[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



LatinAkademi / Kölelerin Tarih Yapıcılığı: Haiti Devrimi (Beşinci Bölüm) – Kerim Bilgin*
- - 20 Nisan 2010

Haiti, Latin Amerika ve Dünya tarihinde yüzölçümüyle zıt bir öneme sahip bir Karayip ülkesi. Tarihte ilk köle devriminin yaşandığı Haiti, son on yılda, Fransız ve Amerikalı yeni sömürgecilik pratikleri, seçilmiş başkanın düşürülerek sürgüne gönderilmesi, açlık isyanları ve nihayet ülkeyi yerle bir eden ve ABD’nin kıtayı militarize etmesi için uygun zemini oluşturmasıyla adını yeniden duyuruyor. Öyle ki Haiti, 1791-1804 arasında gerçekleşen devrimden bu yana her anlamda bir siyaset laboratuarı olma niteliğini sürdürüyor.

Kerim Bilgin’in 1791-1804 Haiti Devrimi’ni çözümlediği makalesi ise Latinbilgi sayfalarında ilk defa “LatinAkademi” başlığı altında yayınlanıyor – Latinbilgi.

1. Giriş: Haiti Devrimi Nedir?

2. Devrim’in Sınırlarına Değini

2.1. Saint-Domingue’i Dönüştüren Küresel İlişkilere Değini: Ticaret Kapitalizmi, Kolonyalizm ve Kölelik

2.2. Haiti’den Önce: 1492’den 18. yy.a Saint-Domingue Tarihine Kısa Değini

2.3. Haiti Devrimi’nin Maddi Belirlenimlerine Değini: Coğrafya ve Ekonomi

3. Devrimci Öznenin Rahmi: Devrim’in Eşiğinde Saint-Domingue’de Toplumsal Yapı ve Toplumsal Güçler

4. 1791’den 1804’e Devrim

4.1. İlk Perde: Çelişkilerin Çözülüşü (1789’dan 1793’e)

4.2. İkinci Perde: Çelişkiler Yumağı (1793’ten 1798’e)

4.3. Üçüncü Perde: Açılış (1798’den 1802’ye)

4.4. Dördüncü Perde: Kan Yatağı (1802’den 1804’e)

4.5. Son Perde: Kapanış (1804)

5. Sonuç Yerine: Haiti’den Sonra Haiti, Devrim’den Sonra Devrim

(Beşinci ve Son Bölüm)

4.5. Son Perde: Kapanış (1804)

 Dünya tarihinde ilk ve tek kez kölelerin girişimiyle efendiler alaşağı edilirken, köleler kendi bağımsız egemen aygıtlarını kurmaya girişiyorlardı. Devrim’in perdesi, yeni bir dünyanın kurulması olanağının sunuluşuyla kapanıyordu. Durum, her açıdan nitelenebilirdi. Latin Amerika’nın ilk bağımsız halkı, Amerikaların ikinci bağımsız devleti, özgürlüklerini kendi elleriyle elde eden ilk ve tek köle halk, vs. Her şeye rağmen, dönemine göre gerçekleştirilmesi imkânsız gibi görünse de 18. yy.ın koşullarına yöneltilen sonradan bakışta, Haiti’de köleliğin sürekli olarak kaldırılmasını, yalnızca onun ulusal bağımsızlığının güvenceye kavuşturabileceği açıktı. Saint-Domingue’de onca kan, bu güvenceyi sağlamak için aktı.

 Dessalines, 1 Ocak’ta 1804’te Gonaives’de diğer liderlerle birlikte, Haiti’nin bağımsız bir devlet olduğunu ilan etti. Yeni devletin adı “Haiti Cumhuriyeti”ydi. Saint-Domingue’in adı, şimdi Haiti oluyordu. Haiti sözcüğü, İspanyollar adayı sömürgeleştirmeden önce yerlilerin kendi ülkeleri için kullandıkları adlardan biriydi. Arazinin dağlık yapısından dolayı “Dağlık ülke” anlamına gelen Haiti sözcüğünü kullanıyorlardı. Eski kölelerin bu yeni devletinin adı Haiti, ülkenin sömürgecilikle damgalanmış geçmişinin reddini ve ülkenin eski sahipleriyle kurulan özdeşliğin kimliksel inşaya zeminliğini imliyordu. Dessalines, diğer özgür renklilere göre siyah ırkın kültürel simgelerine çok daha bağlı bir liderdi. Liderlik ettiği savaşı ve bağımsızlığı, Avrupa tarzı bir haklar mücadelesi olmaktan çok, ırklar arası özgürlük mücadelesi olarak görüyordu. Şimdi, bağımsızlık ilan edildikten sonra, ülkenin yaşam boyu genel valisi ilan edilmiş lideriydi. Ülkenin lideri olarak inşa etmesi gereken bir ulusa, yerliliğin ve siyahlığın sembolleriyle seslenen bir söylemi sunuyordu.  

