[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Latin Amerika ve Türkiye: Kurmak ya da kurmamak! – Ekin Bilginoğlu
- - 12 Temmuz 2010

Neo-liberalizm söyleminin dünya çapında yaşamaya başladığı hegemonya kaybıyla birlikte küresel kapitalist sistemin yeni bir sermaye birikim rejimini henüz tarif edemediği içinde yaşadığımız geçiş dönemi, dünyanın pek çok coğrafyasında alternatif siyasal/ekonomik biçimlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Neo-liberalizmin arkasında yoksul, işsiz ve aç milyonlarca insanı bırakarak tam anlamıyla iflas ettiği Latin Amerika’da eski rejimlerin kurumsal çerçevesinden kopabilmek adına önemli kurucu meclis ve yeni anayasa deneyimlerinin yaşanması mümkün oldu.

En gelişkin ifadesini Venezüella, Ekvador ve Bolivya örneklerinde bulan kurucu meclis ve yeni anayasa deneyimleri, sistem karşıtı mücadele açısından önemli olanakları işaret ederken, Türkiye gibi bazı ülkelerde mevcut rejimin egemen sınıf içi dengelerinin sarsılmaya başlaması da yine –ama rejim içi– bir kurucu meclis ve yeni anayasa tartışmasını gündeme getirdi.  

Venezüella, Ekvador ve Bolivya: Neyi “kurabildiler”?

Kurucu meclislerin ve yeni anayasaların hayata geçirildiği üç ülkenin (Venezüella, Bolivya ve Ekvador) ortak noktalarına dikkat çekmek adına bu ülkelerde bu süreçlerin nasıl işlediğini görmek özellikle önemlidir. Her üç ülkede de neo-liberal reçetelerin getirdiği aşırı yoksullaşmaya karşı ciddi halk hareketleri mevcuttur.

Ekvador’da şimdiki devlet başkanı Rafael Correa’nın göreve gelmesine kadar geçen sekiz sene içinde (1997–2005) dört sağcı devlet başkanı kitlesel protesto ve isyanlar sonucunda istifa etmek zorunda kaldı. Bolivya’da suyun özelleştirildiği 2000 yılında patlak veren isyanlar ve sokak çatışmaları, 2003 yılında buna bir de “doğal gaz savaşları” eklenerek 2006 yılında sosyalist Evo Morales’in hükümet kurmasını sağladı. Venezüella’da bugün devlet başkanı olan Hugo Chavez 1998 yılında iktidara geldiğinde bütün ülkeyi kurucu bir meclis ve yeni bir anayasanın hayata geçirilmesi projesiyle dolaşmış durumdaydı. Kaldı ki Chavez neo-liberalizme karşı en kitlesel halk ayaklanmalarından biri olan “1989 Caracazo”dan* birkaç yıl sonra iki askeri-sivil ayaklanma girişimi düzenlemiş solcu bir subaydı. 

Nihayet her üç ülkede de yeni bir anayasa fikri, eski rejimin restore edilmesini değil, yıkılmasını ve yeni bir rejimin inşa edilmesini öngörüyor olması açısından önemliydi. Her üç ülkede de iktidara gelen liderler, ciddi halk ayaklanmaları ve toplumsal hareketlilik üzerinde yükseliyordu ve mevcut sermaye birikim rejimine karşı yeni bir programa sahiplerdi.

Her üç ülkede de yeni devlet başkanları, göreve gelmelerinin ardından bir kurucu meclisin seçilerek yeni bir anayasa hazırlanması girişiminde bulundular. Venezüella’da 1999 Bolivarcı Anayasa, tarihteki en ilerici anayasa örneklerinden biri olan 2007 Bolivya Anayasası ve 2008 Ekvador Anayasası, kurucu meclis tarafından hazırlanmaları ardından halkoyuna sunularak kabul edildiler.

Yeni anayasalar, çok uzun yıllardır siyasetten ve ekonomiden dışlanmış olan Kızılderili kökenlileri yeniden siyasete ve ekonomiye katıyor, onların kimliklerini tanıyor, atalarına ait olan ve sömürgeciler tarafından işgal edilmiş toprakları geri veriyor, çalışma saatlerini düşürüyor, emeğin sendikal örgütlenmesini her türlü hakkıyla birlikte garanti altına alıyor, kamulaştırma ve öz-yönetimlerin önünü açan düzenlemeler içeriyor ve nihayet yeni ve radikal bir düzenin çerçevesini çiziyorlardı.  

Neo-liberalizmle bağını koparmak: AKP neyi “kuramaz”?

