[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Uruguaylı Sol Cephe Üyesi ve Tupamoros Lideri Pepe Mujika İle Röportaj
Metin Yeğin - 05 Kasım 2005

Metin Yeğin:

Siz Tupamoros hareketinin liderisiniz, Tupamoros hareketinin şehir gerillasından bugünkü Uruguay tarihinin ilk sol hükümetine kadar gelişen enteresan bir süreci var. Bu süreci özetleyebilir misiniz?

Pepe Mujika:

Çok uzun yılları içeren bir süreç bu, kırk yıldan fazla. Bir ülke düşününün çok fazla değişiklikler olan, çok uzun bir süre askeri cunta sırasında geçen on dört –on beş yıllık bir cezaevi süreci. Daha sonra bunu izleyen süreçte anayasal bir demokrasiyle yaşayan bir ülke, bu süreçte bir sol cephe (Frente Amplio) ki bu cephenin kökeni otuz yıl önceye dayanır. Biz sürekli birlikte hareket etme çabası içerisindeydik, minimum bir program olarak birliktelik, onların ataklarına karşı biz sosyalistler, komünistler, farklı sol hareketler sistem karşıtı bir cephe meydana getirdik. Bir reform programı etrafında, sistemin içinde ama halkçı bir program. Biz hep yoldaşça ilişkilerle üstümüzü ördük. Çünkü bizim ilkemiz ulusal bağımsızlıktır. Esas olarak bu ülke de maddi anlamda ve kültürel olarak, yeniden öncelikle ulusal bağımsızlık düşencesine geri dönmektir. Başka türlü, bütün yoksullar için özgür olabilmek ya da eşitlik mümkün değildir. Bunun anlamı eğer siz kültürel olarak özgür değilseniz mahkumiyetten kurtulmamışsınız demektir. Bu nokta Marksist ve Leninist görüşlere çok yakın bir görüştür. Biz Che Guevera çizgisinde çok önemli bir dönem yaşadık ama şu anda başka bir dönem var. Bu reform programı aslında, çok küçük ama bu bizim için aynı zamanda da büyük ve çok önemli çünkü çok önemli sosyal değişiklikler yaratacak. Peki bu sonuç olarak bütün sorunları ortadan kaldıracak mı? Mümkün değil. Burada sorun halk için ne kadar bir şey yapabileceğimiz, bunun için ne kadar kapasitemizin olduğu, ne kadar kendimizi anlatabileceğimiz onlarla ne kadar ilişki kurabileceğimiz. Bir de öteki nokta ABD’nin saldırısı, baskısı pratik olarak bütün Latin Amerika’yı ilgilendiren, hatta bir global da durum ortaya çıkıyor. Biz bunun içerisinde aslında çok küçük bir parçayız, çok küçük bir ülkeyiz. Şimdi zaten bu hükümet, bir seçim hükümeti, bir cephe (koalisyon) hükümetidir. Başka türlü bir değişikliğe de müsaade etmez bu hükümet biçimi. Bundan daha iyi bir yol olabilir ama bizim limitimiz bu, burada bundan daha büyük bir değişiklik yapamıyoruz, bunun dışında bir değişiklik yapamadık, çok az. Liberal demokrasi dedikleri şey aslolarak ulusal bağımsızlığın bitişini inşa ediyor. (gülerek) Liberal Papa!. Şimdi! Problem sosyaldir, hukuksaldır. Biz bilinçli olarak böyle bir seçim yaptık. Çünkü kırk yıldır devam eden bir süreç, bir çok neslin yaşadığı bir süreç tamamen mücadeleyle geçen bu süre sonunda başka türlü mümkün değildi. (daha güçlü olamadık) ama mücadele devam ediyor. Yaşım yetmişten fazla olmasına rağmen söyleyebilirim biz mücadeleye devam edeceğiz. Bizim politika tarzımız aşktır. Bunun dışında bir yaratı da biz yaşayamayız. Biz öbür yoldaşlarımızın mücadelesini sürdürüyoruz. Gerçeklikte daha iyi bir dünya için, kültürel olarak çok farklı –zaten esas olan da bu kültürel kayıptır- daha gerçekçi bir rota izlemeye çalışıyoruz. Bu süreç, geçen on yıl, Latin Amerika için bazı değişikliklerin yaşandığı yıllar mesela Brezilya hükümeti ki kapasitesi büyük, mesela Arjantin hükümeti ki çok geniş kapsamlı yaşananlar var. Tabii ki bunların hepsi öncekilerden değişik, norm olarak da değişik. Bence bu süreçte, en az bir onyıl devam edecek olan bu süreçte bazı değişiklikler yapabiliriz Latin Amerika için, bazı küçük programlar. Ama bu insanlık için önemli değişiklikler olacak.

MY: Neo-liberalizm büyük bir problem değil mi? Mesela her şeyi satıyor sizde suyu sattı özellikle bu yoksullar için önemli, aslında herkes için çok önemli değil mi? Neo-liberalizm her şeyi satmak istiyor, saldırıyor peki siz buna karşı ne yapacaksınız?