 Dessalines, aynı yıl, bağımsızlık yılında, genel vali sıfatını bir kenara bırakarak, I. Jacques adıyla Haiti’nin ilk imparatoru sıfatını aldı. Bu arada ülkede kalan beyazları unutmadan, bağımsızlığın ilanından kısa bir süre sonra, Devrim tarihi boyunca tehlikelerini açıkça göstermiş ve yeni komploların yuvası olabileceğinden şüphelendiği beyazların sistematik bir biçimde katledilmesi için gerekli emirleri veriyordu. Ülkede geriye kalan 4.000 beyaz kadın çocuk demeden öldürüldü. Dessalines tarafından yürütülen beyazlara karşı genel katliam, çok az sayıda Fransız’ın kaçmasına izin verdi. 1804’le birlikte Saint-Domingue’teki bütün beyaz nüfus ortadan kayboldu. Dessalines taşıdığı misyondan emindi, yerlilerin ve siyahların beyazlardan gördüğü zulmün intikamını alıyor; bir zamanlar aşağılananların yeniden doğuşunun lideri oluyordu. “Ülkemi kurtardım, Amerika’nın öcünü aldım.” Bu söz ona aittir.

 Dessalines ve arkasındaki generallerin Haiti’nin bağımsızlıklarını ilan ettikleri bildirge aşağıdaki gibi yazılmıştı:

ÖZGÜRLÜK YA DA ÖLÜM

Gonaïves, 1 Ocak, 1804

Bağımsızlığın Birinci Yılı

Bugün, 1 Ocak 1804’te, ülkenin mutluluğu için gerekli önlemleri olmak üzere toplanmış generaller ve ordu liderleriyle birlikte Yerliler Ordusu’nun başkomutanı:

Haiti’nin yerlileri için istikrarlı bir yönetimi sonsuza kadar güvenceye kavuşturma niyetini, bir konuşmasında yabancı güçlere beyan ettiği ülkeyi bağımsız kılmak ve adanın halkının kanlarıyla kutsanmış özgürlüğün tadını çıkarmak yönündeki kararlılığı, bu en büyük kaygısının amacını burada toplanmış generallere bildirdikten ve onların her birinin fikrini aldıktan sonra; toplantıdaki her bir generalden Fransa’dan sonsuza kadar ayrıldıklarını, onun egemenliği altında yaşamaktansa ölmeyi ve son nefeslerine kadar bağımsızlık için savaşmayı tercih ettiklerini ilan etmelerini istemiştir.

Bu kutsal ilkelerle aşılanmış generaller, açıkça ortaya konulmuş bağımsızlık projesine bağlılıklarını tek bir sesle sunduktan sonra, sonsuzluğun ve bütün evrenin önünde Fransa’dan ayrıldıkları ve onun egemenliği altında yaşamaktansa ölmeyi tercih ettikleri üzerine ant içmişlerdir.

İmza:

Dessalines

Başkomutan

Christophe, Pétion, Clerveaux, Vernet, Gabart

Tümgeneraller

   5. Sonuç Yerine: Haiti’den Sonra Haiti, Devrim’den Sonra Devrim

 Bağımsızlık Haitililere ne mutluluk ne de istikrar getirdi. Ülkenin bağımsızlık sonrasını tarihini belli başlı siyasi olaylarla özetlemek dahi, Haiti’nin kanla ve sömürüyle yazılmış tarihinde bağımsızlığın az değişikliğe yol açtığını gösterebilir. Diktatörlükler, isyanlar, iç savaşlar, askeri darbeler, serbest piyasa ekonomisine açılmanın getirdiği mülksüzleşme, elit bir azınlığın kitleleri sömürmesi, vd. Bugün Dünya’nın en fakir ve temel gereksinimlerden en yoksun, yaşam koşulları en güç ülkeleri arasında Haiti.

