderlik etti. Elektrik İşçileri Sendikası, 1936 Haziran ayında, o dönemde üyelerinin çalışmakta olduğu merkezi elektrik şirketlerinin mülkiyetini elinde bulunduran Britanya-Kanada kökenli Mexican Light şirketiyle bir ücret çatışması yaşadı.

Cardenas hükümeti grevden kaçınmak istiyordu ve hakemlik önerdi ama sendika her türlü hakemliği reddederek greve çıktı. Sendikanın 3 bin üyesinin Meksiko City’nin – hastaneler ve diğer acil hizmetlerinkiler hariç- elektriğini kestiği grev tramvayları felç etti ve yönetimi masaya oturmak zorunda bıraktı. Sendika grev hakkını başarıyla savunmuş, hakemliği bir kenara itmiş, şirketi yenilgiye uğratarak hükümetten bağımsızlığını korumuştu.

Kırk satırla kırk katır arasında

1940 ve 1950’li yıllarda, Meksika, hükümetin bağımsız sendika önderlerini alaşağı etmesi ve yerlerine charros adı verilen ve hükümetçe desteklenen gangster önderlerini koymasıyla birlikte, kendi anti-komünizm ve McCarthycilik dalgasını yaşadı. Meksika Elektrik İşçileri bu dönemden de başarıyla çıktılar ve 1960’lı yıllarda yeniden dirilip 1970’lerde güçlenerek o dönemde gerçekleşmekte olan “işçi isyanının” en önemli müttefiki ve doğmakta olan yeni bağımsız sendikaların en önemli dostu haline geldiler.

1980’li yıllarda, Elektrik İşçileri Sendikası bir kez daha kendisini hükümet-işverenle çatışma içinde buldu. 1987’de, öğrencilerin de üniversitede boykota gittikleri bir sırada, sendika tıpkı 50 yıl önce yaptığı gibi, Meksiko City’nin elektriğini kesti. Sendika Carlos Salinas’ın başkanlığı sırasında (1988-1994) hükümetin egemenliği altına girme kırk satırıyla başkanın özelleştirme programının kırk katırı arasında manevralar yapmak zorunda kaldı.

Elektrik İşçileri çıkarlarını korumak için özelleştirmeci başkana yanaştılar ama aynı anda patronaj ilişkilerinin siren seslerinden kaçma hamleleri de yaptılar. Bu dönem sendikanın en kahramanca geçirdiği dönem olmamakla birlikte, Elektrik İşçileri Sendikası Salinas’a verdiği tavizlere karşın, bağımsızlığını top yekun yitirmedi; 1990’lı ve 2000’li yıllarda ulusal elektrik enerji şirketleri olan, Aydınlatma ve Enerji Şirketi ile Federal Elektrik Komisyonu ile Meksika Petrol İşçileri Şirketini (PEMEX) özelleştirmeye karşı savunma platformlarına önderlik etti.

Özelleştirmeye karşı savaş

Sendika, Başkan Vicente Fox’un Ulusal Eylem Partisine (PAN) ve sağcı gündemine karşı muhalefet içinde öne çıkarak aktifleşti. Elektrik İşçileri Sendikası kendisi etrafında diğer sendikalardan, köylü birliklerinden ve kent yoksullarından oluşan Özelleştirmeye Karşı Ulusal Cephe isimli koalisyonu oluşturdu. Felipe Calderón 2006 yılında başkan seçilince Elektrik İşçileri, ülkenin yönünü değiştirmeyi amaçlayan ulusal bir kitle koalisyonu inşa etmek amacıyla, Meksika’nın bağımsız sendikal federasyonu olan Ulusal İşçi Birliğine (UNT) katılarak özelleştirmeye karşı mücadeleyi sürdürdü. Elektrik İşçileri ve müttefikleri neredeyse on yıl boyunca, birinci Vincente Fox ve sonra da Felipe Calderon yönetimlerinin ulusal mirası satmalarını başarıyla engellediler.

Yakın zaman önce Elektrik İşçileri ve Meksika Birliği Cephesi (FSM) diğer sendikaları, köylü birliklerini ve kent yoksulu örgütlerini bir araya getirdiler. FSM daha sonra Meksika’nın bütün örgütlü insanlarını gerçekten de bir araya getiren devasa bir koalisyon olan cepheyi yaratmak üzere bağımsız UNT ile birleşti. Böylece SME Başkan Felipe Calderon’un ve Ulusal Eylem Partisinin yolunu sürekli tıkayabildi.