PM: Burada bizden önceki hükümetler suyu sattılar bu çok değişik bir süreçti, sözleşme yaptılar dokuz, on yıl önce bütün ülkenin su kaynakları için. Biz düşünsel olarak, suyun satılmasana, her şeyin uluslararası tekellere satılmasına karşıyız. Bu on yıl sürdü ama sonra kovduk, Uruguay çok fazla suya sahip bir ülkedir. Bu bizim ulusal kaynağımız ama bütün insanlık için, (onu savunmamız gerekir.) Sadece biz ‘su’ hakkının anayasal olarak garantiye alındığı tek ülkeyiz. Bu mücadele bizim seçilmemiz içinde çok önemli bir noktaydı. Bu çok önemli bir hak hem şimdi hem de gelecek nesiller için. Uruguay’ın çok değerli toprakları vardır sadece bir metreden bile su çıkartılabilir. Biz suyu diğer ülkelere de gönderebiliriz, tüm dünyaya da, bu bizim görevimiz oldu. Mercosur içinde çok önemlidir. Biz dünya da ikinci büyük su rezervlerine sahibiz.

MY: Siz aynı zamanda Uruguay tarım bakanısınız ama ülkenizde GDO’lu üretimde var. Bunun için bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?

PM: Önceki hükümet çeşitli sözleşmeler yapmış bu GDO’lu tarımın yapılabilmesi için uluslararası şirketlerle. Özellikle yaygın olarak soya üretimi ülkenin bir çok yerinde var. Biz böyle bir durum üzerine geldik. Böyle bir izni imzalamışlar. Bu gerçekliği değiştirmek zorundayız. Uruguay aslında dokunulmamış, doğal bir ülkedir, gelecek nesil içinde çok olarak bu. Uruguay kültürel olarak doğal bir ülke markasıdır, karakter olarak doğaldır ama şimdi uluslararası kapitalist şirketlerle antlaşmalar imzalanmış. Buna karşı mücadele etmek gerekir, doğal bir Uruguay için. Neo-liberalizm kalıcı etkileri olan bir süreç. Aynı şekilde daha önceki hükümetin yaptıkları uzun yıllardır devam ediyor. Çünkü burası bir haklar devleti ne yazık ki bir devrim devleti değil ve şu anda burada bir barbarlık tarımı var anlatabildim mi?

MY: Latin Amerika da bir sürü örnek var bir yerde Lula bir yerde Kirhcner diğer örnek ise Chavez. Uruguay ne yapacak ? Kimlerin yanında yer alacak?

PM: Bizim pozisyonumuz çok değişik. Lula Brezilya’da hükümet ama kongrede çoğunluğu yok, belli bir sınırı var istese bile her şeyi yapamaz. Kendi programını yaşama geçiremez bence. Chavez’in ise büyük çoğunluk destekliyor onu. Ayrıca sahip olduğu petrol hareket etme kapasitesini de arttırıyor, diğerlerinde o yok. Uruguay ise daha değişik bir ülke, mesela Türkiye’nin pozisyonu da değişiktir. Cumhuriyet yapısı, finans durumu daha değişik, başka türlü bir örgütlenme. Arjantin ise büyük bir ekonomik kriz yaşadı ve pratik olarak herşey değişti. Başka bir hükümet var, ki Arjantin zengin bir ülkedir, çok zengin. İşte bu durumda nasıl bir ortak nokta olabilir, nasıl bir koordinasyon kurulabilir Latin Amerika için? Bu sosyo-politik anlamda sıra dışı bir birliktelik yaratmalı ve ABD’ye karşı. Ama bütün bu ülkeler farklı. Değil mi? Bu sadece bir başlangıç.

MY: Türkiye solu çok farklı gruplardan oluşuyor ve hiçbir zaman bir araya gelemedi. Uruguay’da da farklı gruplar var ama siz nasıl bir araya gelebildiniz? Nasıl başardınız bunu?

PM: Bunun için Uruguay tarihine de bakmak lazım. Yüz elli yıldan fazladır Uruguay’da iktidara sadece iki parti gelmiştir. İlk defa biz geldik. Aslında bu iki parti de sürekli cepheydi. Partiler çok büyüktüler, çok değişik kesimlere sesleniyorlardı dolayısıyla kapasiteleri de büyüktü. Bizde kültürel anlamda değişik politik gurupların bir araya gelmesi mümkün, değişik bir kültürümüz var. Çok değişik diğer parçalar var Latin Amerika da. Uruguay solu bunu sosyal olarak öğrendi. Ortak bir minimum program üzerinde birleşmeyi, biz bunu çok uzun zamanda öğrendik. İlk olarak işçilerin meydana getirdiği bir birliktelik vardı, otuz yıldır devam eden bir şey bu sadece seçimden önce değil. Bu süreç otuz yılı kapsar. Bundan sonra pratik olarak su için mücadelede birleşildi. Çünkü bütün herkes bölüm bölüm etkilendi bu süreçten. Önce bir taraf daha sonra diğer taraf katılarak cepheyi oluşturdu. Ayrıca en önemlisi biz yaşamak için birlikte olmaya ihtiyacımız vardı, buna zorunluyduk. Bu çok önemli bir nedendir Uruguay için, politik olarak yaşamak için bir araya gelmek zorundaydık.

