[Anasayfa] [Hakkımızda] [Dosya] [İletişim] [Sendika.Org]
 
Ülke Arşivi:
· Arjantin
· Bolivya
· Brezilya
· Dominik Cumhuriyeti
· Ekvador
· El Salvador
· Guatemala
· Guyana
· Haiti
· Honduras
· Kolombiya
· Kostarika
· Küba
· Latin Amerika Genel
· Meksika
· Nikaragua
· Panama
· Paraguay
· Peru
· Porto Rico
· Surinam
· Uruguay
· Venezüella
· Şili


Tema Arşivi:
· Anti-ALCA & Anti-Kapitalizm hızlı okuma 7 günde ingilizce Dizi izle,full dizi izle,
· Ekoloji & Tarım escort escort bayan istanbul escortbets10seo linux hack
· Emperyalizm, Direniş & Kıtasal Bütünleşme
· Gençlik hareketleri
· Kadın & Cinsel Özgürlük Hareketleri
· Kamulaştırma
· Seçimler & Partiler
· Toplumsal Eğitim & Toplumsal Sağlık
· Yerli Halklar & Otonomi
· İnsan Hakları
· İsyan, Devrim & Sosyalizm


Yazar Arşivi:
· Alan Woods
· Christian Parenti
· Cüneyt Göksu
· Eduardo Galeano
· Federico Fuentes
· Fidel Castro Ruz
· Güneş Çelikkol
· James Petras
· Metin Yeğin
· Tom Lewis



Guatemala: Rigoberta başkanlığa! -Güneş Çelikkol
5 - 19 Şubat 2007

Yirminci yüzyıl daha yeni başlamıştı ki, Orta Amerika'daki Guatemala bir ülke olmaktan çıkıp çokuluslu bir şirketin çiftliğine dönüştü. Diktatör Manuel Estreda Cabrera'yı bağlayan ABD merkezli tarım tekeli United Fruit Company 1901'de yapılan bir anlaşmayla tüm ülkeyi kendi fabrikasına, yurttaşları da burada çalışmaktan başka seçeneği olmayan kölelere çevirmişti.

Guatemala hem dünyanın en büyük muz üreticisi hem de yoksulluğun ve siyasal baskıların hüküm sürdüğü bir cehennemdi o yıllarda. Toprakların yüzde 70'inin nüfusun yüzde 2'sinin elinde toplandığı ülke gayet saçma biçimde, ne kadar çok üretirse o kadar fazla yoksullaşıyordu.

SOSYALİST UMUT VE DİKTATÖRLÜK

Yoksulluk ve baskılardan illallah diyen Guatemala halkı sonunda örgütlendi, ayaklandı ve diktatör Jorge Ubico'yu 1944'te devirdi. Yalnızca Ubico'yu devirmekle kalmadı, kapitalizmin de üzerine yürüdü üstelik: Ülke tarihindeki ilk serbest seçimleri, komünist olmakla suçlanan Jose Arevalo Bermejo kazandı!

Önce Jose Arevalo, sonraki seçimlerde yüzde 65 oyla Jacobo Arbenz. Halkın oylarıyla iktidara gelen sosyalistler demokratik reformlar gerçekleştirdiler, grev ve sendikal örgütlenme hakları üzerindeki yasakları kaldırdılar, gelir dağılımındaki adaletsizliğin üzerine gittiler, tarım reformuna soyundular, dış ticarete vergi koymak gibi küstahlıklarda bulundular, üniversite özerkliğini ve anayasal hürriyetleri güvence altına aldılar.

Böyle durumlarda hemen her zaman tanık olunduğu üzere tarım tekellerinin imdadına hızır gibi yetişen ABD, bir askerî darbeyle son verecekti tüm bu hikâyeye. Bunun üzerine diktatörlüğe karşı demokrasiyi savunan, geniş işçi kitlelerine dayanan gerillaların yasadışı rejime karşı silahlı direnişi başladı. Gerilla hareketine karşı devlet terörü, 1962'den 1996'ya tam 34 yıl süren iç savaşta 300 bin kişinin yaşamına mal oldu.

YOKSULLUĞA VE AYRIMCILIĞA KARŞI

Rigoberta Menchu barışçıl sosyalist hayallerin kurşunlarla, bombalarla yıkıldığı sırada, 1959'da doğmuştu. Maya yerli halkının Quiche koluna mensup ailesi çok yoksul olduğundan daha beş yaşında kahve işçiliğine başladı. Aşırı yoksulluktan, yerlilere dönük ırkçılıktan, maço kültürün güçlü olduğu ülkedeki kadınlara karşı ayrımcılıktan çekmediği kalmayan Rigoberta, Ulusal Çiftçi Komitesi'ne (CUC) katılarak tüm bunlara karşı mücadeleye koyulduğundaysa 19 yaşındaydı.