Sendika ve sözleşme

Elektrik İşçileri Sendikası yıllar içinde güçlü bir kuruma dönüştü. Sendikanın toplam üye sayısı 700 ile 840 tam zamanlı, ücretli delege tarafından temsil edilen 43 bin çalışan üyeye ve 22 bin emekliye ulaştı. Sendika tarafından ilk kez 1917 yılında müzakere edilen sözleşme, çeşitli işlerle ilgili olarak 2,800 iş kategorisini ve 92 ücret skalasını tarif eden karmaşık bir belgeye dönüştü. Bu sözleşme sendika üyelerinin hak ve ayrıcalıklarını koruyarak, SME sendikası üyelerinin ücret, sosyal hak ve çalışma koşullarını birçok başka sendika ve özellikle de örgütsüz işçilerinkinden çok daha üstün bir konuma getirdi.

Sözleşme ayrıca sendikaya şirket karşısında finansman, geliştirme ve yeni teknoloji alanlarında da güç kazandırdı. Yönetimin sendikayı yıllık bütçe, planların, yatırımların ve alımların gerçekleştirilmesi ve cari finans konularında bilgilendirmesi zorunluluğunu getirdi. Sözleşme şirketin otomobil atölyeleri, inşaat ve marangozluk gibi elektrikle ilgili olmayan alanlarda bile taşeronlaştırmaya gitmesini yasakladı. Sendika bütün işe alma ve işten çıkarmalar üzerinde tam denetime sahipken Aydınlatma ve Enerji çalışanı olmaya hazırlanan 1,200’den fazla öğrencisi olan bir teknik okul da kurdu.

Sendikanın sözleşmesi ayrıca şirketin sendikaya sözleşme harcamaları, kültürel faaliyetler, emekliler ve sendikanın üyelerine okul ihtiyaçlarını karşılamaları için Haziran ayı aidatlarına mahsuben avans vermesi için 75 milyon pezo (7,5 milyon dolar) sağlamasını gerekli kılıyordu. Kimileri bu durumu “proletarya diktatörlüğü” diye adlandırırken, durum aslında sadece yirmi yıl kadar önce dünyanın bütün sanayileşmiş ülkelerinde üyelerine iş güvenliği, ekonomik güvence ve genel refah sağlayan diğer güçlü sendika sözleşmelerinden pek de farklı olmayan bir sendika sözleşmesiydi. Calderon sendikayı ezerek sözleşmeyi paramparça etti.

Sendikal çatışma krizi hızlandırıyor

Calderon, hem şirketi hem de sendikayı imha etmeye yönelik bu sert hamleyi gerçekleştirirken, bu yılın başlarında bir sendika içi çatışma yaşanmasından da güç almış olabilir. Meksika Elektrik İşçileri Sendikası zaman zaman sendika liderliği için mücadele eden rakip fraksiyonlara tanık olan gerçekten de demokratik bir sendikadır. 2009 Haziranındaki sendika seçimleri Birlik ve Sendikal Demokrasi ittifakının Yeşil Adayı olan görevdeki sendika genel sekreteri Martin Esparza ile Sendikal Şeffaflık ittifakının Turuncu Adayı, sendika saymanı Alejandro Munoz’un rekabetine sahne oldu. Munoz Ezparza’yı sendika koltuğunu kendi cebini doldurmak için kullanmakla suçlarken, Esparza da Munoz hakkında benzeri suçlamalarda bulundu.

Esparza ayrıca Munoz’u önceden Calderon’un sağ kolu (özel sekreteri) olarak hizmet etmiş olan PAN lideri Cesar Nava ile işbirliği yapmış olmakla da suçladı. Munoz Nava’ya yakın olduğu iddialarını reddetti.