 Zaten Haiti Devrimi’nde olan bitenler, tüm maddi bağlarından koparak simgesel bir âleme karışmış; dünya tarihinde işgal ettiği yerde beliren anlamla bu anlama katışmış gibi görünüyor. Siyah uygarlığının, saygınlığının, yeniden doğuşunun ve gücünün sembolü olarak yer tuttuğu için Haiti Devrimi, Dünya tarihinde bir dönüm noktasını işaretledi. Fransız kolonicileri yenerek Haiti, köleler ve Dünya’nın her yerindeki baskılanmış nüfus için umut ışığı oldu.   

 Bağımsızlık sonrasında Haitili elitlerin ve entelektüellerin kimliksel tutumu, hemen pek çok üçüncü dünya ülkesinde görüldüğü gibi ikircikliydi: Aşağılanan ırksal kimliğe karşılık evrensel ve Avrupalı değerle örülmüş bir kimliği vurgulama, Batı’nın uygarlığından dışlanmışlığa karşılık ırksal kimliğini vurgulama. Bir yandan Haitililer, kendilerine her zaman Dünya’daki siyahların sözcüsü olarak sunmuşlardır. Buna denk düşer şekilde Haiti, siyahların imgeleminde büyük bir yer tutmuştur. Örneğin 1820’lerde Haiti, Afrika’nın yükselen güneşi olarak niteleniyordu ve Haiti Devrimi Afrika’nın yeninden doğuşu için verilen çabalarla anılıyordu. Buna karşılık Haitili elitler, Afrikalı kimliği temelinde daha gerçekçi bir ulusal kimlik geliştirmektense, Fransa’nın ulusçu ve kültürel söyleminin ilkelerine göre oluşturulmuş bir kimlik inşasına giriştiler. Bu elitlerin, Afrikalıların bir parçası olarak görülmektense, uygarlığın bir parçası olan Fransızlar olarak görülmek yönündeki kaygıları; arkalarındaki kitlelerin kültürleriyle ve talepleriyle çeliştiği gibi kendilerinin “siyah ırkın temsilcisi, sözcüsü, intikam alıcısı, yeninde doğurucusu, vb. olma ” söylemiyle de çelişiyordu. Bununla birlikte pek çok üçüncü dünya ülkesinde olduğu gibi Haiti’de de durum yönetici elitler açısından açıktı: Afrika ve Afrikalılık geri kalmışlığı ve uygarlaşmamışlığı, Batı ise uygarlığında ta kendisini temsil ediyordu; Haiti’nin uygarlaşması, Afrikalı köklere geri dönüşle ve vurguyla değil, Fransızlığın vurgulanıp Batı uygarlığının örnek alınması seçeneğinde gerekli ve olanaklı görülüyordu. Haitili elitler ve entelektüeller, Haiti Devrimi’nin tarihe attığı eşsiz simgesel çentiği çok kez görmezden gelerek, tarihi kaplayan simgesel yüzeye karışmak eğiliminde oldular. Bu yüzden Haiti’nin dışında kendini gösteren Haiti’nin simgesel darbesini yeterince fark edemediler.

 Haiti Devrimi’nin simgesel devliğinin izlerini, 19. yy. kapitalizminde ve sömürgeciliğinde yol açtığı yarığın kıvrımlarında takip edebiliriz. Bir kere, beyaz elitler, Haiti’de siyahların kendilerine yaptıklarını hiçbir zaman kabullenemediler ve ülkeyi her açıdan cezalandırmak için ellerinden geleni yaptılar. İkincisi, sömürgeciliğin meşrulaştırıcı ırkçı söyleminin dogmalarının Haiti’de yerle bir edilmesinden mütevellit, Haiti’de olanların üzerini örtmek ve olanları görmezden gelmek için davrandılar. Haiti’ye karşı en başta gelen cezalandırma, onun bağımsızlığını siyaseten tanımama ve ülkeyi ekonomik açıdan yalıtmaydı. Fransa, 1825’te Haiti’yi ancak plantasyon sahiplerinin kayıplarının tazminatını alma karşılığında tanıdı ve tazminatın meblağı Haiti’nin koşulları için öylesine ağırdı ki bu borcun ödenmesi 20. yy.da bile tamamlanamadı. Bu olguda asıl dikkat çekici olan, Haiti’nin yalıtılmışlığı içindeki çaresizliğiyle bu tanınmayı böylesine ağır bir tazminatın karşılığında kabul edebilmesiydi.