Politik baskılardan dolayı 1981'de Meksika'ya sığınan Rigoberta Menchu kısa zamanda yoksulluğa, ırkçılığa, cinsel ayrımcılığa karşı mücadelenin lider isimlerinden birine, Guatemala halkının vicdanına dönüştü. 1991'de Birleşmiş Milletler Yerli Hakları Bildirgesi'nin yazılışına katıldı, 1992'de Nobel Barış Ödülü kazandı, 1992-1993'te Amerika kıtalarındaki yerli halklar direnişinin beş yüzüncü yıldönümü etkinliklerinin başını çekti.

Doksanlı yıllardan itibaren çevreyi kirleten çokuluslu şirketlere karşı ekoloji, ilaç tekellerine karşı toplumsal sağlık kampanyalarına önderlik eden Rigoberta yine bu dönemde, Amerika kıtalarının yerli halklarının ortadan kaldırıldığı soykırımın uluslararası ölçekte tanınması yolundaki mücadelenin de ön saflarında yer aldı.

Ancak Rigoberta Menchu'dan şu anda söz etmemizin tüm bu anlatılanlar yanında özel bir sebebi var. Zira, Kurtuluş Teolojisi öğretisini benimseyerek mücadelesini Katolik inancına dayandıran bu kadın, 2007'nin son çeyreğindeki seçimlerde sosyalistlerin başkan adayı olarak çıkacak Guatemala toplumunun önüne!

Yoksulluğa ve gelir dağılımındaki bozukluğa karşı önlemler alınmasını, jenerik ilaç üretiminin yasallaştırılmasını, soykırımın ve yerli haklarının tanınmasını, iç savaş yıllarındaki soykırımın sorumlularının yargılanmasını, cinsiyetler arası eşitliği, doğanın korunmasını sağlamak üzere başkanlığa oynayan Rigoberta belli başlı iki büyük sol çevrenin desteğini alıyor.

İKİ SOL ÇEVRE ARASINDA

Bu çevrelerden ilki iç savaşta devlet teröristlerince ortadan kaldırılan kayıpların akıbetini soruşturan ve adalet talep eden Apoyo Mutuo grubu kurucularından Nineth Montenegro liderliğindeki Guatemala için Buluşma (Encuentro por Guatemala). Diğeri ise eski gerilla hareketinin devamcısı konumundaki Guatemala Ulusal Devrimci Birliği (URNG). Geçtiğimiz aylarda her iki çevre de Rigoberta Menchu'ya kendi listelerinden aday olmasını önermişti. Her iki kesimle de görüşmeler yapan Rigoberta büyük olasılıkla URNG'nin de desteğini alan bir Encuentro adayı olarak girecek seçimlere.

Rigoberta Menchu seçimleri kazanırsa vaatlerini yerine getirebilir mi, bu soruyu şimdiden yanıtlayabilmek o kadar da kolay sayılmaz. Ancak şimdiden emin olabileceğimiz bir hakikat var. Kadınlara karşı şiddet ve ayrımcılığın dünyadaki en uç örneklerinin yaşandığı, kadınlara karşı soykırım kavramına esin kaynağı olan bu ülkede bir kadının iktidara gelmesi; dev tarımcılık şirketlerinin herhangi bir ülkede rastlanandan çok daha öte bir egemenlik kurup resmen mülkiyetine geçirdiği bu ülkede bir tarım işçisinin başkan olması; devlet terörizminin öyle böyle değil neredeyse ülkeler arası bir savaşta görülebilecek kadar kan döktüğü bir ülkede başkanlık koltuğunun bir insan hakları savunucusuna geçmesi, başlı başına bir devrim sayılabilir zaten. Şurası kesin ki, Rigoberta'nın başkanlığı işçilere, yerlilere, kadınlara, doğaya, özgürlüklere, insanî olan her şeye düşmanlık besleyen zorbaların suratında patlayan okkalı bir şamar olacak.

[Bu yazı Birgün gazetesinin 18 Şubat tarihli nüshasından alınmıştır]


Fotogaleri

EZLN Kamplarında 75 Gün

Telesur

Telesur Canlı Yayın

Prensa Latina

Latin Amerika Haber Ajansı

Bolivarsomostodos

Bolivarsomostodos
Türkçe

Bağlantılar

Desde El Sur

Ansiklopedik

Ansiklopedik Bilgiler
Wikipedia

Biliyor musunuz?
Küba Anayasa’sına, 2002 yılında eklenen bir maddeyle “Devrimin sosyalist karakterinden geri dönülmeyeceği” ilkesi, Türkiye Anayasasındaki 4. Madde gibi değiştirilemez hüküm olarak sabitlenmiştir!
 
  Tüm içerik kaynak göstermek koşuluyla izin almadan kullanılabilir. copyLEFT by Sendika.Org