[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Zapatistaların ateşi ve sözü – Ekin Bilginoğlu
- - 14 Haziran 2010

Sis ormanın yüzüne çektiği maske. O, zulme uğrayan çocuklarını böyle gizliyor. Sisten çıkıyor ve sise dönüyorlar. Chiapas yerlileri heybetli elbiseler giyiyor, süzülerek yol alıyor, susuyor ya da usul usul konuşuyorlar. Hizmetkarlığa mahkum bu prensler, ilk oldular ve artık sonlar. Topraklarından ve tarih kitaplarından dışarı atıldılar, siste ve sırda sığınak buldular. Oradan maskeleriyle çıktılar; kendilerini aşağılayan iktidarın maskesini indirmek için…

-Eduardo Galeano, Tepetaklak: Tersine Dünya Okulu

Mücadele bir çember gibidir, her noktasında başlar ama asla bitmez!

-İsyancı Sıfırıncı delege Subcomandante Marcos

31 Aralık 1993, yani 1993’ü 1994’e bağlayan gece, yani Meksika Cumhuriyeti’nin ABD’yle imzalamış olduğu Serbest Ticaret Antlaşması’nın yürürlüğe gireceği güne bağlanacak olan gece, Meksika’nın Chiapas eyaletinde başka türlü yaşandı. Sabaha karşı Chiapas’a bağlı yedi ilçenin kamu binalarını ele geçiren yüzleri maskeli ve silahlı binlerce kişi Latin Amerika ve dünya tarihinde yeni bir sayfa açıyorlardı. Biraz pasaklı, ucu hasretle yakılmış ve saman bir sayfa da olsa, yeni bir sayfa yeni bir sayfadır.

Kendilerine Zapatistler diyen isyancılar, herşeyin az’ı ve hep’i olanlardı. Az beslenmiş, az gelişmiş, az yakışıklı, az güzel ve az yaşayanlardı. Hep yok sayılan, hep ezilen, hep çalışan, sömürülen ve hep ölenlerdi. O kadar hep ölüyorlardı ki, isyan ederken en güvendikleri şey zaten ölü oldukları için bir daha öldürülmelerinin mümkün olmamasıydı. Çok olan sadece söyleyecekleri sözlerdi. Onu söylemek için silaha sarılmışlardı.

Davaları kocaman olan küçük insanlardı, iktidarı almayı değil yıkmayı seviyorlardı, ele geçirmektense inşa etmeyi yeğliyorlardı. Kendileri hariç kimseyi temsil etmiyorlardı, üçün beşin hesabını yapıyorlardı. Sözlerini kürsüde değil yuvarlak masalarda söylüyorlardı, yuvarlak masalarda herkes birbirini görür.. Öyle bir masaydı ki bu, temeli “dün”, örtüsü “bugün” ve gıdası “yarın”dı. Kırılmayan, dayanıklı bir masaydı bu, isyanlarda banka camlarına neşeyle fırlatılan küçük taş parçalarından yapılmıştı.

Başka türlü yürüyen yayalardı, bir trenin heybetli geçişini kayıtsız gözlerle seyretmek yerine, yüzlerinde hafif bir gülümsemeyle tren rayına yaklaşıyorlar ve ayaklarını rayın üzerine koyuyorlardı. Olanca masumluklarıyla güçlü marşandizin ayaklarına çarparak raydan çıkacağına inanıyorlardı.

Öyle masumlardı ki, bir elma ağacı diktiklerinde, bunu, günün birinde kendileri yokken, herhangi biri gelip, dalından olgun bir elma koparabilsin ve onu nasıl yiyeceğine karar vermek için kendini yeterince özgür hissedebilsin diye yapıyorlardı; elmayı meyve olarak mı yoksa püre olarak mı yer, sadece suyunu mu çıkarır ya da üşenmeyip elmalı gazoz mu yapar, onu pek umursamıyorlardı.

Tıpkı öteki kuşlar gibi Zapatizmin de doğacağına, diğerleriyle ve diğerlerinde kendini yeniden üreteceğine, nihayet öleceğine ve yine bir kuş yasası gereği, bütün heybetli heykellerin üzerine pisleyeceğine inanıyorlardı.

İsyanlarının yıldönümünlerini marşlar ve geçit törenleriyle değil şenlik ateşi ve danslarla kutluyorlardı, yiyor içiyor ve sevişiyorlardı. Hata yapmaktan korkmak gibi bir huyları yoktu ama çok düşünürlerdi. Çoğunluk yönetimi falan da değillerdi, tekilliklerin oluşturduğu çok’u kuruyorlardı, saflığa inat melezlenebildikleri kadar melezleniyorlar ve tekliğe inat çoğalabildikleri kadar çoğalıyorlardı. İtaat ederek hükmetmekten daha büyük otorite tanımıyorlardı. Bir âlemlerdi.