Munoz sendikayı seçim işlemlerindeki usulsüzlükler nedeniyle suçladı ama Esparza karşısında kaybettiği Haziran seçimlerinin sonuçlarını beklemeye razı oldu. Munoz, Federal Uzlaştırma ve Tahkim Kuruluna başvuruda bulundu. Bu da hükümete sendikaya müdahale etme kapısını açtı. Daha sonra, 10 Eylül’de, Çalışma Bakanı Javier Lozano, seçimlerde usulsüzlük yapıldığını ilan etti ve 5 Ekimde Martin Esparza’yı genel sekreter olarak onaylamayı reddederek, yasal bir liderliği sahip olmadığı gerekçesiyle sendikanın boynunu vurdu. Meksika hükümetinin sendika liderleri için (toma de nota olarak bilinen) oldukça geniş onaylamama yetkileri mevcut. Bu hükümet müdahalesi Uluslararası Çalışma Örgütü’nün iççilerin sendikaları kendi tercihleriyle örgütleme ve yönetme hakları olduğunu söyleyen 87 nolu sözleşmesini ihlal ediyor. Lozano’nun sendika liderlerini tanımayı reddetmesinden beş gün sonra, Calderon polisi ve orduyu fabrikanın üzerine gönderdi.

İç çatışmanın sendikayı ve liderlerini nasıl etkilediğini söylemek tam olarak kolay değil ama hükümetin darbesini başlatmasından önceki kritik günlerde önderlik üyelerini ve müttefiklerini işyerlerini ve sendikayı savunmak üzere seferber edemedi. Sendika basına bir hafta önce hükümetin şirket tesislerini ele geçirmeye hazırlandığını açıklamasına karşın, üyelerine polise karşı direnmeleri ve tesisleri savunmaları çağrısında bulunmak üzere hiçbir adımın atılmadığı ortada. Örneğin, 10 Ekim günü sadece 30 kişilik bir polis grubu bütün ülkenin elektrik alt istasyonlarını kontrol eden Sistem Operasyonları merkezini ele geçirdi ve ünlü militan sendika bu kritik tesisin ve diğerlerinin ele geçirilmesini durdurmak için hiçbir şey yapmadı. Aynı zamanda polis sendika binasını ve radyo istasyonunu da direnişsiz ele geçirdi. 2

Günümüzün siyaset ve emek bağlamı

Yürütme erkini kontrol eden Calderon ve Ulusal Eylem Partisi, bu saldırıya önderlik ettiler ama bunu yaparken yasama erkini kontrol eden Kurumsal Devrimci Partinin desteğini de aldı. Sol partiler Demokratik Devrim Partisi, İşçi Partisi ve Birlik, Meksika Elektrik İşçileri Sendikasına yönelik hükümet saldırısına karşı muhalefet ettiler. PAN ve PRI ise milletvekilleri ve senatörlerin üçte ikisinden fazlasına sahipler.

PRI’nın desteği sadece yasama organı içinde değil örgütlü işçi hareketi içinde de önem taşıyor. Meksika’nın eski iktidar partisi olan PRI, Emek Kongresini, Meksika İşçileri Konfederasyonunu ve Petrol İşçileri Sendikası gibi diğer konfederasyonlarla sanayi sendikalarını kontrol ediyor. Yani Meksika Elektrik İşçileri Sendikası Emek Kongresinin üyesi olmasına karşın, resmi emek hareketinin bu çatı örgütünün hiçbir önderi elektrik işçilerini savunan tek bir söz etmedi ve bu sendikalardan hiçbiri yardıma koşmadı.

PRI çoğu sanayi sendikasını kontrol ederken, en büyük kamu çalışanları sendikasının, 1,5 milyon üyeli Meksika Öğretmenler Sendikasının (el SNTE) başkanı Elba Esther Gordillo ve 300 bin üyeli Meksika Sosyal Güvenlik İşçileri Sendikasının (SNTSS) başkanı Valdemar Gutiérrez Fragoso, Calderon ve PAN ile ittifak halinde. Gordillo, bu işbirliğine birçok eleştirmenin bu alandaki özelleştirmelere kapı araladığına inandığı yeni Kaliteli Eğitim İttifakını (ACE) yaratarak katıldı. Gutiérrez Fragoso, sendika lideri görevlerinin yanı sıra, PAN’dan milletvekili. Ne Öğretmenler Sendikası ne de Sosyal Güvenlik İşçileri Sendikası hükümet saldırısına karşı çıktılar ve Meksika Elektrik İşçileri Sendikası ile dayanışıma içinde hareket ettiler.