Kurucu meclis ve anayasa tartışmalarının Latin Amerika’da da Türkiye’de de oldukça benzer jargonlarla yürütüldüğünü görmek kuşkusuz kafa karıştırıcı bir durum. Örneğin Venezüella’da Hugo Chavez (ülkenin 1811 yılından bu yana ortaya çıkan 4 Cumhuriyet rejimine atıfta bulunarak) kendi hareketinin ismini 5.Cumhuriyet Hareketi koymuştur. Ülkemizde de yeni bir anayasa hazırlanmasına dönük talepte bulunan kesimlerin bir kısmı bunun bir 2.Cumhuriyet olacağını söylemektedir.

Benzer biçimde Latin Amerika’dan örnek verdiğimiz üç ülkede de yeni anayasaya dönük kitlesel hareketlilikler ve siyaset biçimleri, (sicili ABD destekli darbeler ve müdahaleler yapmakla oldukça bozuk olan) orduların siyasete ve toplumsal alana müdahale etme kanallarının budanması, “statükonun” yıkılması, farklı etnik kökenlere sahip halkların kimliklerinin ve kolektif haklarının tanınması ve askeri müdahaleler döneminde gerçekleştirilen insan hakları ihlallerinin ortaya çıkarılarak sorumluların yargılanması taleplerini dillendirmekte ve kurucu meclisler bu talebe olumlu yanıt vermektedirler.

Ancak işte burada Latin Amerika ve Türkiye örneklerini birbirinden ayıran en temel meseleyi dillendirmek gerekmektedir: Neo-liberalizmle bağı koparmak. Venezüella, Bolivya ve Ekvador örneklerinin hepsinde kurucu anayasalar, neo-liberal sermaye birikim rejiminin sürdürülemezliğine referans veren yeni, kapsamlı ve radikal bir kurumsal, ekonomik, siyasal çerçeveyi inşa etmeyi; özelleştirmeleri geri almayı, güvencesiz çalıştırmanın her biçimini ortadan kaldırmayı, ucuz ve kaliteli gıdaya erişimi sağlamayı, çökertilen tarımı devlet desteği ve kredilerle yeniden diriltmeyi, doğal kaynaklar üzerinde kamu denetimini sağlamayı, yabancı sermayenin ve tekellerin her türlü imtiyazını ortadan kaldırmayı ve konsey ve meclis tipi örgütlenmelerle kitlelerin siyasete doğrudan katılımını teşvik etmeyi hedeflemektedirler.

Görüldüğü üzere Venezüella, Bolivya ve Ekvador’un “yeni” anayasaları, 21. Yüzyıl Sosyalizmi olarak adlandırdıkları bu kapsamlı dönüşüme atıfta bulunarak neo-liberal sermaye birikim modeliyle bağını radikal biçimde koparmaktadırlar. Ülkemizde AKP hükümeti tarafından hayata geçirilmeye çalışılan yeni anayasa ise mevcut rejimden kapsamlı ve radikal bir kopuşu iddiasını dillendirmesinin aksine, Türkiye kapitalizminin mevcut sermaye birikim rejiminin yaşadığı tıkanıklığı aşabilmek adına bir restorasyon girişimini ifade etmektedir.

Dolayısıyla yeni ve anti-kapitalist ya da en azından neo-liberalizm karşıtı bir perspektife ve karşı-projeye sahip olunmadığı ve iktidardaki siyasal özneyi bu karşı-projeyi talep eden toplumsal hareketlerin iktidara taşımadığı Türkiye örneğinde, “kurucu meclis” ya da “yeni anayasa”nın mevcut rejimin yeniden üretilmesinden çok uzak sonuçlar doğurmasını beklemek fazla iyimser olmak anlamına gelecektir.   

* Caracazo, 27 Şubat 1989’da Venezüella’nın başkenti Caracas’ta ve çevre ilçelerinde, IMF’nin direktiflerini izleyen dönemin devlet başkanı sosyal demokrat Carlos Andrés Pérez’in önerdiği serbest piyasa reformlarına karşı olan kendiliğinden protestolar, isyanlar ve yağmalar dalgasına verilen addır. Halkın tedirginliğinden doğan bu tepkiler beş gün sürmüş ve polis ve askeri güçler tarafından şiddetle ezilmiştir. Bir hafta süren ayaklanma sonucunda 3bine yakın kişi katledildi.


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
"Küba'ya 16 Eylül 2009'da resmi ziyarette bulunan Hırvatistan Devlet Başkanı Stjepan Mesic, adayı ziyaret eden ilk Avrupalı Devlet Başkanıdır."
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org