MY: Şimdi biz de çok benzer sorunlar yaşıyoruz. Burada ALCA, bizde de Avrupa Birliği sürecinde köylülerin tasfiye edilmesi söz konusu.... Siz şimdi ALCA ya karşı mısınız? Neo-liberalizme karşı olmak ALCA’ya karşı olmak mıdır?

PM: Biz ALCA ile arkadaş değiliz. Biz 'Merkosur'un yaşama geçmesini istiyoruz. Bir pazar kendi aramızda ABD’nin içinde olmadığı ve etkisinin olmadığı. Bakalım nasıl direneceğiz?

MY: Chavez bir ALBA'yı öneriyor, bu konuda ne diyorsunuz?

PM: Biz önce 'Mercosur'un gerçekleşmesini istiyoruz. Ondan sonra diğerleriyle ilgili şey yapacağız. Eğer birçok şey için mücadele ederseniz hiç bir şey elde edemeyebilirsiniz. Mercosur on yıldır yaşama geçirilmeye çalışılıyor, on dört, on beş yıl sonra esas meyvelerini verecek. Bence Venezüella’nın da Mercosur’a katılması gerekiyor, Latin Amerika için çok iyi olacak bu. Çünkü Brezilya çok büyük bir ülke hemen yanı başımızda ve ABD için bile büyük bir ülke. Mesela Türkiye’nin de Almanya’yla bu tür bir ilişkisi var tarihsel olarak da.

MY: Kişisel bir şey sormak istiyorum. Siz önce şehir gerillasıydınız sonra uzun yıllar cezaevinde kaldınız şimdi de bakansınız, parlamento başkanısınız. Hangi dönem daha zordu sizin için?

PM: En zoru bir dönem kayıp olmaktır, politik olarak kayıp olmaktır. Hepsi farklıdır ama düşünsel olarak kayıp olmak çok önemlidir, en zoru. Sol bir dönem konjonktür olarak çok olumsuz durumdaydı bizim içinde en zor olan bu dönemdi. İşte bu en büyük problem. Değişik bir şeyler yapabiliriz, yeni bir şeyler yaratmak için halkın bunu anlama kapasitesine her zaman sahiptir aslında. Bu çok önemli bir faktördür. Gerçekliğin ne olduğunu anlamak zorundasın. Düşünsel olarak, sosyal olarak anlamak zorundasın. Biz yalnızca gerilla değiliz. Biz savaşçıyız.(Mücadeleciyiz) Biz halkın yaşaması için mücadele ediyoruz, kapitalizme karşı. Biz fantastik bir solu değil gerçeğin solunu savunuyoruz.

MY: Şu anda devrim istiyor musunuz aynı şekilde?

PM: Evet, kesinlikle. Devrim uzun bir süreçtir, öyle bir iki günde ya da birkaç yılda gerçekleşmesi mümkün değildir. Diğeri bir tür fantezi olur, öteki türlü. Bir ülke kolay değişmez, teknolojik olarak sosyolojik olarak bir değişim gerekir. Biz bir çok zaman özgürlüğün bayrağını taşıdık. Fakat şimdi farklı bir durum var. Bir dönem bitiyor, bir sürü şey değişiyor. Sadece dünyanın bir bölümü için değil ben bütün dünyada solun egemenliğini istiyorum. Çünkü bütünüyle bir devrim gerekli. Bütün olarak bürokrasiyi yok edecektir devrim. Benim sürem artık bitiyor şimdi sıra senin devrin.

MY: Türkiye'li devrimcilere söylemek istediğiniz bir şeyiniz var mı?

PM: Bütün devrimcilere sağlık ve esenlik diliyorum, Kürtlere de. Almanya da tanıştığım bir tane yoldaş vardı. Türkiye çok önemli bir bölüm dünya için. Bu süreçte de daha önemli çünkü Türkiye hem Müslüman ülkelerle çok yakın hem de diğer ülkelere de ve Türkiye’nin çok güçlü devrimci geleneği var. Türk ve Kürt halk hareketleri yolunuza devam edin ama unutmayın ki önemli olan kesintisiz sürdürmektir. Türk ve Kürt devrimcilerden dünyanın bir sürü şey öğreneceğine inanıyorum.

MY: Çok teşekkür ederim.

[Kaynak: Gündem Gazetesi]


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Honduras Anayasası'nın 3. Maddesi'nin, silahlı bir gücün iktidarı ele geçirmesi halinde halka İsyan hakkı tanıdığını biliyor muydunuz?
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org