Kitlesel protesto yürüyüşü

Yine de, Meksika Elektrik İşçileri Sendikasının birçok müttefiki var. Sendikalar ve toplumsal hareketler ve muhalefetteki siyasi partiler 15 ekim Salı günü 150 bin ile 300 bin kişinin katıldığı tahmin edilen devasa bir protesto yürüyüşü gerçekleştirdiler. Saat 4’te Reforma Caddesindeki Bağımsızlık Meleği’nden başlayıp Meksika’nın ulusal meydanı olan Zocalo’ya ulaşan yürüyüş saat akşam 8’de sona erdi. Üniversite öğretmenleri, nükleer sektör işçileri, maden işçileri, öğretmenler sendikası muhalefeti, telefon işçileri ve daha birçokları dayanışmalarını sergilediler. Yürüyüş güçlü bir destek gösterisi haline gelirken tesislerden herhangi birini geri almayı amaçlayan bir güç gösterisine dönüşmedi.

Geçen hafta başlarında 2006 seçimlerini kazandığını iddia ederek kendisini “Meksika’nın Meşru Başkanı” olarak adlandıran Andrés Manuel López Obrador, on binlerce destekçisiyle kitlesel bir toplantı düzenledi ve platformu Meksika Elektrik İşçileri Sendikası genel sekreteri Martin Esparza’ya sundu. Hem Esparza hem de Obrador hükümetin girişimini anayasaya aykırı ilan ettiler ve direniş çağrısında bulundular. López Obrador yasama meclisini durumu inceleyecek bir komisyon oluşturmaya çağırdı. Böyle bir soruşturmanın yapılması olası değil, çünkü hükümet partisi ve müttefikleri her iki organda da çok büyük bir çoğunluğa sahipler.

Polisin enerji tesislerini ele geçirmesinden bu yana Meksiko City’de binlerce Elektrik İşçisi tarafından her gün gösteriler ve yürüyüşler düzenleniyor. Ama sözcülerden hiçbiri yasal stratejilerden ziyade hükümeti hedefleyen kitle eylemleri yoluyla gerçekleştirilecek bir direniş planı açıklamıyor.

Kitle eylemi hükümeti sendikayla bir müzakere toplantısı düzenlemeye zorladı ama toplantı sonuçsuz kaldı. İç işleri bakanı Fernando Gómez Mont hükümetin kararının “geri dönüşsüz” olduğunu açıkladı. Şirketin tasfiyesi hakkında yorum yapan Çalışma Bakanı da konuyu “bitmiş bir olay” olarak niteledi. Meksika Elektrik İşçileri ise polisin işyerini boşaltması, şirketin tasfiyesinin tamamlanması ve hükümetin sendikayla müzakereye oturması taleplerinden tavizde bulunmayı reddettiler. Yeni müzakere toplantılarından sonuç alınması da her geçen gün biraz daha imkansızlaşıyor.

Bu olayın da gösterdiği gibi, kitle eylemleri hükümeti kararını değiştirmek zorunda bırakmayacak, ancak üç yıl önce Oaxaca’da yaşanan yerel isyana benzer ulusal sivil bir ayaklanma hükümeti durdurabilir. Ancak Meksiko City’de gerekli adımları atma hazırlığı içinde olmayan sendika, başkalarından yardımına koşmasını bekleyemez. Sendika, ya önderlik etmek ya da silinip gitmekle karşı karşıya.

Meksika çapında dayanışma

Tüm Meksika’da işçiler, öğrenciler ve mahalleler, sendikalar ve sol partiler Meksika Elektrik İşçileri Sendikasını desteklemek için eylemler düzenlediler. Cuernavaca, Morelos'da, 3,500 kişi yürüdü. Oaxaca’da, Benito Juárez Özerk Üniversitesi İşçileri ve Çalışanları Sendikası dayanışma ve protestolarını gerçekleştirmek için üniversitenin kapılarını kapattılar. San Luis Potosi’de, Potosi Sendikal Cephesi protestolar düzenleyerek elektrik işçileriyle dayanıştı. Genel Lastik İşçileri Ulusal Sendikası, Geniş Halk Cephesi (FAP) ve Demokratik Devrim Partisi de ulusal, eyalet ve yerel düzeylerde destek sergilediler.

Birleşik Devletler, Kanada, Hollanda ve Almanya’dan ve hatta Iraklı işçilerden de uluslararası destek geldi. Dünyanın çeşitli yerlerindeki sendikalar Meksika hükümetini kınadılar ve Meksika Elektrik İşçileri Sendikasına destek bildirdiler. Bu tür dayanışma ifadeleri mücadele eden Meksikalı elektrik işçilerini yüreklendirirken, liman işçilerinin dayanışmasının doğrudan bir etki yaratabileceği limancılık sektörünün aksine, bu açıklamalar bir başka ülkenin ulusal enerji şirketi üzerinde çok az etkide bulunma gücüne sahipler. Şirket kömür ithal ettiği için, belki kömür işçileri, demiryolu isçileri ve denizcilik şirketi işçilerinin dayanışması bunun istisnası olabilir.