 19. yy. boyunca ekonomik ve politik açıdan yalıtılmış Haiti, küçümsemenin ve açıkça ırkçı polemiğin hedefi oldu. Avrupa’dan ve Kuzey Amerika’dan tarihçilerin pek çoğu, Haiti Devrimini görmezden geldi. Atlantik’in iki yakasında çeşitli yayınlarda bağımsız Haiti’yi aşağılayan yayınlar yapıldı. Haiti’nin bağımsızlığından sonra olayları ve ülkeyi ele Avrupa, Birleşik Devletler ve çevre kolonilerdeki kölelik savunucusu gazetelerde kendini tekrar eden motif, “Antilerin İncisi”nin Devrim tarafından harabeleştirildiği, bağımsızlık sonrası Haitililerin cahil, tembel, barbarca olduğu anlatısıydı. Amerikalı ve Avrupalı entelektüeller, Haiti’yi, kültür, ilerleme, kendi kendini yönetmek ve uygarlaşma yeteneğinden yoksun aşağı siyahların ekonomik ve politik düzenini sürdüremeyecekleri boşuna bir girişim olarak görmeyi tercih ettiler. Köleliği ve ırksal ayrımı desteklemek için, kamuoyunu Haiti’nin olumsuz imgeleriyle beslediler ve Haiti’yi “kölelikle toplumsallığın sınırlarının dışına çıkan siyahların vahşiliğe batmaları”nın uç bir örneği olarak sundular. 

 Haiti Devrimi’nin ekonomik, siyasal ve toplumsal katmanlarda en yakın ve en somut etkileri, 1800-1850 arasında Karayipler’de ve daha geniş olarak Amerikalarda kendini gösterdi. İlkin ve en önemlisi, Haiti Devrimi’nin köleleri ve siyahları kendi potansiyelleri hakkında bilinçlendiren basit gerçekleri, bölgedeki ticaret yolları boyunca yayıldı. “Haiti korkusu” Karayipler’i ve Amerikaları sömüren kapitalistler için bu yayılma karşısında duyumsananın ortak ifadesiydi. Haiti, kendi devrimini kıtanın diğer yerlerine yaymaya çalıştığında, kolonicilerin korkusu daha da arttı. Haiti ile temasın sağlanmadığı durumlarda, kıta boyunca ayaklanan köleler esin ve güdü kaynaklarını, Haiti ve Devrimi hakkında dolaşımda olan bilgilerde bulmuşlardır. Haitililer, ideolojik önyargının en ezici biçimine karşı bir direnişi yürütmenin ve yeryüzünün en güçlü sömürgeci uluslarının ordularını yenmenin üstesinden gelmişlerdi. Onların teşkil ettiği örnek, Latin Amerika’daki özgürlük hareketlerine dönem boyunca tek ve en büyük ilham kaynağını sundu. Haiti, Simon Bolivar’ın İspanya’ya karşı mücadelesine silah, asker ve cephane dâhil hayati destek sağladı ve aynen sonraları Afrika’da kolonyalizme karşı mücadele edenleri esinlediği gibi 19.yy.’ın ilk yarısında Küba’da, Jamaika’da, Brezilya’da, ABD’de köleliğe karşı isyanların güdülenmesine yardımcı oldu. Örneğin Haitili başkanların Birleşik Devletler’deki köle başkaldırma hareketlerine silah değilse de cesaretlendirme sağladığı kanıtlanmıştır.