Peki bu kendileri bizatihi bir âlem olan kadınlar ve erkekler neden önemliydiler? Kuşkusuz herşeyden önce itaatsiz oldukları, isyan ettikleri ve yeni bir dünya kurmak için önceden belirlenmiş bir saati beklememeleri nedeniyle (adettendir ya, 1 Ocak 1994 sabahı sadece kamu binalarını değil bütün saatleri de kurşunlamışlardı). Sovyetler Birliği’nin ve diğer sosyalist rejimlerin çözüldüğü, tarihin sonunun ilan edildiği (ki Zapatistlerin militan destekçisi Rage Against The Machine grubunun “Sleep Now in the Fire” şarkısında Fukuyama’nın bu ilanına gereken yanıt verilir) ve neo-liberal ideolojinin meşruiyetinin sorgulanmasının ayıp sayıldığı bir acayip zamanda, neo-liberalizmin erken ölümünü ilan etme şerefi onlara nail olmuştu.

Neo-liberalizmin çöküşünü teşhir eden Zapatistler (ki teyidi ’99 Seattle’ında olacaktı), sonrasında sosyal forumların hız verdiği alternatif enternasyonal dayanışma pratiklerine ilham ve destek verecekler, gerilla hareketlerinin yenilmesinin ardından küllenen Latin Amerika’daki isyan ateşini yeniden harlayarak, Hugo Chavez’in (ve öncesinde Caracazo ayaklanmasının), Bolivya devriminin, Ekvador’daki isyanların, Arjantin’de barikatçılar ve fabrika işgalcilerinin, Nikaragua’da Sandinistler’in yeniden doğuşunun ve Latin Amerika entegrasyonuna dönük çabaların önünü açacaklardı. Onlarınkisi bir piyade saldırısıydı, öyle ya, piyadeler erken ölürdü ama savaşı da onlar kazandırır ya da kaybettirirdi.

Eduardo Galeano (adını pek sık anılası insan), “Pek çok umut kaynağı var. Umudun içecek suyu olmasa susuzluktan ölürdü. Neyse ki büyük kalabalık insan grupları var, Zapatistalar gibi, topraksız köylüler gibi… Tek olası dünya bu değil. Gerçeklik her sabah yenidne doğan bir çarpışma. Kim 1 Ocak 1994’te ormanın içlerinden Zapatistaların çıkacağını söyleyebilirdi. Kimse bunu öngörmedi ve şapkadan tavşan çıktı. Bu şu demek, hâlâ hayat var, uslu uslu boyun eğmeyi reddedenlerin arzusu…” diyordu ya, ne güzel de diyordu.

Zapatistler ateş etmeleri gereken yerde ateş ediyorlar, söz söylemeleri gereken yerde de sözlerini söylüyorlardı. İktidarların ötekileştirdiği ezilenlerle dayanışarak, tüm “teferruatların” kurabileceği başka dünyaların şimdiden yaratılabileceğini ve bunun bir sözün ötesinde bir gerçekik olarak yaşanabileceğini kanıtlıyorlardı; bir isyan hareketi olarak yaşamaya ve yeni hayatlar ve tecrübe biçimleri yaratmaya devam ediyorlardı. Subcomandante Marcos’un alteregolarından Koca Antonio’nun dediği gibi, “her biri duydukları korku kadar küçük ve seçtikleri düşman kadar büyüktüler”.

Hep silahlıydılar ama sıktıklarında içinden su fışkıracak gibiydi, silahı komikleştirmişlerdi. Öyle ki, Amador Hernández’de yerli protestolarını taciz etmek için uçurulan ve kulağı sağır edici gürültüler çıkaran Meksika Hava Kuvvetleri’nin uçaklarına karşı derhal Zapatist Hava Kuvvetleri’ni kurmuşlardı, binlerce kağıttan uçak o gün federal ordu karargahını sürekli biçimde “bombalamıştı”.

Nihayet, yürüyerek ve büyüyerek, sorarak ve öğrenerek, konuşarak ve dinleyerek, özgürlükten, sonsuz hayattan, sevgiden ve aşktan yana, hayat için ve ölüme karşı, hayatla birlikte, şimdiden; şimdi ve gelecek için “ya basta!” diyen Zapatist isyancılardan dinlememiz gereken pek çok hikaye var, kolektivitenin yaratıcılığına ve sıradanlığın gücüne dair..

Ekin Bilginoğlu


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Honduras Anayasası'nın 3. Maddesi'nin, silahlı bir gücün iktidarı ele geçirmesi halinde halka İsyan hakkı tanıdığını biliyor muydunuz?
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org