Sendikanın yasal mücadelesi

Elektrik İşçileri Sendikası sokaklara çıkarken bir yandan da ülkenin önde gelen çalışma ilişkileri avukatı Néstor de Buen aracığıyla Calderon hükümetinin şirketi ele geçirmesinin anayasaya ve yasalara aykırı olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Sendika ayrıca üyelerinin bireysel haklarının da ihlal edildiği iddiasıyla amparo olarak bilinen kişisel davalar açmasını da planlıyor. Diğer sendikalar bireysel davaları hükümet eylemlerini ertelemenin bir aracı olarak kullanırken bu durumda bu araç oldukça zayıf kalıyor.

Sendika Meksika parlamentosunu hükümetin yürütme kanadının anayasal yetkisini aştığını iddia eden bir anayasal tartışma başlatmaya ikna etmek üzere de baskı altına almaya çalışıyor. Başkan Calderon'un Ulusal Eylem Partisi ile yukarıda da belirtildiği gibi kongreyi kontrol altında tutan Kurumsal Devrimci Parti arasındaki ittifak veri alındığında bu tür bir stratejinin çok fazla başarı şansının olmadığı görülüyor.

Sendikanın yasal stratejisi Aydınlatma ve Enerji şirketinin bir parlamento kararnamesi ile kurulmuş olması nedeniyle yürütme kararnamesi ile dağıtılamayacağı tezine dayanıyor. Sendika ve destekçileri ayrıca başkanın eyleminin hem Meksika çalışma yasalarını hem de uluslararası çalışma standartlarını ihlal ettiğini de savunuyorlar.

Polis ve ordu hala fabrikada işgalde

Şu anda 5 bin federal polis, 10 bin yedek polis gücünün ve 3 bin askerin desteğini arkasına alarak 100’den fazla tesisi elinde bulunduruyor. Tesisler yönetim ve CFE ismindeki devlet mülkiyetindeki bir başka enerji şirketinden gelen 3 bin elektrik işçisi ile ordunun sağladığı 800 mühendis ve teknisyen tarafından işletiliyor. CFE işçileri tarihsel olarak Kurumsal Devrimci Parti tarafından kontrol edilen, liderleri iş, sendikal aidatlar ve politik etki paylaşımı hayalleriyle hükümetle işbirliği içinde olan Meksika Tek Elektrik İşçileri Sendikasının (SUTERM) üyeleri.

Polis işletmelerin denetimini ele geçirdikten sonra, Meksiko City mahallelerinde, diğer kent ve kasabalarda ve sanayide, eyaletteki fabrikaların saatlerce atıl kalmasına yol açan saatler süren elektrik kesintileri yaşandı. Hükümet kesintilerin suçunu sendikanın üstüne atarken sendika kesintilerin nedeninin hükümetin ve tesislere getirilen işçilerin yetersizliği olduğunu ilan etti.

Aydınlatma ve Enerji şirketinin geleceği

Calderon hükümeti Aydınlatma ve Enerji Şirketini ortadan kaldırdıktan sonra, şimdi bu şirketin işletmelerini yakın gelecekte Federal Elektrik Komisyonu ile birleştirmeyi planladığı yeni bir şirketin üzerine geçirecek. Hükümet yeni şirket için yeni istihdam kuralları altında çalışmak üzere 10 bin eski Aydınlatma ve Enerji işçisini işe geri almayı planladığını açıkladı. 45 bin sendika üyesine yeni şirket tarafından işe alınabilmeleri için kıdem tazminatlarını Kasım ayı ortalarında almaları gerektiği söylendi. Yaklaşık 1400 işçi kıdem tazminatlarını aldı. Ayrıca 22 bin emekliden 11 binine ödemeleri yapıldı. İşçilere yönelik ek bir teşvik olarak çalışma bakanı da kıdem tazminatlarını en kısa sürede alan işçilere İngilizce öğrenme bursu verileceğini açıkladı.

Hükümet şirket işgücünün tasfiyesi harcamaları için 20 milyar peso (yaklaşık 200 milyon dolar) ayırmış durumda. Her bir işçiye Meksika yasaları kapsamında hak sahibi oldukları 300 bin ile 400 bin peso ya da 30 bin ya da 40 bin dolar kıdem tazminatı ödenecek.