 Saint-Domingue, kölelere ve onların sahiplerine başarılı bir ayaklanmanın mümkünlüğünü göstermişti. Kolonici beyazlar, Karayipli siyahların 1791’den itibaren yeni bir hal ve tavır ile fikirler gösterdiğinden veya artık aynı insanlar olmadıklarından şikâyet ediyorlardı. Haiti’de olanlar, köleleri eskiden olduklarından farklı insanlar haline getiriyordu; beyazlara göre onlar küstahlaşmıştı. Karayipler’de pek çok köle sahibi, aynı küstahlaşmadan söz ettiğine göre, Haiti Devrimi’nin siyahlar üzerinde özgüven sağlayan bir etkisinin olduğu anlaşılabilir. Bölgede çıkan bazı isyanlarda isyancılar, beyazlardaki “Haiti korkusu”nu alevlendirircisine “Haiti’yi hatırla” sloganı atıyorlardı. Haiti bölgedeki direniş hareketleri için yardım ve motivasyon kaynağı olduğu gibi, aynı zamanda, bölgedeki siyahlar için adeta kaçıp sığınılabilecek bir yeryüzü vahası olarak görülüyordu. Nitekim Birleşik Devletler başta olmak üzere Haiti, 1800’lerin ilk yarısı boyunca bölgeden pek çok sığınmacıyı kendine çekti.

 Bölgedeki siyasi ve toplumsal etkilerinin yanı sıra Haiti, bölgede bazı ekonomik değişikliklere yol açtı. İsyan sürecinde dünyanın bir numaralı şeker üreticisi olan bu kolonide, şeker plantasyonlarının büyük ölçüde tahrip edilmesiyle şeker üretimi sekteye uğramıştı ve bunun sonucu olarak şeker plantasyonları Küba, Porto Riko, Jamaika gibi çevre kolonilere yayılmıştı. Haiti’de bastırılan kölelik, 1800’ün ilk yarısında çevre kolonilerde azdı. Haiti Devrimi’nin dünya şeker talebine vurduğu darbe, Haiti’deki plantasyon ekonomisinin çöküşü ile birlikte bu çevre kolonilerde şeker üretimine ve şeker plantasyonlarına yatırım artırdı. Bir başka ekonomik etki, köle emeğinin sürdürülebilirliğinin şüpheli hale gelmesiyle ortaya çıktı. İngiliz ve Fransız ordularının Saint-Domingue’i zapt etme konusunda uğradıkları başarısızlık, alternatif emek biçimleri hakkındaki tartışmaları güçlendirdi ve hükümet liderlerinin Karayiplere köle akışını sınırlandırmasını kolaylaştırdı. Nitekim İngiltere, 1807’de köle ticaretini kaldıran bir yasa çıkardı.

 Saint-Domingue’deki Devrim süreci, bir toplumun entelektüel, sınıfsal, ekonomik, hukuki, siyasi, vd. alanlarda kökten dönüşümü kısa bir sürede yaşadığı nadir bir kesittir. Dönüşümün keskinliği ve hızlılığı, şiddetin yoğunluğu ve yaygınlığı ile mümkün olabilmiştir. Ekonomik dönüşümün merkezinde büyük ölçekli üretim birimleri olan plantasyon üretiminden, plantasyonların tahrip edilmesi ve kölelerin bu üretim birimleri ile bağlarını koparmasıyla küçük ölçekli, kendi kendine yeterli ya da hane halkı birimlerde üretimin ağırlıkta olduğu bir yapıya evrilme söz konusudur. Sınıfsal bileşim ve toplumsal yapı, yönetici aygıt ve ideolojik formasyon gibi öğelerin yaklaşık 15 yıllık süreçte uğradığı dönüşüm, sert bir değişimden çok devrimci bir kopuşun ürünüdür.

 Saint-Domingue’de şiddet, Devrim’in motorudur. Bu motorun devindiricisi ise kölelerdir. Hemen her toplumsal ve siyasal olgunun farklı öğelerin iç içe geçtiği bir bileşim olması, baskın öğenin ayrıştırılmasını güçleştirir ve gerektirir. Haiti Devrimi’ni mümkün kılan politik özne, diğer etkenler ne olursa olsun, siyahların köleliğe herhangi bir koşulda dönmeyi kabullenmeyen, kırılamayan direniş iradesidir ve bu irade şiddet kullanarak mücadele veren devrimci eylemle kendini açığa vurur. Kölelerin kitlesel özgürlük arzusu, diğer öğelerle kesişim halindeyken onlara baskın ve devrimci bir kopuşu zorlayıcı hale gelir. Kendi kendine örgütlenen ve silahlanan siyah kitlelerin varlığı ve mücadelesi, Haiti Devrim’inde en etkin yıkıcı ve kurucu güçtür.

