[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



NATO’nun önlenemez savaşı (İkinci Bölüm) –Fidel Castro
10 - 12 Mart 2011

Kaddafi, yalnızca 27 yaşındayken, Libya ordusundaki bir albay sıfatıyla, Mısırlı meslektaşı Abdül Nasır'dan esinlenerek 1969 yılında Kral I. İdris'i tahtından ettiğinde, tarım reformu ve petrolün ulusallaştırılması gibi devrimci önlemlere başvurdu. Artan gelirler iktisadi ve sosyal kalkınmaya ayrıldı; özellikle de çok az tarım arazisi içeren devasa çöl ülkesinde yaşayan azalmış Libya nüfusuna yönelik eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrıldı.

O çölün altında fosil sulardan oluşan muazzam genişlik ve derinlikte bir okyanus uzanıyordu. Deneysel bir tarım alanı hakkında bilgi edindiğimde, bunun gelecekte petrolden daha yararlı olacağı izlenimine kapılmıştım.

Müslüman halkların niteliği olan sıcaklıkla vaaz edilen din, bu Arap ülkesinde hala yaşayan güçlü aşiret eğilimini dengelemeye kısmen de olsa yardımcı oldu. 

Libyalı devrimciler, Küba’nın bir ilke olarak saygı gösterdiği yasal ve siyasal kurumları ile ilgili olarak kendi fikirlerini oluşturup benimsediler.

Libya önderliğinin sahip olduğu kavrayışlara ilişkin fikirler beyan etmekten bütünüyle kaçındık.

Birleşik Devletler ve NATO’nun temel endişesinin Libya olmadığını; fakat Arap dünyasında ortaya çıkan devrimci dalga olduğunu açıkça görüyoruz. Ortaya çıkan bu devrimci dalgayı her ne pahasına olursa olsun engellemek isteyecekler.

ABD ve NATO üyesi müttefikleri ile Libya arasındaki ilişkilerin, son yıllarda, Mısır ve Tunus’ta isyancıların belirmesine dek, mükemmel olduğu reddedilemez bir gerçek. 

Libya ile NATO liderleri arasındaki üst düzey toplantılarda Kaddafi ile kimsenin sorunu yoktu. Bu ülke en iyi kalite petrol, doğal gaz ve hatta potasyum için güvenli bir tedarik kaynağı idi. İlk on yıllarda aralarında ortaya çıkan sorunların üstesinden gelinmişti. 

Petrol üretimi ve dağıtımı gibi stratejik sektörler kapılarını yabancı yatırıma açtılar.

Pek çok kamu işletmesi özelleştirme kapsamına girdi. IMF bu operasyonların orkestra şefliğini üstlenerek rolünü oynadı.

Doğal olarak, Aznar Kaddafi’yi övgülere boğdu ve Blair, Berlusconi, Sarkozy, Zapatero ve hatta benim dostum İspanya Kralı, Libyalı liderin alaycı bakışları altında geçit töreni yaptılar. Mutlulardı.

Alaycı gibi görünsem de durum bu değil; yalnızca neden şimdi Libya’yı istila etmek ve Kaddafi’yi Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi önüne çıkarmak istediklerini merak ediyorum.

Günün 24 saati onu silahsız göstericileri vurmakla suçluyorlar. Neden Libya’nın sahip olduğu silahların ve özellikle de karmaşık baskı araçlarının Birleşik Devletler, Büyük Britanya ve Kaddafi’nin diğer meşhur düşmanlarınca sağlandığını dünyaya açıklamıyorlar?

Libya’nın istilası ve işgalini meşrulaştırma girişimi çerçevesinde şimdi kullandıkları sinizm ve yalanlara karşıyım. 

Kaddafi’yi son ziyaretim 2001 Mayısında gerçekleşti. Bana 15 yıl önce Reagan’ın saldırıda bulunduğu oldukça mütevazı evinin ne halde olduğunu göstermek için beni oraya götürmüştü. Doğrudan havadan vurulmuştu ve ciddi biçimde hasar görmüştü. Üç yaşındaki küçük kızı bu saldırıda öldü; Ronald Reagan tarafından öldürüldü. NATO, İnsan Hakları Konseyi ve hatta Güvenlik Konseyi tarafından alınmış saldırıyı önceleyen bir karar yoktu. 

Daha önceki ziyaretim 1977 yılında gerçekleşti; Libya’nın devrimci sürecinin başlamasından sekiz yıl sonra. Trablusgarp’ı ziyaret ettim; Sebha’daki Libya Halkları Kongresi’ne katıldım; devasa fosil suları denizinden çekilen suların kullanıldığı ilk deneysel çiftlikleri gezdim; Bingazi’yi gördüm ve sıcak bir karşılanma yaşadım. Son dünya savaşının tarihi muharebelerine sahne olmuş efsanevi bir ülkeydi burası. Aynı zamanda nüfus ancak altı milyona dayanmıştı ve sahip oldukları devasa hafif yağ ve fosil suyu miktarından habersizdiler. O tarihe kadar eski Portekiz Afrika kolonileri özgürleştirilmişti.