Ekonomik iddia

Felipe Calderón'un Aydınlatma ve Enerji Şirketini tasfiye etme kararı herhangi bir sözleşme müzakeresinin ya da grevin değil, ulusal şirketten ve Meksika solunun merkezinde duran ve başkanın özelleştirme gündeminin yolunu tıkayan sendikadan kurtulma yönündeki politik kararın sonucu. Ancak Calderón hükümeti bunun şirketin etkin olmamasına dayalı tamamıyla ekonomik bir karar olduğunu iddia ediyor. Ancak işler oldukça karışık.

Hükümet şirketin 44 milyar pesoluk (400 milyon dolar) yıllık açık verdiğini iddia ediyor. Enerji bakanı Georgina Kessel Martínez, şirketin harcamalarının satışlarının hep iki katı olduğunu, muazzam hükümet teşviki gerektirdiğini söylüyor. Aslında bu “açık” önemli ölçüde elektrik enerjisinin her ikisi de devlet mülkiyetinde olan Federal Elektrik Komisyonundan şirkete transfer edilmesinin sonucu.

Calderon ulusa yaptığı konuşmada şirketin “dağıtmakta olduğu elektriğin üçte birini kaçak, teknik hatalar, yolsuzluk ve etkin olmayan çalışma” nedeniyle kaybetmesi yüzünden tasfiye edilmesi gerektiğini açıkladı. Komisyonun şirketten daha verimli olduğu gerçekse de bunu birçok nedeni var.

* Şirketin hizmet verdiği federal eyalet olan Mexico City ve merkezi Mexico, ülkenin en zor coğrafi, demografik ve ekonomik bölgesi. kırsal bölgeler özel sorunlar yaratırken, 20 milyon insanın yaşadığı karmaşık ve sürekli genişleyen megapol ve çevresindeki merkezi eyaletlerdeki milyonlarca insan daha da önemli zorluklar yaratıyor.

* Mexico City sakinleri ve buradaki iş çevreleri yasadışı bağlantılarla sistemden sürekli elektrik enerjisi “çalıyorlar”. “Çalma” sözcüğünü tırnak içinde kullanma nedenim sonuçta bunun Meksika halkına makul fiyatlarda elektrik sağlamak amacıyla kurulan bir şirket olması.

* Los Pinos, Meksika başkanlık ikametgahı ve bürosu gibi hükümet organları elektrik için para ödemiyor. Bilinmeyen nedenlerden dolayı hükümet şirkete oteller gibi kimi iş sahiplerinin de kullandıkları elektrik için para ödemesini sağlayamıyor.

Sendika hükümetin son 20 yıldır şirkete yatırım yapmadığını, bir ekonomik kriz yaratmak amacıyla işletme ve dağıtım sistemlerinin çökmesine izin verdiğini söylüyor.

Ücretler, sosyal haklar ve emekli ikramiyeleri

Calderon yönetimi Aydınlatma ve Enerji Şirketinin ekonomik sorunlarının merkezinde sistemi iflasla tehdit eden yüksek işçi ücretleri, sosyal haklar ve ikramiye maliyetlerinin bulunduğunu ileri sürüyor. Hükümet 240 milyar pesoluk ücret fonu içinden 160 milyarın 20 bin emekli işçinin emeklilik aylıklarına gittiğini iddia ediyor.

Kuskusuz Meksika Elektrik İşçileri Sendikası 95 yılık tarihinde üyeleri için tüm ülkedeki işçiler açısından bir bayrak direği olabilecek bir sendika sözleşmesini elde etmeyi başarmıştır. Aydınlatma ve Enerji işçileri, çoğu Meksikalı işçinin tersine, onurlu bir ücrete yakın olan, ayda 6.000 pesoluk (600 dolar) bir ücret kazanıyorlar. Emekli işçiler emeklilik öncesi ücretlerine eşit ya da daha yüksek çok cömert ücretler alıyorlar. Ancak şirketin mali kriz içinde olduğu iddiası Calderon’un saldırgan eyleminin arkasındaki gerçek motif olmayabilir.