 Haiti’dekiler eylemleriyle başka bir yönü göstermişlerdi. Tek istedikleri kendi arzularını gerçekleştirmekti. Ama eylemlerin konumlandığı simgesel bağlam, onları, bize, ölümüne verilen bir politik özgürlük mücadelesi olarak yansıtırken bu somut şiddet büyük bir imgesel ve simgesel şiddeti yerle bir etmişti: İradilikten yoksun sayılmış siyahın, uygarlaştırmayı yürütme tekeline sahip beyazın iradesine mutlak tabiliği. Bu ırkçı ideolojik ve kültürel motifin yıkılmasının altında öte yandan, kendi arzularına setler çekmeye girişen iktidar aygıtına karşı kitlelerin belirli bir politik direnç bilincini eylemlerinde var etmesiyle o eşiği geçmesi yatar: Edilgenleştirilen öznelerin etkin öznelere karşı edilgenleştirici etkinleşmesi; baskılananların baskılayanı baskılayan konumundan etmesi. Bütün bir politik tarih ya da politik mücadeleler tarihinde bu eşiğin geçilmesi az sayıda örnekte gerçekleşmiştir. Haiti Devrimi de onlardan biri ama kendi özgüllüğüyle, ırkçı tabuları ve özellikle ırkçı söylemin altında gizlenmiş bulunan sömürme iradesini yerinden eden kendine özgülüğüyle bu az bulunur kesitlerden biridir: Irkçılık, kölelik, sömürü, tahakküm gibi astlık-üstlük karşıtlık düzeylerini hep birden barındıran ve kolektif öznenin müzakere tanımayan kopuşçu iradesiyle siyasal egemenlik ilişkisini tüm bu katmanlarıyla tersine çeviren bir devrim kesiti. Yalnızca bu kesitin içinde tarihi yapanlar, kölelerdir.

KAYNAKÇA

Basılı Yayınlar

- BETHELL, Leslie (ed.), The Cambridge History of Latin America, Cilt: 3 “From Independence to c. 1870”, Cambridge University Press, ABD, 2002

- COUPEAU, Steeve, The History of Haiti, Greenwood Press, ABD, 2008

- DUBOIS, Laurent, Avengers of the New World: The Story of the Haitian Revolution, The Belknap Press of Harvard University Press, ABD, 2004

- FICK, Carolyn E., The Making of Haiti: The Saint Domingue Revolution from Below, University of Tennessee Pres, ABD, 2000

- GARRIGUS, John D., Before Haiti: Race and Citizenship in French Saint-Domingue, Palgrave Macmillan, ABD, 2006

- GASPAR, David Barry ve GEGGUS, David Patrick (ed.), A Turbulent Time: The French Revolution and The Greater Caribbean, Indiana University Press, ABD, 1997

- GEGGUS, David P. (ed.), The Impact of the Haitian Revolution in the Atlantic World, University of South Carolina Press, ABD, 2001

- MUNRO, Martin ve WALCOTT-HACKSHAW, Elizabeth (ed.), Reinterpreting the Haitian Revolution and Its Cultural Aftershocks, University of the West Indies Pres, ABD, 2006

- ÜNLÜ, Barış, 200. Yıldönümünde Haiti Devrimi, Birikim Dergisi, Sayı: 187, Birikim Yayıncılık, İstanbul, 2004

Online Yayınlar

- Bob Corbett’in online “Haitian History” dersi ders notları, Yaz 2005

(http://www.hartford-hwp.com/archives/43a/index-aa.html)

- KNIGHT, Franklin W., The Haitian Revolution  (http://www.historycooperative.org/journals/ahr/105.1/ah000103.html)

- HALLWARD, Peter, On The Bicentenary of Haiti’s Independence (http://www.radicalphilosophy.com/default.asp?channel_id=2187&editorial_id=14344)

- The Louverture Project (http://thelouvertureproject.org)

(Beşinci ve Son Bölüm’ün Sonu)

*Kerim Bilgin: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi Bütünleşik Doktora Öğrencisi. Bu makale Doç. Dr. Filiz Zabcı’nın “Kapitalizm ve Sömürgecilik” dersi için hazırlanmış ve sunulmuştur.



Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
"Küba'ya 16 Eylül 2009'da resmi ziyarette bulunan Hırvatistan Devlet Başkanı Stjepan Mesic, adayı ziyaret eden ilk Avrupalı Devlet Başkanıdır."
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org