Angola’da, Birleşik Devletler tarafından kabile temellerine dayanarak örgütlenen paralı asker çetelerine, Mobutu hükümetine ve iyi silahlanmış ve eğitilmiş ırkçı apartheid ordusuna karşı 15 yıl savaşmıştık. Bugün bildiğimiz üzere Birleşik Devletler’den gelen talimatları izleyen bu ordu, 1975 yılında bağımsızlığına kavuşmasını önlemek için Angola’yı istila etti ve motorize birlikleriyle Luanda’nın eteklerine ulaştı. Pek çok Kübalı eğitmen bu vahşi istilada hayatlarını kaybettiler. Acilen kaynak sevk ettik.

Kübalı birlikler ve Angolalılar tarafından Güney Afrika tarafından işgal edilen Namibya sınırına sürülüp ülkeden çıkarılana kadar, 13 yıl boyunca, ırkçılar, Angola’daki devrimci süreci likide etme misyonunu üstlendiler.

Birleşik Devletler ve İsrail’in arka çıkmasıyla nükleer silahlar geliştirdiler. Kübalı ve Angolalı birlikler kara ve hava kuvvetlerini Cuito Cuanavale’de yenilgiye uğratıp riskleri göze alarak ve geleneksel taktikler ve silahlar kullanarak Namibya sınırına ilerlediklerinde bu silaha çoktan sahiptiler. Burada apartheid birlikleri direnmek istediler. Tarihlerinde ikinci kez birliklerimiz bu tür silahlarla saldırıya uğrama riski altındaydı: 1962 Ekiminde ve güney Angola’da. Fakat bu ikinci kez, Güney Afrika’nın sahip olduğu silahları kullanmasına fırsat vermeden bu tiksinti veren sistemin sonuna işaret eden zaferi kazandılar. Bu olaylar Birleşik Devletler’de Ronald Reagan ve Güney Afrika’da Pieter Botha hükümetleri zamanında oldu.

Kimse bundan bahsetmiyor ve kimse emperyalist sömürünün çaldığı yüz binlerce yaşamdan söz etmiyor.

Arap halklarının etrafında bir başka büyük risk dolaşırken bu gerçekleri hatırlamaktan üzüntü duyuyorum, çünkü yağma ve baskının kurbanları olmaya devam etmekten kendilerini kurtaramıyorlar. 

ABD ve NATO’nun son derece büyük bir korku duyduğu Arap dünyasındaki devrim, tüm imtiyazları kullananların karşısında haklarından mahrum olanların devrimidir ve bu nedenle Bastille’in ateşe verildiği 1789’da Avrupa’da patlayan devrimden beri yaşanan en köklü devrimdir.

Devletin kendisi olduğunu iddia eden 14. Louis bile Suudi Kralı Abdul kadar ayrıcalığa sahip değildi. 14. Louis, bu çöller ülkesindeki yeraltında yatan muazzam zenginliğe sahip değildi. O zenginlik ki, yanki ulusötesi şirketler tarafından çıkarılıyor ve dünya fiyatları da aynı şirketler tarafından belirleniyor.

Libya’daki kriz ile birlikte Suudi Arabistan’dan çıkarılan petrol günlük bir milyona ulaştı. Asgari bir masraf karşılığında ülkenin ve ülkeyi kontrol edenlerin gelirleri de günlük milyar doları buldu.

Hiç kimse elbette Suudi halkının para içinde yüzdüğünü hayal edemez. Çok düşük maaşlara günde 13-14 saat çalışan inşaat işçilerinin hayat koşulları üzerine okuduklarımız yürek parçalıyor.

Yemen, hatta Bahreyn ve yüksek gelirli Arap Emirlikleri, yüksek Suudi hiyerarşisi mevcut yağma düzenini sarsan devrimci dalganın alarmıyla, sadece Mısır ve Libya’daki işçi olaylarının değil, ama aynı zamanda Ürdün’deki işsiz gençliğin, Filistin’deki işgal altındaki toprakların tedirginliği içindedir. 

Arap halkları diğer zamanlardan farklı olarak ilk kez anbean olağanüstü derecede maniple edilmiş bilgilerle olsa da olaylardan haberdar oluyor.

Ayrıcalıklı kesimlerin statükosu için en kötü olan, yaşanan sert olayların gıda fiyatlarındaki artışla ve iklim değişikliğinin yıkıcı etkisiyle çakışmış olmasıdır. Böyle bir durumda bile dünyadaki en büyük mısır üreticisi ABD bu sübvanse ürünün yüzde 40’ını ve soyanın önemli bir bölümünü otomobilleri beslemek için yakıt üretmek üzere harcıyor. Tarım ürünleriyle ilgili en iyi bilgiye sahip Amerikalı ekolojist Lester Brown tabii ki bize şu anki gıda durumu ile ilgili daha iyi bir fikir verebilir.

Bolivarcı başkan Hugo Chávez Libya’da NATO müdahalesi olmadan bir çözüme ulaşmak için cesur bir hamle yapıyor. Müdahale gerçekleştikten ve halklar Irak’ta yaşanan vahşi tecrübenin tekrarını diğer ülkelerde yaşadıktan sonra değil, müdahaleden önce, geniş bir fikir hareketi yaratılabilmiş olsaydı, Chavez’in amacına ulaşma ihtimali yükselirdi.

Görüşün Sonu.  

 

Fidel Castro Ruz

3 Mart 2011

22:32


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Honduras Anayasası'nın 3. Maddesi'nin, silahlı bir gücün iktidarı ele geçirmesi halinde halka İsyan hakkı tanıdığını biliyor muydunuz?
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org