Gerçek ekonomik motif

Sendika lideri Martín Esparza, hükümetin eyleminin arkasındaki gerçek ekonomik motifin özel sanayinin Aydınlatma ve Enerji Şirketinin mülkü olan 100 kilometrelik fiber optik kablosunu ele geçirme arzusu olduğunu söylüyor. Telekomünikasyon için kullanılabilen fiber optik kablo sistemi 1999 yılında bir İspanyol şirketi olan WL Comunicaciones S.A. de C.V.’ye lisanslanmıştı.

Önemli ortakları iki eski enerji bakanı Fernando Canales Clariond ve Ernesto Martens olan şirket bir yıl sonra fiber optik ağını yeni genişletmeler yapma olasılığı ile birlikte 30 yıllığına kiralama hakkını kazandı. Çalışma bakanı Javier Lozano da WL Comunicaciones’in bu tavizleri elde etmesine yardımcı olacak biçimde danışmanlık yapmıştı.3

Sonuç: İş dünyası sevinçli

Meksika sermayesi de yabancı sermaye de Calderon'un bu eyleminden çok memnun oldu. İş Koordinasyon Konseyi (CCE), Meksika İşverenler Konfederasyonu (COPARMEX), Sanayi Odaları Federasyonu (CONCAMIN), Ulusal İmalat Sanayi Odası (CANACINTRA) ve Meksikalı İş adamları Konseyi (CMHN) Calderón’u kutlayarak kendisini elektrik işçilerine yönelik saldırıyı bir ilk adım olarak görmek konusunda teşvik ettiler. Meksika kapitalist sınıfı kan kokusu aldı, bunu sevdi ve daha fazlasını istiyor.

Uluslararası sermaye adına ve sermayeye konuşan Investors.com, "Meksika Sendikanın Işıklarını Söndürüyor” başlıklı bir makalede durumu "Meksika’da meydana gelmiş olan en iyi şey” diye niteledi. Business Week, daha az eforik olmakla birlikte, Calderón’un artık Meksika Öğretmenler Sendikası ile devlet petrol şirketi PEMEX’e ve Petrol İşçileri Sendikasına yüzünü dönebileceğini ilan etti.

Daha otoriter bir devlet

Meksika’nın 1982 yılındaki ilk kadın başkanlık adayı ve uzun yılların insan hakları eylemcisi Senator Rosario Ibarra, Aydınlatma ve Enerji şirketinin hükümet tarafından ele geçirilmesi dahil, Meksika hükümetinin daha da otoriterleştiğini gösteren bir dizi yeni gelişmeden duyduğu tedirginliği ifade etti.4

Ulusal Özerk Meksiko Üniversitesi (UNAM) rektörü José Narro Robles ise hükümetin enerji tesislerini ele geçirerek şirketi ve sendikayı ortadan kaldırmasının ülkenin çalışan ve yoksul insanlarının çoğunluğu açısından zaten son derece zor olan koşulları daha da ağırlaştıracağını söylüyor. Olası bir toplumsal huzursuzluk uyarısı yapan rektör “Ülkemiz çok hassas bir andan geçiyor. Kimse bunu inkar edemez. Milyonlarca Meksikalının yoksulluk ya da aşırı yoksulluk içinde yetersiz koşullarda yaşadığı bir anda kimse bunu inkar edemez” diyor.

Narro sosyal huzursuzluktan korkuyor ve korkusu anlaşılabilir, ancak öyle görünüyor ki Meksika Elektrik İşçileri Sendikası ve emek hareketi hayatta kalacaksa, Calderon’u durdurmak için örgütlü ve kitlesel bir toplumsal huzursuzluk türü yaratılması gerek. Bu tür güçlerin hareketi geçmesi halinde hükümeti bile devirmeleri mümkün ancak şu ana kadar ihtiyaç duyulan çapta bir gelişmenin işaretleri mevcut değil.

Dipnotlar:

1 Manuel Camacho Solís, "SME: las verdaderas razones," El Universal, October 12, 2009. Solís is a member of the leadership of the Broad Progressive Front (FAP)

2 Silvia Otero and Alberto Morales, "'Apagan' LyFC; liquidan empleados," El Universal, October 11, 2009.

3 Rosalia Vergara, "Calderón y el SME: La guerra por la fibra óptica," Proceso, October 17, 2009.

4 Rosario Ibarra, "Alarma ante la situación de los derechos humanos," a statement distributed by the Revolutionary Workers Party (PRT), on October 17.

[Mrzine.org'daki İngilizce orijinalinden Sendika.org tarafından çevrilmiştir.]


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org